Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Mustafa Kemal Erdemol

Tarihçi

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:33 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:33

Tarih, bir bilim dalı olarak elbette masumdur. Kimin lafıdır bilemem ama “tarih korkaktır, çünkü insanların/olguların arkasından konuşur” diye bir vecize vardır. Hepsi bu. Fazla ileri geri konuşulmaz Tarih hakkında. Çünkü, tüm insanlığın yapıp etmelerindeki çarpıtmaları Tarih’in kendisi yapmaz. Onu bir de “yazan” vardır, ki, sıkıntının başladığı yer burasıdır.

Kendisine tarihçi sıfatını yakıştırmış, “sol artığı” bir zatın, ülkemizin en karanlık dönemlerindeki, en kanlı olaylardan biri olan 1 Mayıs 1977 katliamına ilişkin olarak yaptığı bir değerlendirmede, “olayları devletin değil, sol grupların çıkarttığını” söylediğini okuyunca, tarihin, “alçak” tanıklarla/sahte tanıklıklarla nasıl yazılabildiğini görmüş oldum.

Bir zamanlar, dönemin devrimcilerince, hiç de sol sayılmayan bir grubun içinde Maoculuk yaparak, sosyalist hareketi baltalama misyonu üstlenmiş olan zatın, yıllardır sağ çevrelerin iddia ettiği, öyle görülmesini istediği bir yalanı, “solun içinden gelmiş” biri kılığıyla tekrarlamış olması, hem o çevrelere haklılık kazandıran, hem de katliamın sorumlusu kontrgerillayı aklayan bir sonuç doğurmuş oluyor.

Tarih böyle de yazılıyor işte. Tarihin, kendisinin seçmediği, ama kendilerine fazlaca önem atfedenlerin birden bire fırlayarak kendilerini gösterdikleri bu tür “tanıkları” da var işte. Sadece kendisinin inandığı bir iddiayı, sadece kendisinin tanık olduğu sözde “diyaloglarla” ortaya atma cüretini gösteren herkes, tarihe “katkıda” bulunabilir. Ormanın tarihini yazan aslanın yanında ona eşlik eden sırtlanlar da olacak elbette?

Bu “Maocu artığı” zatın en acıklı tarafını tarihçiliği oluşturuyor. Bir tarihçi, sadece kendi duyduklarına bakarak tarih yazar mı? Aslanın kuyruğuna yüz süren sırtlan tavrına sahipse kişi, elbette yazar tabii ama meseleye egemenler penceresinden bakıp, egemenin en karanlık mekanizmalarını aklar duruma düşmek, bir “tarihçi” için yine de çok hazin.

Ne olmuştu 1 Mayıs 1977’de? Bu büyük günden haftalar önce Taksim meydanında bir provokasyon olacağı haberleriyle doldurulmuştu egemen medyanın yayın organları. Kitlesel katılımı engellemek, Türkiye’nin içine sokulduğu istikrarsızlaştırmayı derinleştirmek gibi bir çok nedeni vardı bu haberlerin yayılmasında. 1 Mayıs günü, meydan asker/polis kontrolündeyken, başını Aydınlıkçıların çektiği bir grubun gerginleştirdiği ortam, karanlık ellerin saldırısına yol vermişti. Yıllar sonra en ünlü “gizli” ajanımız Mahir Kaynak, bir devlet eli olduğunu açıklamıştı bu korkunç trajedide.

Sanki olanı biteni bilen kimse yokmuş gibi, biraz da şimdi, sadece kendilerine sunulan kürsülerden konuşabilme şansına sahip olmanın da verdiği pervasızlıkla, bu zat ile benzerleri durumdan sol içi çatışmaları sorumlu tutabiliyor. Sırtlanın okur yazarlığı işte bu kadar. Ne okursa okusun, ne kadar eğitilirse eğitilsin, gözü hayat bulduğu leş ortamında hep. Oradan besleniyor ancak.

Devlet, tüm örgütlenmelerin en başarılısıdır diyenler haklıdırlar. Bunları yetiştirebildiğine göre gerçekten başarılıdır. Eskinin Maocusu iken de, günümüzün liberali iken de, bunların kıblesi hep devlet olmuştur. Tüm mekanizmalarıyla biat ettikleri devlet yani. Görüyoruz işte. Onun bekası için yapmayacakları şey yoktur. Sırtlan, onursuzluğunu, ancak aslanın iktidarında ondan yana olarak gizleyebilir. Orman kanununda bu var çünkü.

Yükselen dönemin değerlerinin maymuna çevirdiği adamlar bunlar. Solun yükseliş döneminde de maymundular, şimdi de. Muzun geldiği tarafa baş döndürmek asli işleri. Asla karşı olmadıkları ama “karşı oldukları” sanıldığı için devletçe zaman zaman itilip kakılmış olan bu zatların, devletle barışma çabaları bunlar. Makbul olmanın yolu, bu barışmadan geçer. Anladığımız bu.

Bildiğini saklamak soysuzluktur. Solun içinde olduğunu sandığı dönemde, “1 Mayıs katliamını solcular yaptı” demesi gerekmez miydi bu zavallının? Ortam uygun değildir o zamanlar. 35 yıl susup konuşmak, gerçeğe bağlılık duygusuyla değil, sırtlan karakterine sahip olmakla açıklanabilir ancak.

Şimdi, zihni yakınlık içinde olduğu muhafazakarların egemen olduğu bir ortamda, Maraş katliamını Alevilerin, 1 Mayıs’ı solcuların yaptığını söylemek ayıplanmaz.

Egemenlerin eteğinde herkes tarih yazar.

Verin sırtlanın eline kalem, o da yazsın.

Mustafa Kemal Erdemol 'ın Son Yazıları