Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Mustafa Kemal Erdemol

Seni Hitler Oğlu Hitler Seni

Yayın Tarihi: 07.05.2021 , 23:36 Güncelleme Tarihi: 07.05.2021 , 23:36

Frank Dermode, İngiliz romancı Lawrance'ın yaşamını anlattığı kitabının bir yerinde, "Batı insanı içine düştüğü her bunalımın açıklamasını ve bu bunalım karşısında izlemesi gereken davranış kurallarını, hep Kutsal Kitap'taki Vahiy bölümünde aramıştır" der.

Batılı Hristiyan bireyin inandığı kutsal kitaptan sorunlarına çözüm üretme ya da davranışlarını ona uydurma çabasında elbette bir gariplik yok. Sorun bazen, aklın olduğu kadar, imanın da sınırlarının aşılmasıyla başlıyor. Doğrudur, imanın da sınırı vardır, öyle ki aşıldığı anda imana ters tavırların gelişmesi pek mümkündür bu yüzden. Huizinga, Ortaçağ'da bazı Hristiyan azizlerin cesetleri kutsal sayıldığı için iman sahipleri tarafından saklanmak amacıyla parçalanmıştır , der örneğin. Teopatik, yani hastalıklı dindarlık denen şeydir bu.

Dermode'un sözünü ettiği arayışın bir sonucu olarak Joachim adlı bir teolog da bu Vahiy'in ışığında tarihi üçe ayırır. Oğul Çağı'nın çöküşünden sonra bir Ara Dönem yaşanacak, bunu da bir yenileniş dönemi ya da bin yıl süreceğine inanılan Kutsal Ruh çağı izleyecek.

Saf iman sahibi sözkonusu olduğunda bu inancın herhangi bir tehlikesi yoktur. Ancak yapıp ettiklerine, dini gerekçeler bulma ihtiyacındakiler, kendilerine gerekli olan desteği din kitaplarında arayıp, Joachim'inki gibi fikirlerle buluştuklarında, bunu tehlikeli bir silaha dönüştürdüler. Örneğin Naziler, başta Museviler olmak üzere karşıtlarına yönelik tüm kıyımlarını işte bu "teolojik zemin"e dayandırdılar. Joachim'in bin yıl süreceğini söylediği Kutsal Ruh Çağı'nın, Üçüncü Reich dönemine denk düştüğünü söylerlerdi salak Naziler.

Bu Vahiy'den esinlenerek yazdığı Ondokuzuncu Yüzyılın Temelleri adlı kitabı bir dönem Nazilerin başucu kitabı haline gelen Houston Chamberlain adlı ingiliz asıllı bir Alman da, bugünkü uygarlığın asıl kurucusunun Töton ırkı olduğuna inandırmıştı kendini. Bu ırkı Almanlar, Keltler ve Slavlar oluşturuyordu tabii. Böyle düşünenlerin ilk hedeflediği topluluk da, çok eski bir din olan Musevilikti. Özellikle 1800'lü yıllarda Musevilerin Tötonik kültüre zarar verdikleri iddiasıyla bir Musevi düşmanlığı oluşturuldu.

Yani Batı'da Musevi'ye düşmanlık, onun ticareti eline geçirmesi, faizci olması türü gibi nedenlerden değil, dini nedenlerden kaynaklanmıştır. Bunun üzerine bir de "yahudiler peygamberimizi öldürdüler" diye inandırılmış Hristiyan iman sahibinin öfkesini ekleyin, mesele aydınlanır.

İslamiyet'te de pek sıcak bakılmamakla beraber, Museviler ehli kitap sayılırlar. Bu, içinde redden çok kabulü barındıran bir inançtır. O nedenle bir müslümanın Musevi düşmanı oluşu anlaşılır bir tutum değildir.

Bunu ben biliyorsam, bir din dersi öğretmeni daha fazlasını biliyordur. İsrail Kara Kuvvetleri Komutanı'nın Türkiye karşıtı açıklamalarına bozulup, Hitler'in ruhu için helva dağıtan Kayseri Türk Eğitim-Sen Şubesi başkanı Ali İhsan Öztürk adlı din dersi öğretmeni de herhalde biliyordur. Bilmelidir. Bilmeden bu haltı yediyse, öğretmenlikten kovulmalı, bilerek yaptıysa inandığı dini açısından ciddi bir suç işlediği yüzüne vurulmalıdır.

Ali İhsan Öztürk adlı öğretmenin(!) ne dediği anlaşılmayan pek bir bozuk şu cümlelerine dikkat buyrun: "Hitler bey rüyamda, 'Bush'un Irak'ta yapmış olduğu katliamlar, soykırımlar ve insanlık suçu benimkinden daha mı geri ? Eğer siz bu şekilde devam ederseniz, hakkımı helal etmeyeceğim. Eğer hayrıma helva dağıtırsanız hakkımı helal ederim' dedi. Biz de Hitler beyin şerrinden ve gazabından korunmak için helva dağıttık".

Dinini iyi bilen bir müslümanın okkalı bir tokatını hak eden, İslami açıdan "günah" dolu lakırdılar bunlar. Bu din bilgisi öğretmeni(!), rüyaya çok önem verilen İslamiyet'te, müslümanlara rüyaların "rüya melekleri" ile yollandıklarından haberi yok belli ki. Rüya melekleri bir müslümanı yola getirmek için ona Hitler'i yolluyor, adamın ifadelerinden anlaşılan bu. Allah'a inananların, Hitler Bey'in gazabından korunmak için allaha sığınmak yerine, Hitler "beyi" sakinleştirmek için helva dağıtmalarına müslüman ne der, merak ediyorum doğrusu. Şeytandan korkan bir müslümanın, şeytan için helva dağıtması gibi bir şeydir bu. Kaldı ki , helva dağıtımının da İslamiyet'de yeri yoktur. Ermeni kardeşlerimizin adetidir bu, ama yıllar içinde, Türklerle, Kürtler de benimsemişlerdir. Ötesi yok. Bu zavallı din öğretmeni helvayı da İslami bir adet sanıyor.

Hitler gibi bir gayrimüslimin, rüyasına girdiği müslümana, "hayrıma helva dağıtmazsan, hakkımı helal etmem" dediğini düşünebiliyor musunuz? Öğretmen salak olmaz, doğru, ama salaktan öğretmen olur. Alın işte size örneği. Hitler Bey'i, rüyasında, gazabından korunmak amacıyla da olsa, neredeyse bir evliya gibi kabullenen bir islam dini öğretmeni var karşımızda. Ayrıca Hitler'in, bu öğretmenin üzerinde, "helal edilmeye muhtaç" bir de hakkı varmış demek ki. "Hakkımı helal etmem" dediğine göre.

İşte Türk-İslam Sentezi'nin yetiştirdiği öğretmen budur. Filistinlilere yapılan zulme karşı -çok da haklı olan- isyan duygularını, başka bir zulümden keyif alarak ifade ediyor. "İyi ki Hitler Musevileri kesti, biçti" demeye getiriyor. Ne anlıyoruz biz bu öğretmenin tavrından? Onun zulme itirazı olmadığını, sadece kime zulmedilmesi konusunda bir süşüncesi olduğunu anlıyoruz.

Bu din bilgisi öğretmenine (!) kininin, dinini, imanını bile sıfırladığını, bunun inandığı din açısından da yanlış olduğunu söyleyecek, ona Yusuf Suresi'ndeki Rüya bahsini hatırlatacak tek bir müslüman yok mudur Kayseri'de?

Helvayı yiyen bir kişinin, gazetecilerin, "helva kimin için dağıtılıyor?" sorusuna adıgeçen öğretmeni(!) göstererek, "Arkadaşın babası ölmüş herhalde. Onun için dağıtıyorlardır" demesine gülmüş çevredekiler.

Neden gülmüşler ki? Doğru söylemiş vatandaş.

Hitler, dünyadaki tüm alçakların, namussuzların, katillerin babası değil midir?

Mustafa Kemal Erdemol 'ın Son Yazıları