Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Mustafa Kemal Erdemol

Protesto

Yayın Tarihi: 07.05.2021 , 23:36 Güncelleme Tarihi: 07.05.2021 , 23:36

Google'da rastladım. Kanada'nın Quebec eyaletinde faaliyet gösteren kadın örgütleri, Myanmar'daki askeri cuntayı protesto etmek isteyen kadınlara, kullanılmış külotlarını adı geçen ülkenin büyükelçiliğine göndermeleri çağrısında bulunmuş. Umarım yalan değildir bu haber.

Hayvan kıyımını protesto etmek için, "kürk giymektense çıplak dolaşırız" diyerek, anadan üryan çıplaklığı sıradan bir seks gösterisine çevrilmekten kurtaran zeki protestocuların varlığından haberdar da olsam, işin içine külot girince, "protestoya dikkat çekmek için fazla mı uçuk davranmış çağrıyı yapanlar" diye düşünmedim değil. İfade ettiği anlam açısından, özellikle kadına ait her objeden zevk alanlara her zaman iyi bir malzeme olmuştur kadın iç çamaşırları. Quebec'li kadın örgütleri böyle bir malzemeyi öne çıkarmakla, "kendi ayaklarına kurşun" sıkmayacaklarına göre, bir nedeni olmalıydı bu tür protesto çağrısının.

Varmış.

Nedenini öğrenince, bu saygıdeğer kadınların, aslında, o gözü dönmüş erkeklere malzeme olma tehlikesine aldırmadan nasıl soylu bir protesto gerçekleştirmiş olduklarını anlayabildim. Myanmar'da, erkeklerin kadın iç çamaşırına dokunmaları uğursuzluk sayıldığından, cuntacı generallerin de batıl inançlarının güçlü olduğu düşünüldüğünden, protesto, külot yollayarak yapılmak istenmiş. Uğursuzluğu kendilerinde arayacaklarına, kadın iç çamaşırında görenler, binlerce kadın küloduyla karşılaşınca ne yaptılar acaba diye düşündüğümden, gülmem bir hayli uzun sürdü haberi okuyunca.

Demek ki, bir protestoyu gerçekleştirirken, iyi düşünmek, ince eleyip sık dokumak, hedeflenen kişi ya da kurumun hassas noktalarından haberdar olmak gerek. İşkence yapanlar, duyarlı protestoculardan daha fazla gösterebiliyorlar bu dikkati, canını yakmak istedikleri kurbanları karşısında. İnanmış bir Müslümanın, kadına nasıl baktığını bildiği için, Guantanamo üssündeki tutsak Müslüman erkeğin karşısına geçip çırılçıplak soyunan Amerikalı kadın askerlerden söz edildi bir ara, biliyorsunuzdur. Bir eylemi soysuz ya da onurlu yapan, beslenen niyet elbette.

Irak savaşıyla ilgili bir protesto gösterisinde Londra'da Başbakanlık binası önüne binlerce bebek patiği fırlatmıştık biz. Savaşta en çok çocuklar ölüyor diye. George Bush'un Türkiye ziyaretinden sonra, İstanbul sokaklarını ellerinde süpürgelerle temizleyen solcuların, böyle yaparak Bush'un kirli bir adam oluşunu ifade tarzlarına hayran kalmıştım.

Türkiye'nin, protesto kültürü öyle pek parlak sayılmaz benim bildiğim. Protestodan, sivil itaatsizliği, zararsız pasif direnişi anladığım için, çok acı sonuçlar doğurmuş olan ölüm oruçlarından, bireylerin bir amaç doğrultusunda yaşamlarına son vermelerinden söz etmiyorum. İşçilerin sakal eylemleri, oturma grevleri, elbette yararlı da olsalar, bir protesto kültürü oluşturmaya yetmiyorlar yine de.

Umutlu olmamıza yol açan bazı kıpırtılar var ama. Her ne kadar, "eşek yerine semerini dövmek" kabilinden sayılsa da, gelecek için bir ümit ışığı kabul edilebilecek kıpırdanmalar. Şimdilik, kullanım araçlarına ilişkin protestolar gerçekleştiriliyor Türkiye'de. Tüketici hakları konusunda bilinç güçlü olduğundan, bu çerçevede örgütlenmeler de gerçekleştirildiğinden, Batı'da pek olmayan cinsten protesto gösterileri bunlar. Başka alanlarda da umarız olur benzerleri.

Necmettin Yarlıgaç adlı bir vatandaşımız, satın aldığı 2007 model aracı sürekli arıza yaptığı için, sigortası olmasına rağmen kendisinden 2 bin 500 YTL para isteyen firmayı, işyerinin vitrinine ''siz de alıp üzülmeyin" ifadesini yazarak protesto etmiş. Firmanın kapitalist üretimin en asgari şartını bile yerine getirmediğini bilip bunu bilinçli bir siyasi tavıra dönüştürebilse, tüketici haklarının korunmasında, bireyselden çok toplumsal bir itiraza yol açabilecek tüketicilerden olması işten bile değil Yarlıgaç'ın. Şimdilik, arabası yüzünden bir itiraz geliştirebilmiş belli ki.

Aynı gerekçeyle, Sakarya'nın Söğütlü ilçesinde yaşayan Aydın Yılmaz adlı bir vatandaş da, sürekli arızalanan çamaşır makinesini evinin önüne koyduğu sandalyede teşhir etmiş. Çamaşır makinesinin üzerindeki yazı da şu: "Ben çok adi makineyim. 7. operasyon, sonuç 0."

Çamaşır makinesinin adiliğinin kendisinden kaynaklanmadığını sahibine anlatma olanağı yok elbette. Birilerinin Yılmaz'a, makinesinin neden adi olduğunu anlatması gerek. Bunu sosyalistler anlatabilirler kolayca.

Türkiye'nin bozuk mal üreticileri çok şanslılar yine de. Şükretsinler ki Aydın Yılmaz'ın aklına külodu dahil iç çamaşırlarını, makineyi üreten fabrikaya yollayıp temizletmek gelmiyor.

Şükretsinler...

Mustafa Kemal Erdemol 'ın Son Yazıları