Mustafa Kemal Erdemol
Pabush
Yayın Tarihi: 07.05.2021 , 23:36 Güncelleme Tarihi: 07.05.2021 , 23:36
Bush&rsquoun yüzüne isabet etmediği için ayakkabı eyleminin başarısız sayıldığını düşünmüyorum. Nihayetinde saldırıyı gerçekleştiren de bir disk atıcısı değil, isabet ettirememesi doğal.  &ldquoOlmadı, tutturamadı&rdquo deyişimiz, Busht&rsquoa birikmiş öfkemizin ayakkabı kılığında savrulmasıyla oluşan, &ldquoşimdi yüzünde patlayacak&rdquo beklentimizin gerçekleşmemesindendir.  
Eylem, ifade ettiği anlam açısından  gayet başarılı olmuştur. Ayakkabı havada muhteşem bir eğriyle uçarken, koca ABD başkanının, Irak&rsquota var olduğunu söyleyip ülkeyi perişan etmesine gerekçe yaptığı &ldquokitlesel imha sihları&rdquondan biriyle değil de, sıradan bir ayakkabının -moral anlamda- &ldquokurbanı&rdquo olduğunu düşünüp bir hayli güldüm, saklayamam. Hangimizin aklına ayakkabının büyük bir hızla &ldquobireysel imha silahı&rdquona dönüşebileceği gelirdi ki?
Yüzüne isabet etmese de, evet, eylem başarılıdır. Zamanınız varsa konuyla ilgili görüntüleri bir daha izleyin. Ben büyük bir ciddiyetle, bu sefer gülmemeye çalışarak defalarca izledim. Gözlemlediğim şudur: Busht&rsquoun yüzüne doğru giden, ayakkabının ayağın sokulduğu uzun tarafı değil, tabanıdır. Eylemi başarılı kılan, Busht&rsquou küçük düşüren de işte budur.
Ayakkabının tabanı neden küçük düşürsün hedefi? Divanü Lügati&rsquot-türk&rsquoteki şu atalar sözü belki açıklayıcı olur: Itga uwut atsa, oldan yemes. Buradaki Oldan, taban ya da ayakkabı anlamına gelen Oltan kelimesidir. Çağatay Türkçesiyle yazılmış olan söz de günümüz Türkçesine herhalde şöyle çevrilebilir: &ldquoKöpeğe utanma duygusu verilseydi, o bile mestin/ayakkabının altını yemezdi.&rdquo(Ayakkabı Kitabı&rsquonda, Selçuk Kırbaç&rsquoın konuyla ilgili makalesine bakılabilir).
Yani neymiş? Önüne atıldığında köpek bile yemezmiş ayakkabının tabanını. Yani yüzüne gelmese bile, Muntazar El Zeydi&rsquonin fırlattığı ayakkabının, köpeğin bile reddedeceği tabanı Busht&rsquoa büyük hakarettir. Busht, Arap edebiyatına ilişkin tüm bilgilerini Binbir Gece Masallari&rsquondan öğrenmeseydi ( onu da öğrendiği kuşkuludur ya), "yüzümü korudum" diye övünmezdi. Yüzü kurtulmustur ama orada ama Iraklının gözünde onurunun yerinde yeller esmektedir.
Şu ayakkabı, kendisiyle ilgili onlarca tanım üretilmesinde bir hayli bereketli olmuş bir kullanım aracı. Bildiğimiz Kereste yok mu? Ayakkabı yapımında kullanılan önemli bir malzemedir. Eski ayakkabılara verilen bir ad da Kaltak&rsquotır örneğin. Kısa, çizme ya da meste verilen ad ise pek bir tuhaf Sapık deniyormuş. Ayakkabı çekeceği Hergele&rsquoyi, yine ayakkabıyı rahat giymemize yardımcı olan Kerata&rsquoyı söylemeye bile gerek yok, çünkü herkes bilir bunları. Demek ki şu ayakkabı da bir keramet var. Kendisine bağlı onlarca tanım olduğunu öğrenince insan şu sıraladığım adların ortaya çıkış öykülerini merak ediyor. Neden bu adları aldılar diye...
Sözlü, yazılı edebiyatı gelişmiş toplumlar, kullandıkları malzemelerden, yedikleri yemeğe kadar muazzam bir folklor kültürü geliştirdiler. Her türlü duygularını, kızgınlıklarını, öfkelerini, sevgilerini simgelerle sembollerle ifade ettikleri de olmuştur. Busht&rsquoun kafasına ayakkabı fırlatan meslektaşım, kendi kültüründen haberdar olduğu için, öldürme niyetiyle değil, küçük düşürme amacıyla kültürünün, folklörünün simgesel malzemelerini kullanmıştır. Busht ile benzerlerinin başka halkları küçük düşürdükleri malzemelere benzemez bu. Büyük bir kültürel geçmişi vardır ama yine de &ldquogariban&rdquo malzemesidir ayakkabı. İsrail tanklarına karşı, kuş avladıkları sapanlarıyla taş atan Filistinli çocuk ile katile ayakkabı fırlatan gazeteci, hedeflerini geriletemeyen karşı koyuşlarını sapanla, ayakkabıyla gerçekleştiriyorlar. Baris zamanlarında oyun ya da folklor malzemesi olan araçlardır bunlar. Filistinli çocuk ile Iraklı gazeteci, kimseyi öldürmeyen bu araçları, birer itiraz gerecine dönüştürdüler sadece. Sığınacakları tek şey kültürleri, folklorları çünkü. Busht anlamasa bile, onu onursuz duruma, geliştirdikleri bu folklorik dille düşürebilirlerdi, onu yaptılar.
Busht, yakıp yıktığı toplumun kültüründen biraz olsun haberdar olabilseydi, o ayakkabı eyleminden sadece yukarıdaki sonucu değil, belki şunu da çıkarırdı: &ldquoKişi elinde han bolgança kendi elinde oltan bul&rdquo. Yani, &ldquoBaşkasının yurdunda bey olacağına, kendi yurduna pabuç altı ol&rdquo. Şunu anlıyorum bu sözden ben pabuç altı olmak onursuzluk olabilir, ama başkasının ülkesinde işgalci olmak bundan daha büyük bir onursuzluktur.  
İnsan ayağını yüzlerce yıl koruyan ayakkabı, insan aklını amma da uğraştırmış meğer. Yukarıda belirttim. Onlarca adı var, ki ben bir ikisini saydım. Busht&rsquoa fırlatılan ayakkabının tür olarak adı nedir bilmiyorum. Ama her neyse, artık o adla anılması doğru değil. Yeni, yepyeni bir adı hak ediyor. Yıllar sonra neden bu ad verilmiş diyenlere de o filmi izletip ogretirler.  
Soylu bir vatanseverin elinden çıkıp, bir katilin yüzüne fırlatılan o ayakkabının adı tarafımdan konmuştur:  
Pabush.