Mustafa Kemal Erdemol
Marksena
Yayın Tarihi: 07.05.2021 , 23:36 Güncelleme Tarihi: 07.05.2021 , 23:36
Ataları yıllar önce Almanya'ya göç etmiş Ruslar olduğu için, çok az bir makyajla Lenin'e benzemiş olması şaşırtıcı bulunmamış Leonardo Di Caprio'nun. Bir kaç müdahale ile büyük devrimcinin tıpatıp benzeri olması sadece bir makyaj başarısı değil, genlerinin de verdiği bir avantaj yani.
Genç aktörün rol aldığı Amerikan yapımı bir film bu. Konu 2024 yılında geçiyor. Lenin'in beyni sosyalist bir devrim yapmak için klonlanlarak Amerika'ya götürülüyormuş. Bunun üzerine gelişen olayların ne olduğunu, öykünün nasıl bittiğini, kimi sinema yazarlarının "kara mizah" diye nitelendirdiği söz konusu filmi izleyince anlayacağız.
Amerikan sinema endüstrisinin başka kültürlere saygılı olmadığı bilinmedik değildir. Büyük toplumsal olayları sinematografik bir dille anlatırken mizah elbette başvurulan bir yöntemdir ama, Holywood sinemasının "kara"sıyla, "beyaz"ıyla mizahtan anladığı, ideolojik dayatmadır kuşkusuz. Kimbilir ne tür küçümsemeler, kafa bulmalar olacaktır filmde. Holywood senaristi biraz namuslu olsa, kimi eleştirileri de içinde barındıran, John Reed'in Dünyayı Sarsan On Gün'ünden bir şeyler kapar, Lenin'in o muhteşem beyninin ürünü olan Devrim'in hangi koşullarda, hangi beklentilere yanıt olarak gerçekleştirildiğini görmüş olur.
Mizah gerçeğin üzerini örttüğü zaman, mizah olmaktan çıkar. O nedenle Holywood'un mizah yüklü olduğunu iddia ettiği hiç bir film mizah değildir.
Filmin senaristini tanıma şansım olsaydı, "kara mizah" konusu yaptığı Büyük Ekim Devrimi'nin, yapıldığı ülkenin emekçilerince nasıl benimsendiğini anlatmak isterdim.
Sovyet deneyimine ilişkin yapılacak elbette çok eleştiri var. Çok sayıda insanın acı çektiği de doğrudur. Bu gerçeğin en acımasız eleştirmenleri yine sosyalistler olmuştur. Devasa bir feodal gücü, emekçi karşıtı, halk düşmanı bir mekanizmayı alaşağı eden Devrim'in kitleler üzerindeki olumlu etkisini en iyi ne anlatabilir? Bu konuda yazılmış kitaplar mı? Belki parti kararıyla yazılmıştır, inanılır bulunmayabilir. Devrimi anlatan filmler mi? Belki partinin propaganda bölümüne bağlı sanatçılara yaptırılmıştır, ona da inanılmayabilir. Peki ne analatabilir o olumlu etkiyi gerçekten?
1908 Meşrutiyet Devrimi'nden sonra erkek çocuklarına en çok, bu devrimin kahramanları sayılan Kolağası Niyazi ile sonradan paşa olacak olan Enver'in adları konuldu. Tüm Osmanlı topraklarında adı Niyazi ya da Enver olmayan çocuk kalmamıştır neredeyse. Kurtuluş Savaşı'ndan sonra da Mustafa ya da Kemal adlarının çokca olması gibi.
Propaganda amacıyla kitap yazdırıp, film çevirmiş olabilir Ekim Devrimi'nin yaratıcıları. Peki. Doğan çocuklara Ekim Devrimi'nin ruhuna uygun adlar konması gibi bir parti emri olabilir mi? Hiç rastlamadık bu tür bir şeye. Didik didik edilen parti arşivlerinde herhalde bulurlardı bu tür bir parti "direktifi"ni.
Kızın adı Marksena, oğlanınki Vladlen. Engelina da var, Marlen de. Melor da çok güzel bir isimdir. 1917 Ekim Devrimi'nden hemen sonra doğan çocuklara, devrimden büyük beklentileri olan aileler bu adları takmışlardır.
Marksena, Marx ile Engels'den türetildi. Engelina da öyle. Vladlen, kolayca anlaşıldığı gibi, Vladimir Lenin'den gelme bir ad. Marlen çok hoştur, Marx-Lenin'in karışımı. Beş harflik Melor adı neleri barındırıyor içinde: Marks,Engels, Lenin, Oktobor Revolution.
Görüyor musunuz filmlik malzemeyi?