Mustafa Kemal Erdemol
Körili BNP
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:05 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:05
Tadını da kokusunu da ağır bulduğum için mümkün olduğunca uzak dururum ama asla beğenmezlik edemem. O kadar büyük bir mutfak kültürüne aittir ki, onlarca çeşidi olan körinin, -yine mümkünse- etsiz olanını tadmayı çok severim. İngilizlerin, tümüne Hint deyip çıktığı, Hindistan, Pakistan, Bengaldeş mutfaklarının gözdesi olan bu güzel yemeğin müdavimleri arasında, İngiltere’nin ırkçısı da vardır herhalde. Hint lokantalarının bol olduğu İngiltere’de çok çok yaygın olarak yenen bir yemektir bu. Londra’da, Hindistan’ın Bombay kentinden bile fazla Hint restoranı bulunduğunu söylerler, yeri gelmişken belirteyim. Yani ağzının tadını bilen ırkçı zibidi de herhalde zıkkımlanıyordur bu güzel yemekten.
Öyküsünü pek bilmem. Sami Zübeyde’nin Ortadoğu Mutfak Kültürleri adlı son derece keyifli çalışmasında anlatılır. Ortaya çıkışı, yapılışı konusunda ayrıntılı bilgi vardır bu kitapta, sanki orada okudum diye düşünüyorum.
Zor bir yemekmiş.
Onlarca farklı tadı bir araya getirip, tüm bunlardan, muhteşem başka bir tad çıkarmış yörenin insanı, binlerce yıl önce hem de. Genellikle pilav eşlik eder köriye ki, pirinci üç bin yıldır kullanıyoruz insanlık olarak. Kolayca kaşık salladığımız için, bize pek bir basit gelse de, zeka işidir böyle bir yemek yaratıp, dünya gastronomisine armağan etmek.
İngiliz ırkçısı, nefret kustuğu Hint’e, Pakistanlıya ya da Bengaldeşliye en hafifinden, “köri kokuyorsun” diye hakaret eder. Sofrada beğendiği köriyi bir küfür aracı olarak kullanır ırkçı soysuz. Normaldir. Tad alma duygusunun gelişmiş olması, kişinin beyninin de geliştiği anlamına gelmez çünkü.
Sih’lerin de dini inançlarına, kendi ağız tadlarına uydurdukları körileri vardır. Zaten folklörlerinde ne varsa, mutfaklarında da benzerlerini görmek çok mümkündür bu toplumların. Büyük kültürler bunlar, olması normal. Güzellik de burada zaten. Büyük bir kültüre mensup olmak, her zaman akıllı olunduğu anlamına gelmiyor tabii. Nice salaklar çıkıyor ki, ait oldukları o muazzam kültür zenginliğinden pay alamamışlardır. Bunlardan biri de Rajinder Singh adlı bir salak. İngiliz ırkçısının, ta uzaktan sarıklı başını gördüğünde kırmak istediği, fırsatını bulduğunda da kırdığı Sih’lerden biri yani.
İngiltere’nin ırkçı/faşist partisi Britanya Milliyetçi Partisi (BNP), kapatılma korkusuyla tüzüğünde değişiklikler yaparak, partiye İngiliz olmayanları da almak zorunda kalınca, koşa koşa gidip üye olan salaktır bu. (Bu partinin annesi ingiliz babası Kıbrıslı Türk olan bir başka salak üyesi daha vardır. Babası dahil tüm yabancıları İngiltere’den kovacağız der durur fırsat buldukça).
Salaklık, tercih edilen bir şeydir, bu çok açık. Tüzüğünde bu tür bir değişikliği, yasal zorunluluk nedeniyle yapan, hedefi İngiltere’yi sadece ingilizlerden oluşan bir ülke yapmak olan bir partinin üyesi olmayı seçmek, salaklığı bilinçli olarak seçmek demektir. “Yabancıları İngiltere’den atma mücadelenizde, bir yabancı olarak size destek veriyorum” demek, salak olmayı sevmekle, salaklıkta, bizim bilmediğimiz kimi hikmetler görmüş olmakla mümkündür herhalde. Başka nasıl olabilir ki?
Demek ki salaklıkta, yine bizim anlam veremediğimiz bir zevk var. Irkçı partinin üyesi olmakla “gel beni de bu ülkeden kov” demiş olan Singh, bunu ancak cinsel bir haz duyduğu için yapıyordur belki de. Çünkü, bu tür salaklıları, anlaşılmazlıkları, çoğunlukla, cinsel zevk kaygısıyla yapar kişi. Belli ki böyle olmaktan aldığı bir “haz” var Singh denen zatın.
Ancak, partiye üye oluşunun gerekçesini okuyunca, salaklığının, sadece salaklıktan kaynaklandığını anlamış oldum. Muhterem, 1947 yılında Müslümanların Hindistan’dan ayrıldığı sırada yaptıkları zulümlere tanık olduğundan, benzer sahnelerin yaşanmaması için BNP’ye üye olmuş meğer. Öyle diyor.
Her toplumdan salak çıkar. Bu az rastlanır olanlarından. BNP’nin Sihleri çok sevdiğini, sadece müslümanlara düşman olduğunu sanıyor belli ki. “İngiltere’yi kurtarmak istiyorum” gibi de bir lafı var. Aklıma geldikçe gülüyorum.
Rajinder Singh adlı bu zavallı da, tüm diğer sihler gibi İngiliz ırkçısının görmekten rahatsız olduğu sarığıyla toplum içinde kabul görme mücadelesinde sosyalistlerden, antifaşistlerden, antiırkçılardan büyük destek aldı. Sarığı günümüzde bir ayrım gerekçesi yapılmıyorsa bunu bu adıgeçenlere borçludur. Hiç bir güç, bu barışsever/yabancısever insanlar var olduğu sürece Singh gibilerin o elbette büyük bir kültürün yansıması olan, zenginlik kabul edilmesi gereken sarığını çıkarıp atamaz. Hiç birimiz buna izin vermeyiz çünkü.
Ama Rajinder Singh adlı o zavallı, o güzelim sarığı çıkarmak zorunda kalacak. BNP istediği için değil. Aralarında olmaktan onur duyduğum antiırkçıların bir BNP gösterisinde fırlatacakları taşların, bu “faşist”e, sarığı sayesinde ulaşabilecek oluşundan. Onu en azından görünüm olarak ırkçı/faşistlerden ayıran o sarık, bizim onu bulmamızı kolaylaştıracak çünkü. Ne gariptir, sosyalistlerin, antifaşistlerin, antiırkçıların sayesinde takabildiği o sarığını, bu kez sosyalistlerin, antifaşistlerin, antiırkçıların tepkisinden kaçınmak için çıkaracak bu zavallı. Salaklığının ödeyeceği ilk bedel budur. Kaldı ki, o sarığı aslında kendiliğinden çıkarmalıdır. Çünkü o güzelim sarık, kendisi gibi bir ırkçıdan çok, her türden ırkçılığın kurbanı olmuş Sih’e yakışır.
Köriyi, birbirinden farklı onlarca malzemeyle tek bir tad haline getiren o büyük kültürün mensubu olarak bu salağın, onlarca kültürün bir arada yaşamasına itiraz etmesi anlaşılır gibi değil. Her ırkçı gibi salak olan İngiliz ırkçısının köriyi tek malzemeli yemek sanması anlaşılabilir, tamam da, köriye o muhteşem tadı birbirinden farklı onlarca bitkinin verdiğini bu salak nasıl anlamaz?
Şu müslümanları kovsun İngiltere’den BNP, ondan sonra sıra sihlere gelecek. O zaman önce bu salağı “yiyecek” ırkçılar görürsünüz.
Üstüne köri dökerek hem de.