Mustafa Kemal Erdemol
Kayserili Malkoçoğlu MUSTAFA KEMAL ERDEMOL
Yayın Tarihi: 07.05.2021 , 23:36 Güncelleme Tarihi: 07.05.2021 , 23:36
Yıllar önce, seçim gezilerinden birinde Kızılcahamam'da partililere konuşma yapan dönemin SHP Genel Başkanı Aydın Güven Gürkan'ın bir ara dili sürçmüş, ağzından, "Sevgili Kızılcahamamlılar" yerine, "Sevgili Kızılderililer" sözcükleri dökülüvermişti. Doğaldır. Konuşmanın heyecanıyla bazen hiç hesapta olmayan kelamlar da edilir. Eski başbakan Tansu Çiller de, partisinin kongresinde, "sizi allaha emanet ediyorum" yerine "allahı size emanet ediyorum" dememiş miydi?
Oluyor böyle şeyler.
Asıl ilginç olan, Kızılcahamamlıların, "Sevgili Kızılderililer" hitabını duyar duymaz, kafalarını merakla ilçeyi kuşatan dağlara çevirip, Kızılderilileri aramalarıdır. Alandaki onca insan, bunun bir dil sürçmesi olduğunu hemen kavrayamamış, etraftaki dağlarda Kızılderili var mı diye bakmışlardır. Hoş bir olaydır, çok da güldürmüştür beni.
Bu, "kuşatılmışlık" korkusudur. Etrafımızda hemen başımıza üşüşeceklerini düşündüğümüz düşmanlar olduğuna inandırılarak yetiştirilmemizin küçük hasarlarından biridir de aynı zamanda. "Türk'ün Türk'ten başka dostu yoktur"un insanlarımızı getirdiği nokta budur. Öyle bir noktadır ki bu, Orta Anadolu'nun şirin ilçesi Kızılcahamam'ın tertemiz insanlarına Kızılderili aratır.
Kayseri'de olan da bunun gibi bir şeydir işte. Anadolu uygarlıklarını anlatan Anatolia adlı belgeselde senaryo gereği Kayseri kalesine Bizans bayrağı çekildiğini gören bir grup Kayserili galeyana gelip, "biz müslümanız, haçlı bayraklarının burada ne işi var?" diye gürültü koparmış. İmanları, milliyetçilikleri sağlam kişiler bunlar belli ki. Bu sağlamlığa rağmen, Türklerin yenerek tarihe gömdükleri Bizans İmparatorluğu'nun bayrağını görünce dinlerinin, milliyetlerinin uçup gideceğine, nasıl inanabildiler peki? Şaşırmamak elde değil.
Bizans'ı, Malkoçoğlu filmlerinden öğrenirsek olacağı budur. (Tarihte bir Malkoçoğlu'muz var gerçekten, ama Türk değildir onu da belirteyim. Sonradan Türklüğe geçmiş bir Rum delikanlısıdır o). Elbetteki hiç bir emperyal güce saygı, sevgi duymam, ama en azından tarihteki önemlerini, insanlığa olumlu, olumsuz ne kattıklarını öğrenmek de isterim. Keşke Kayserili o grup da böyle davranabilse.
Bizans bayrağına duyduğu öfkeyle kendinden geçen Kayseriliye, Osmanlı'nın Bizans'a çok saygı duyduğunu anlatmak zor biliyorum. Osmanlı, kendisini Bizans'ın devamı olarak kabul ettiği için, Fatih Sultan Mehmet'in bile kendisine Kayser-i Rum
ünvanını layık gördüğünü anlatmak da kolay değildir. Kolay olmasa da Bizans'dan kalan bütün kurumları Osmanlı'nın geliştirdiğini söylemek zorundayız o Kayserililere.
Yaşamını Londra'da sürdüren araştırmacı İsmail Tokalak'ın Bizans-Osmanlı Sentezi adlı kitabını okuduğumuzda kadına bakış açısının bile Osmanlı'da da, Bizans'ta da aynı olduğunu görürüz. Tokalak, "kadın Bizans'ta da toplumdan soyutlanmış olarak yaşıyor, başörtüsü ya da refakatçisi olmadan dışarı çıkamıyordu"diyor. 12. yüzyıl Bizans'ında moda olan kadın başlığı bugün Türkiye'de de başörtüsü olarak kullanılıyor Tokalak'ın araştırmasına göre. Bizans'dan, Osmanlı'ya aktarılmış bir yaşama kültürü vardır, inkar etmenin anlamı yok.
Bizans'daki Putkırıcı (İkonaklast) hareketten esinlenerek, dinde de benzeri yolu tuttuk biz. Kimi tarihçiler, bizdeki türbelere bez bağlama geleneğinin Bizans'tan geldiğini ileri sürerler. İmparator Jüstinyen, nasıl "tek tanrı, tek devlet, tek imparator" ülküsünü gerçekleşmek istemişse Fatih Sultan Mehmet'in de benzeri bir siyaset izlediğini biliyor olmamız gerekirdi.
Ama kaba, (incesi de benden uzak olsun) milliyetçiliğin "itirazı" da incelikten yoksun haliyle. Buradaki inceliği nezaket anlamında kullanmıyorum tabii ki. Dikkat'e vurgu yapmaktır istediğim. Yabancıya, kendisinden olmayana itirazını milliyetçilik yoluyla yaparken, ağaca bakıp ormanı gözden kaçırmış Kayserili o grup. Yani bir hayli dikkatsiz davranmışlar belli ki. Müslüman olduğu için Bizans'ın haç figürlü bayrağına itiraz eden Kayserili o grubun, Coca Cola içtiğinden emin olabilirsiniz. Dikkatsizlik budur işte. O Coca Cola ki, İsrail siyonizminin en büyük destekçilerinden biri olan büyük bir şirkettir. Yaktığı sigara da, Marlboro'dur muhtemelen. O Marlboro ki, Türkiye pazarına girerek, Karadenizli tütüncünün pazarlık gücünü sıfırlamış büyük bir tekeldir.
Tabii ki gidip tahrip etmesin ama, Kayseri'deki, -herhalde vardır sanıyorum- McDonalds restoranının önünde dalgalanan McDonalds bayrağının, büyük bir istilacı şirketin simgesi olduğunu aklına getirmemiştir de allah bilir. O McDonald ki, Brezilya'daki yağmur ormanlarını tahrip etmiş, çevre düşmanı bir "fast food" zinciridir.
Bunlar, Bizans'dan daha çok zarar vermiştir toplumumuza da, toplumlara da. Kayseri kalesine senaryo gereği çekilen Bizans bayrağına tepki gösterirken, dinini, milliyetini koruduğunu sanmak, böyle sananları mutlu edebilir elbette. Sanal mutluluklara da ihtiyacı vardır kişilerin.
Memleketin üzerine serilmiş Amerikan bayrağını fark etmeyip de Bizans bayrağına saldırmak Kayserili uyanıklığına uymamış pek.