Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Mustafa Kemal Erdemol

İğrenç Feylozofi

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:16 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:16

Belçika’nın hem bağımsızlık yanlısı Yeni Flaman İttifakı Partisi’nin Başkan Yardımcısı, hem de Flaman Parlamentosu Başkanı olan Jan Peter Peumans’ın televizyondaki bir yarışma programında Türklere ilişkin dile getirdiği görüşlere, her zaman olduğu gibi büyük tepki gösterdik milletçe.

Bu zat, yarışmada sorulan “ünlü Fransız düşünür Voltaire'in, ‘Dünya yüzündeki en iğrenç halk’ olarak hangi milleti tanımladığı” sorusuna, doğru yanıtın "Yahudiler" olduğunu bilmesine rağmen, “Türkler" cevabını vermiş, nedeni sorulduğunda da "Yahudiler hakkında yeni bir şey söyleyecek cesaretim yok. Çok hassas insanlar. Bir zamanlar onların sözde liberalizmleri hakkında bir şeyler söyledim ama çok çektim. Fakat Türkler hakkında söylemek meğer sorun değilmiş" deyivermiş.

Benim için, elbette, Türklere de, Yahudilere de “iğrenç halk” demek aynı derecede kınanması gereken ırkçı bir tutumdur. Voltaire de söylese bir şey değişmez benim açımdan. Kim takar Voltaire’i? Büyük filozoftur kabul ama, görüp görülecek en kepaze kişiliklerden biriydi muhterem.

Peumans’a yönelik tepkimiz, “doğru cevap Yahudilerdi, neden söylemedin?” çerçevesinde döndü durdu. Yani, “iğrenç” olarak nitelendirilen bir halk olup olmayacağına kafa yormak yerine “neden bize ‘iğrenç’ dendi” deyip kızıp söylendik. Derdimiz buydu. Anlaşılır bir tepkidir ama, başka bir halka söylenmesinden rahatsızlık duymuyorsak, bize de bu tür yakıştırmalar yapıldığında, tepki göstermeye yüzümüz olmamalı. Pek böyle olmadı durum. “Küstah Belçikalı Türklere iğrenç” dedi diye vaveyla kopardık.

Oysa ben Peumans’a teşekkür borçlu olduğumuzu düşünüyorum bir anlamda. “Türkler hakkında bunları söylemek sorun değilmiş” deyişi çok hoşuma gitti, gerçekten. Bu cümlede müthiş bir takdir, bir övgü gizli aslında Türklere ilişkin. Ben, “Türkler geniş insanlar, böyle küfürleri ciddiye almazlar” dendiği sonucunu çıkardım örneğin adamın açıklamalarından. Neden bozulalım bu tür nitelendirmelere? “Kötü söz sahibinindir” vecizesine inanmıyor muyuz yoksa? İnanmıyorsak ne diye geveleyip duruyoruz ağzımızda her fırsatta?

Şimdi dünya alem, Voltaire’in “iğrenç halk” dediği halkın biz değil de (bizim için de pek iyi düşünmezdi ya) Yahudiler olduğunu bir kez daha hatırlamış da olsa, ahlaklı insanlar olarak, itirazımızı sonlandırmayıp, hem de eskisinden daha şiddetli biçimde sürdürelim diyorum ben. İğrençlik nerede, ona bakalım en azından. Bir kere, büyük Voltaire efendinin, eh, gerçekten önemli onca vecizesi dururken, ırkçılığın tavan yaptığı bir dönemde halklararası düşmanlığı körükleyecek bu tür soruları, yarışma programı kılığında araya sokuşturan Belçika televizyonu karşımızdaki en somut “iğrenç”lik olarak duruyor örneğin. En azından, iğrençliği tarif etmek istiyorsak, bu tv’yi işaret edebiliriz, öncelikle. Nerdeyse kadim (öncesiz, sonrasız) bir insanlık hastalığı olan Yahudi düşmanlığını, en azından televizyon izleyicilerine, ince ince, “enjekte” etmek az itlik mi gerçekten?

Avrupa’nın orta yerinde, lütfen bağışlayın, “kıçını toparlayamayan” bu yapay, bu palavra, bu minyatür krallığın kerameti kendinden menkul televizyonu, zaten kapışma halinde olan kendi iki halkı arasındaki “etnik nefret”ten haberdar değil, belli ki. Nasıl bir rahatlıktır bu? Belçika’yı oluşturan iki halktan Valonlara ya da Flamanlara, Voltaire’in cümlesindeki nefretlik halkın kim olduğu sorusu yerine, “en nefret ettiğiniz halk kimdir” sorusu sorulsa, Valonlar da Flamanlar da birbirlerinin adlarını verirler cevap olarak. Her iki millette de yabana atılmayacak bir nefret duygusu hakimdir birbirlerine karşı. Dinamitin üzerinde elinde meşaleyle oturmak bir aptal cesareti elbette. Parçalanması an meselesi olan ülkenin televizyonunu aptallar yönetiyor demek ki. Üstelik sorunun muhatabı olan Jan Peter Peumans da ülkesinde “ayrılıkçı” olarak bilinen bir politikacı. Salak bunlar gerçekten.

Ne Yahudiler, ne de Türkler tabii “iğrenç” halk değildirler. Başka halklar da. Söyleyene bakacağız biraz da. Şimdi Voltaire hakkında ileri geri laf ettiğimde, Türkiye’nin, “batıdan ne gelirse hepsi iyidir”ci kesimi ne cahilliğimi bırakır, ne de Voltaire’i anlamadığımı. Belki anlamamışımdır doğru, ama okudum bir hayli. Ne muhterem filozofun Aydınlanma düşüncesine katkısını inkar edecek edep erkandan yoksunum, ne de büyüklüğünü reddecek hadde sahibim. Victor Hugo’nun yere göğe sığdıramadığı adama ne diyebilirim?

İyi filozoftu ama kötü adamdı, bildiğim bu. Kötülüğü, Türklere de, Yahudilere de, başka kimi uluslara da yönelik hoş olmayan değerlendirmelerinden anlaşılabilir kolayca. Büyük palavracıydı aynı zamanda. Yerçekimini bulan Newton var ya, işte onun başına düşen elma hikayesi Voltaire’in uydurduğu bir palavradır. Yoktur böyle bir olay.

Baştan aşağıya ilkesiz biri olduğunu da söyleyeyim de kıyamet tam kopsun bari. İnsanları severim derdi, kitlelerden nefret ederdi. Dinle de, din adamıyla da alay etti ömrü boyunca, ama yazdığı bir kitabını gitti dönemin Papa’sına ithaf etti. Öteki dünyaya inanmaz, bu inanışla dalgasını geçerdi, ama gider kilisedeki ayinlere katılırdı, vaizlik yapmışlığı bile vardır, düşünün artık. Hükümdarlardan nefret ederdi sözümona, ama aydınların, yazarların, düşünürlerin koruyucusu hükümdar Büyük Frederich’ten o da maaş aldı. Zenginliğe itirazı vardı, bir de bakıldı ki, bir hayli dünyalık biriktirmiş meğer. İnsanlararası eşitliğe de inanmazdı ki, en büyük ayıplarındandır.

Aydınlanma düşüncesine katkısını da başkaları hatırlatsın. Ben buralarında takılıp kalmışımdır Voltaire’in. Newton’un “kafası”na elma düşürmesine gülüp geçilir de, aklı kıt birinin “kafası”na ırkçılık mikrobu düşürmesi affedilir gibi değil. Takılıp kalmamın nedeni bu.

Yani şu berbat politikacı Peumans, biraz aklını kullansa, “Yahudiler için iğrenç demiştir ama kendisi de pek sağlam ayakkabı değildi” demiş olsaydı Voltaire için, kendini de kurtarırdı, yarışmayı da kazanırdı.

Kafasına Voltaire düştüğü için akıl edememesi normal.

Mustafa Kemal Erdemol 'ın Son Yazıları