Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Mustafa Kemal Erdemol

En Büyük Yardımsever Öldü

Yayın Tarihi: 07.05.2021 , 23:36 Güncelleme Tarihi: 07.05.2021 , 23:36

Onun adını taşıyan bir sosa ya da salçaya rastladığımda, başka markaların yüzüne bile bakmadım. Tadının diğerlerinden daha iyi olup olmadığını önemsemediğim gibi benzerlerinden daha ucuz olup olmadıklarına da dikkat etmedim hiç. Bildiğim tek şey, o ürünlerin üretim sürecinde, benim de hassas olduğum konulara özen gösterildiğiydi. O ürünlerin imalinde çocuk emeği, dolayısıyla sömürüsü, yoktu örneğin. Satışlar, mümkün olduğunca tüketiciye aracısız yapılıyor diye okumuştum bir yerde. Bu yüzden, raflarda önce onun adını taşıyan sosları aradım. Yemin ederim.

Paketlerin üzerindeki, bakanda güven uyandıran o fotoğrafı, "ünlü olmayı hiç sevmiyorum ama yoksullar yararına kullanmak için çok iyi" deyişinde ne kadar haklı olduğunun kanıtıydı bence. Döneminin en yakışıklı adamının o fotoğrafı uğruna verilen her kuruş, yoksullar yararına çalışan vakıfların kasasına gitti çoğunlukla. Yüz güzelliğinin, karizmanın insanlık yararına paraya dönüştürülebildiğinin başka örneği var mıdır diye sorduğum çok olmuştur kendime. Ölümünün ardından ondan sadece büyük bir aktör olarak değil, "Amerika'nın en büyük hayırseveri" olarak söz edilmesi boşuna değildir. Ülkesinin, Bush'lardan ibaret olmadığına onun ya da benzerlerinin varlığı sayesinde inandım.

Yardımseverliğini dini bir anlayışla yapmadı hiç bir zaman. Dinlerüstü olması gereken hayırseverliğin, yardımı yapanın kendisini inandığı tanrıya affettirmesi çabasından başka bir şey olmadığı günümüzde o kendisi için bir şey istemeden yaptı bunu.

Neden?

Çünkü solcuydu. Çünkü yardımlaşmanın dini bir görevden çok, herkesi kapsayıcı sosyal bir dayanışma olduğunu biliyordu.

Paul Newman işte bu yüzden büyük bir kayıptır. Sadece beyaz perdeden değil, insanlığın gerçek "sahnesi"nden de çıkıp gitti artık.

Amerikan sinemasından her zaman Newman gibi adamlar değil Reagan ya da Charlten Heston gibileri çıkar. Eski aktör Ronald Reagan ulusları mahveden yeniliberal politikaların en büyük uygulayıcısıydı. Sinemanın büyük figürlerinden Heston'un ise silah tekellerinin büyük savuncusu bir sağcı olduğunu bilmeyen yok. Onlarca örnek var böyle.

Amerikan siyahlarının eşitlik mücadelesinde Paul Newman adına da rastlarsınız. Büyük siyah önder Martin Luther King'in yaşamının anlatıldığı bir belgesele sesiyle katkıda bulunmuştur ki, 60'lı yılların Amerikası'nda cesaret isteyen bir işti bu. Aynı dönemde aşırı sağ karşıtı bir film olan Wusa'da da rol almıştır. Politik kimliğinin en belirgin ipuçlarıdır bunlar. Vietnam savaşına karşı kampanyalarda yer aldığını söylemeye belki gerek yok ama Başkan Nixson'un "en nefret ettiği 20 kişi" listesinde olduğunu bilmemiz lazım.

Amerika'da solcu olmanın zor olduğunu söylerler. Herhalde doğrudur. Özellikle sinema dünyasında, hafif bir solculuk bile belayla eş anlamlıydı. Kayseri doğumlu Elia Kazan gibi ihbarcılar yüzünden yaşamları alt üst olmuş, bir cadı avcılığı dönemine adını veren McCarthyciliğin hışmına uğramış nice soylu aktör, aktris vardır. Büyük Marlon Brando, arkadaşlarını ihbar eden Kazan'ı uzun yıllar bağışlamamıştır. Elia Kazan'a verilen bir ödül töreninde herkes ayağa kalkmışken, Brando'nun yerinden kalkmadığını gösteren o fotoğrafı unutmama olanak yok. Bunlar, sadece fizikleriyle değil, her şeyiyle "güzel" insanlardı. Brando'nun küçük bir portresi yıllardır durur kitaplığımda.

Amerika'da solcu olmak gibi zor bir tutumu vardı Newman'ın. Ama bu zorluk Newman'ın, Amerika'nın, önemi karşıtlarınca bile kabul edilen çok saygın sol dergisi Nation'a, tam 1 milyon dolar bağışta bulunmasına engel olmamıştır.

Sivil hakların geliştirilmesi, ırkçılığın, yoksulluğun yok edilmesi mücadelesinde adını ölümsüzler arasına yazdıran büyük aktör büyük insansever, "insanlığın en güzel yüzü" olarak hep hatırlanacak.

Ben de market raflarında onun adını taşıyan sosları almaya devam edeceğim. Hem yoksullara katkım olacak hem de Bush'un tadını kaçırdığı dünya, Paul Newman'ın soslarıyla az da olsa katlanılabilir hale gelecek.

Mustafa Kemal Erdemol 'ın Son Yazıları