Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Mustafa Kemal Erdemol

Bedava

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:14 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:14

Hem çok ilginç hem de günümüzün değer ölçülerini yansıtması açısından örnek bir haberdi okuduğum. Satın alınabilecek tek olgunun emek ya da emek ürünü olduğunu bilenler, inanıyorum, çok garipseyecekler bunu. Haber şu: “Rusya, vatanseverliği geliştirmek için 26 milyon dolar harcayacak”.

Vatanseverlik duygusunun zaman zaman çok “ucuz” olduğu, bazen de, sahip olunduğunda kimilerine göre, pek “para” etmediği Türkiye gibi toplumlarda şaşırtıcı bulunacağına eminim bu haberin. Bizim toplumda, bilirsiniz, vatansever olmanın maliyeti bir hayli ucuzdur çünkü. Rusların parayla geliştirmeye çalıştığı şu vatanseverlik için bir “dış düşman”, vatanseverliğin yan ideolojisi olan Miliyetçilik için de bir “iç düşman” yeterli olabiliyor bizde. Masrafsız yani.

Rusya, vatanseverliğin gelişmesi için bu harcamayı yaparken “kursiyerleri” ücrete de bağlayacak mıdır acaba? Ücret, “bir kimseye bir iş karşılığında işveren ya da üçüncü şahıslarca para ile ödenen tutar” olarak tanımlandığına göre, vatanseverlik de bir iş olarak kabul edilecektir o zaman. Mümkündür. Oysa şu globalleşen dünyada, vatanseverlik “boş iş”lerden sayılıyor uzun zamandır. Kişide uyandırılması istenen bu duygunun, iddia doğruysa, Rusya’da parayla duyumsatılacak olması, adıgeçen ülkede, vatanı durup dururken sevmeye yol açacak “iç” ya da “dış” düşmanın bulunmayışıyla açıklanabilir mi peki? Eğer böyleyse, Çeçen ayrılıkçıların varlığına, pek bir aklı kıt olan ırkçı Jirinovski’nin tüm sallamalarına rağmen nedense Rus insanı vatansever olma ihtiyacını duymuyor demektir bu. Ne kadar kötü azizim.

Malum, vatanseverlik, bir toplumda “kamusal iyi” olarak kabul edilir. Kalpte, bu “kamusal iyi”ye yönelik karşılıksız sevgi uyandırmak, para ile mümkün olabilir mi gerçekten? Sosyoloji nazik olmak zorunda değildir, o nedenle sosyolog bunu sormaktan çekinmez. Refah düzeyi gelişmiş ülkelerde, neden böyle olduğu ayrı mesele, vatansever duygular geriliyormuş. Sosyologun ulaştığı sonuç bu. Alın size paranın ruhları ayarlayıcı etkisi olduğuna ilişkin bilimsel bir kanıt. Ülkesinin mali zenginliğine güvenenin, kendisini gaza getirecek patriotik duygulara ihtiyacı olmuyor. Para, her türlü düşmanı yener diye düşünülüyordur, kimbilir?

Yani, vatanseverlik, yoksullukla çok iyi giden bir duygu. Öğrendiğimiz bu. Üretimden kaynaklanan bölüşümden eşit pay alamayan, emeğinden başka satacak hiç bir şeyi olmayan, karar mekanizmalarında yer bulamayan, her anlamda yoksul düşürülmüş bireyin eline tutuşturulan tek şey işte bu “vatanseverlik”tir. Birbirleriyle sekiz yıl savaştırılan Irak’lı vatandaş da, İran’lı vatandaş da, tüm “garibanlıklarının” üstüne örtülen bu vatanseverlik sosuyla ölüp, gittiler. Bir milyondular. Onlara parayla öğretilen bir vatanseverlik de yoktu. Ölümse, bedavaydı, haliyle.

Hippolyte-Taine, ondokuzuncu yüzyılın büyük tarihçilerinden. Onun bir kitabında, çok iz bırakmayan ama önemli olduğu söylenen Cousin adlı bir felsefecinin sözlerine rastlamıştım. Aklımda kalmış bunca zaman sonra bile. “İnsan dostlarını kendinden çok, yurdunu dostlarından çok, insanlığı yurdundan çok sevmelidir” der bu Cousin.

Hepsinde aşama aşama soluklanabilecek büyük insanlık istasyonları bunlar. Önce kendinden çok seveceğin dostların olacak, uğruna gerektiğinde ölünebilecek bir yurt, uğruna gerektiğinde ölünebilecek bir insanlık olması gerekecek. Hani Ruslar, bunu da parayla sağlamaya kalksalar, devlet bütçelerini tüketecek kadar masraflı yani. Ama telaşa mahal yok. Kimse, günümüzde Cousin’in bu öğüdüne kulak asmıyor. Bireyciliği din gibi benimsemiş bir insanlık var karşımızda. Kendisinden başkasını önemsemediği için, sözünü ettiğim şu “istasyonlar”da, bir saniye bile durmadan geçip giden “hızlı tren” misali bir insanlık bu. Nereye varmak istiyorsa?

Bakın, kötü bir gazetecilik bana neler yazdırdı. Gerçeğe bağlılık duygusunu yitirmiş lümpen bir gazeteci insanın aklına neler getirebiliyor. Buraya kadar okuduklarınız, yanlış yansıtılmış bir haberin bana düşündürttükleridir aslında. Rusların, yurttaşlarına vatanseverliği parayla öğretmeye kalktıkları falan yok. Haberin devamını okuyunca ne yapmak istedikleri çok belli. 15 yıllık bir program çerçevesinde 777 milyon ruble (26 milyon dolar) para harcayacakları doğru tabii. Vedomosti gazetesinin haberine göre Kültür Bakanlığı ile Federal Gençlik Ajansı “vatanseverliği teşvik eden” kitaplar, yayınlar, tanıtım programları hazırlayacak. Hepsi bu.

Tüm Rus kadınlarına Nataşa adını takan medyamızın yeni marifetidir bu. Haberi yapan dinibütün ajansın Moskova muhabirinin, “Rusya vatanseverliği geliştirmek için 26 milyon dolar harcayacak” diyerek attığı başlıktan kastedilen, “Rusların dininin, imanının para” olduğudur. Öyle ki, “para delisi” vatandaşlarına para karşılığı vatanseverlik öğretecek Ruslar diye düşünürsünüz, bu başlığı okuduğunuzda.

Türkiye’de, emek kontrolünü de ele geçirmiş dinibütün sermayenin her türlü değerlendirmeyi ya da örneklendirmeyi tüccar lisanıyla yapmasının dinibütün medyadaki yansımalarıdır bunlar. Ne yapılıyorsa para için yapılıyordur bu medyaya göre. Sormuşlar ya, “kişiyi nasıl bilirsin” diye,”kendim gibi” demiş sorunun muhabatı.

Ruslardan bana ne? Ben, elbette, muhabirin vatanseverlik dediği kavramla ilgiliyim. Vatanseverlikten de anayurt savunmasını anlarım. O muhabire, İkinci Dünya Savaşı’nda faşist Hitler ordularını St.Petersburg kapısında yaşamları pahasına durduran 22 milyon Sovyet emekçisini hatırlatmak isterdim. Gerçekten vatanseverliği öğrenmek isteyen varsa Rusların arasında, Rus yönetimi de onlara, anayurtlarını savunurlarken St.Petersburg önlerinde ölen işte bu 22 milyon “vatansever”i hatırlatabilir. Tek kuruş para harcamadan üstelik.

Başta Batı olmak üzere tüm dünya, faşizm belasından kurtuluşunu, kadınlı, erkekli o 22 milyon sovyet emekçisine borçlu.

Malum ajansın, Ruslara “para” harcatayım derken, haberi kafasına göre “şekillerinden” muhabiri kendini “harcayıvermiş” bir güzel.

Madem paradan anlıyorsun, bu kadar da “ucuz” a gidilmez ki, muhterem.

Mustafa Kemal Erdemol 'ın Son Yazıları