Mustafa Kemal Erdemol
Başbakan Komünistlere İftira Atıyor MUSTAFA KEMAL ERDEMOL
Yayın Tarihi: 07.05.2021 , 23:36 Güncelleme Tarihi: 07.05.2021 , 23:36
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, Aydın Doğan'la giriştiği kapışma, her iki şahsiyetin alışılageldik tavırlarının bir kez daha ortaya çıkması açısından bir hayli ilginç. Erdoğan'ın, iktidarını, en küçük bir haklılıkta muhaliflerine karşı çullanma aracı olarak kullandığı bilinmiyor değil. Son yıllarda önlenemez şekilde, hatta hükümetlerce teşvik edilerek palazlanan Aydın Doğan'ın elindeki medya silahını bugüne kadar nasıl kullandığı da herkesin malumu.
Almanya'da görülen Deniz Feneri yolsuzluğuyla ilgili dava nedeniyle başlayan tartışmada, her iki tarafın, girdikleri ilişkileri de ortaya çıkaran karşılıklı suçlamaları öyle kolayca geçiştirilecek türden değil. Başbakan'ın, Doğan'a ilişkin kimi sırları ileride açıklayacağını söylemesi de ancak skandal olarak kabul edilmesi gereken bir açıklama. Eğer Deniz Feneri davası nedeniye AKP hakkında Doğan medyasında haberler yapılmasaydı, bu sırların hem de Başbakan tarafından halktan gizlenilmeye devam edeceğini öğrenmiş bulunuyoruz. İşin ucu kendisine dokununca "halka açıklanacak gerçekler" görüntüsü altında ne tür sırlar saklıyormuş meğer Başbakan. Erdoğan'ın bugüne kadar açıklamadığı o sırlar her neyse halktan habersiz nice pazarlığın yapıldığı inancını güçlendiriyor kamuoyunda. İnanılır gibi değil gerçekten.
Aydın Doğan'ın söz sahibi olduğu medyanın etkisinin, başta basın emekçileri yararına, kırılması gereklidir elbette. Hemen hemen hiç bir kurumunda, örneğin sendikalaşmaya bile fırsat vermeyen Doğan Grubu, devlet destekli palazlanmanın nimetlerini yeterince yedi. Ama AKP de Doğan Grubu da birbirlerine salvolarında kullandıkları söylemler açısından samimi değiller. Bugüne kadar birbirlerine karşı kolladıkları çıkarları zarar görünce, birinin "basın özgürlüğü"ne sığınmasına, diğerinin de "halk yanlısı iktidar" görünümüne bürünmesine inananlar varsa, kendileri bilir.
Erdoğan'ın, Aydın Doğan'la bile giriştiği tartışmada, lafı, bu tartışmayla uzaktan yakından ilgisi olmayan komünistlere getirerek "eski komünistler gibi iftira atıyor" demesi, adıgeçenin, hep var olan sağcı damarının iyice kabardığını gösteriyor. Milli Görüş gömleğini çıkarsa da, pek de "ılımlı olmayan" eski görüşlerinden vazgeçtiğini iddia etse de (geçip geçmediği ayrı bir sorudur) Erdoğan sonuçta refleksleri sağcı olan bir politikacı. Ahmet Hakan'ın geçenlerde anımsattığı gibi, islamcılar, kendilerini sağcı olarak tanımlamadılar hiç bir zaman. Sağcılığın, özellikle İslam'da var olduğu ileri sürülen dayanışma, paylaşımcılık gibi temalarla örtüşmeyecek derecede "müslüman"a uymayan bir görüş olduğuna inandıklarından ötürü elbette. Yine bu nedenle, hepsi değilse de islamcıların çoğu komünistlerle aralarında "inançdışı" konularda felsefi bir ırsiyet bağı olduğunu düşünürler.
Örneğin, İslami söylemde Mustazaf olarak tanımlanan horlanmış, dışlanmış çevreler komünistlerin "ezilen" olarak nitelendirdiği kimselerdir. İslamcıların Tağuti düzen dediklerine, komünistler "sömürücü, baskıcı düzen" derler. Bunlar elbette birbirlerinden çok farklı kavramlardır. Ama, mevcut düzeni karşısına alan söylemlerdir. Bu nedenle İslamcılar, yüzde yüz uyuşmasalar da, komünistler için sağcıların kullandığı anlamda bir dil kullanmazlar.
Erdoğan'ın, Doğan grubunu, "eski komünistler gibi iftira atmak"la suçlaması, tipik bir sağcı refleksi şüphe yok ki. Komünistlerin mücadele yöntemi olarak onlarca taktiği, stratejisi vardır elbette eğer "iftira" da bunlardan biriyse, Erdoğan'ın bunu kanıtlaması gerekir. Hangi komünistin iftirasına uğradı, en azından bunu söylemeli.
Ama, komünistlere karşı mücadele edenlerin yöntemleri arasında iftiranın da olduğunu herhalde bilmeyen yoktur. Komünistler, hem de yıllar boyunca "iftira"larla karşı karşıya kaldılar. Eşlerini birbirleriyle değiş tokuş yaptıkları en alçakca olanıdır. Vatanlarının haini oldukları da en yaygın iftiralardandır. Çoğaltılabilir bir dolu örnek vardır böyle.
Yıllar önce Menderes iktidarının tezgahladığı gayrimüslimlere yönelik 6/7 Eylül olaylarının bile komünistlerce çıkarıldığı iddiasının iftira olduğunu bilmeyen kalmadı. Yani sağcı için bu saplantılı bir tutumdur. Olmadık yerde kendini böyle gösterir.
Daha önce de yazmıştım. Anton Çehov'un bir öyküsünde geçer. Öykünün, Almanlardan nefret ettiği belli olan kahramanı, Almanya'ya gittiğinde elini soktuğu gölün soğukluğu karşısında "su da buz gibiymiş, kahrolası Almanlar" deyiverir.
Başbakanınki de böyle bir şey. Aydın Doğan'a kızıp, komünistlere iftira atıyor.
Ben, Çehov'un her şeyi Almanlardan bilen öykü kahramanının gerçek hayatta var olamayacağını düşünürdüm.
Var olabiliyormuş meğer.