Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Kıvılcım Çağla

Truman-Adenauer Paktı?

Yayın Tarihi: 07.05.2021 , 23:36 Güncelleme Tarihi: 07.05.2021 , 23:36

DÜNYA SOLA DÖNÜYOR - RUSYA ve ESKİ SOVYET CUMHURİYETLERİ Yazıları

1977-80 yıllarında Federal Alman askeri istihbarat örgütü Amt für den Milit&aumlrischen Abschirmdienst'in (MAD) başkanlığını yapmış ve daha sonra 12. Panzer Tümeni komutanlığından emekliye ayrılmış olan Tümgeneral Gerd-Helmut Komossa'nın Temmuz 2007'de Avusturya'da yayımlanmış kitabından Yuriy Muhin'in yazısı sayesinde yeni haberim oldu. Kitabın künyesi şöyle: Die deutsche Karte - Das verdeckte Spiel der geheimen Dienste. Graz: Ares Verlag, 2007. ("Alman Kartı. Gizli Servislerin Örtülü Oyunu"). Komossa kitabında çok vahim şeyler yazmış olmasına karşın burjuva basını onun yazdıklarını tam bir suskunlukla geçiştirmekte. SSCB aleyhine her türlü yalan yanlış bilgi ve belgeye (örneğin şu sözde "Molotov-Ribbentrop gizli protokolüne") deyim yerindeyse balıklama atlayan emperyalist burjuva basını iş Komossa'nın sözlerine gelince üç maymunları oynuyor.

Komossa diyor ki (agy, sf 21 vd):

21 Mayıs 1949 tarihinde ABD ile Federal Almanya geçici hükümeti arasında 2099 yılına dek geçerli çok gizli bir antlaşma imzalandı. Antlaşma ile Federal Alman hükümeti şu üç koşulu kabul etti:

1) Her yeni Alman başbakanı (Kanzler) ABD ile Kanzlerakt denen belgeyi imzalayacak. (Bu belgenin içeriği bilinmiyor).

2) ABD Alman kitle iletişim araçları (radyo, TV, gazeteler, dergiler) ile sinema, tiyatro, ilköğretim müfredatı üzerinde kontrol kuracak.

3) Almanya'nın tüm resmi altın rezervleri ABD'de muhafaza edilecek.

85 yaşındaki emekli general Komossa 2000 yılından beri birkaç kitap yazmış. Aşırı sağcı Gesellschaft für die Einheit Deutschlands derneğinin başkanı. Yukarıdaki vahim beyanı ne amaçla yaptığını ve doğru olup olmadığını bilmiyorum. Ancak her halükarda böylesine önemli bir görevde bulunmuş bir kişinin böylesine sansasyonel bir açıklamasına basının ilgi göstermesi gerekmez miydi? "Hele gel bakalım, bu dediklerin ne kadar doğru?" diye sorması gerekmez miydi? Ama hayır, burjuva basınının bir şey sorduğu yok. Sanki hiçbir şey olmamış gibi davranıyorlar.

Bildiğim kadarıyla Alman basınında Komossa'nın sözlerini gündeme taşıyan sadece aylık Unabh&aumlngige Nachrichten dergisi oldu. Gerçekten de, diyor dergi, şimdiye kadarki bütün Alman başbakanları ilk ziyaretlerini hep ABD'ye yaptılar. Tabii buna şu anki başbakan Angela Merkel de dahil.

Hatırlayalım: Cenevre'de yapılan son BM Irkçılıkla Mücadele Konferansı'nı ABD ve İsrail ile birlikte boykot edenler arasında Almanya ve İtalya da vardı. (Öteki ülkeler Polonya, Hollanda, Kanada, Yeni Zelanda ve Avustralya idi). Almanya ve İtalya'nın ortak yanı 2. Dünya Savaşı'nda ABD tarafından işgal edilmiş olmaları. Öte yandan Almanya ve İtalya kadar ABD ve İsrail etkisine girmemiş olan Avusturya'nın dış işleri bakanı Michael Spindelegger Almanya, İtalya, Polonya ve Hollanda'nın boykotunu eleştirmişti.

Aslında bu durum 8 Aralık 1991'de SSCB'nin yıkılışını imzaladıktan sonra ilk olarak ABD başkanını arayan Yeltsin, Kravçuk ve Şuşkeviç'in de ABD ile gizli bir antlaşma imzalayıp imzalamadıkları sorusunu da akla getiriyor. Bir gün bunların da açığa çıkacağını umuyorum.

Riya Teze

Önceki yazılarımda SSCB'nin yıkılmasının bazılarının sandığı gibi Rusça dışındaki dillere daha fazla özgürlük değil tersine yıkım getirdiğini yazmıştım. Çünkü SSCB'de devlet desteğinde olan azınlık dilleri şimdiki sözde demokrasi ve sözde özgürlük çağında bu destekten yoksun ve piyasanın insafına bırakılmış durumda. Böyle olunca Lezgice, Avarca, Balkarca, Kumukça ve hatta Tatarca gibi dillerde yayımlanan gazete, dergi ve kitapların tirajında 1991'den sonra artış değil büyük bir azalma oldu.

İşte SSCB'nin yıkılışının olumsuz etkilediği dillerden biri de Kürtçe oldu. Araştırmacı yazar Rohat Alakom'un yazdığına göre 1930-37 yıllarında ve 1955'ten beri Erivan'da Kürtçe yayımlanmakta olan Riya Teze (Yeni Yol) gazetesi SSCB'nin yıkılışından sonra kapanma noktasına gelmiş. Devletin verdiği ekonomik yardım kesilince hafta iki kez çıkan gazete ayda bir çıkmaya başlamış, sonra da tek tük çıkmaya başlamış. Yayın kadrosu daralmış ve sonunda tamamen kapanmış. Böylece Kürt basın tarihinin en uzun soluklu yayınlarından biri yayın hayatına son vermiş. (Bkz. Rohat Alakom. Kars Kürtleri. İstanbul: Avesta Yayınları, Haziran 2009, sf. 433).

SSCB'nin Kürt hareketine verdiği desteği küçümseyen bazı liberal Kürtler tarihsel gerçeklerden habersiz görünüyorlar. O SSCB ki Irak Komünist Partisine yaptığı yardım kadar Barzani'nin Irak KDP'sine de yardım etmişti. Şimdilerde açıklanan bazı arşiv belgeleri bu durumu ortaya koyuyor. Örneğin bkz. Musa Gasımlı, SSSR-Turtsiya: ot normalizatsii otnoşeniy do novoy holodnoy voynı, Moskova: İnsan, 2008.

Kıvılcım Çağla 'ın Son Yazıları