Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Kıvılcım Çağla

Moskova Notları KIVILCIM ÇAĞLA (Rusya)

Yayın Tarihi: 07.05.2021 , 23:36 Güncelleme Tarihi: 07.05.2021 , 23:36

Birkaç gündür Moskova'dayım. Buradaki Dışişleri Bakanlığı arşivinde ve askeri arşivde çarlık yönetiminde Kars tarihini araştırıyorum. Bir tarihçi gözüyle buradaki arşivleri Osmanlı arşivi ile karşılaştırırsak, bizdeki Osmanlı arşivinin hizmet kalitesi ve fotokopi ücretlerinin uygunluğu bakımından araştırmacılar için çok daha iyi olduğunu söylemek mümkün. Ancak Rus imparatorluğunun görece daha modern devlet yapısını arşivlerindeki belgelerin zengin içeriğinde görmek mümkün. Ayrıca araştırmacılara açıklık açısından Rus arşivlerinin, özellikle askeri arşivin bizim genelkurmay arşivi olan ATASE'den daha açık ve daha kolay erişilebilir olduğunu söyleyebiliriz.

Rus arşivlerinin araştırmacı hizmetleri ve bilgisayarlı kataloglama gibi teknik konularda bugünkü geri durumunun sebebi birçok konuda olduğu gibi SSCB'nin çöküşü ile doğrudan ilgili. Karşıdevrimci Yeltsin iktidarının ilk işlerinden biri arşivlere kendi adamlarını getirmek ve bunları antikomünist propaganda amacıyla kullanmak olmuştu. Fakat burjuva iktidarının arşivlere ilgisi kendi keyfince kullanmaktan ibaret olduğu için arşivlerin modernizasyonu ve arşiv çalışanlarının sosyal ve özlük hakları umurunda olmadı. Sonuçta arşivler geri kaldı, yetişmiş personelinin bir kısmı ayrıldı.

Moskova ve çevresinde çok sayıda Gürcü yaşıyor. Bir kısmı Rusya vatandaşı bir kısmı ise Gürcistan vatandaşı olup genellikle çalışma izni olmadan ya da kısa süreli vizelerle çalışan Gürcüler. Son Gürcü savaşı nedeniyle burada Gürcülere yönelik herhangi bir saldırı olmamış. Bence bunda her şeye rağmen yok edilemeyen Sovyet mirasının payı büyük. Sovyet iktidarı insanları şovenizmden uzak bir kültürle yetiştiriyordu. SSCB'nin dağılmasıyla birlikte milliyetçilik cini kutudan çıktı ancak her şeye rağmen fazla zarar veremedi. Bunda belki de en büyük pay Rus halkına düşüyor. Çünkü Ruslar SSCB'yi oluşturan milletler içinde muhtemelen en enternasyonalist ruhta olanı idi. Her cumhuriyetin kendi ayrı komünist partisi, kendi bilimler akademisi vb olduğu halde Ruslar SSCB organları içinde erimeyi kabul etmişlerdi.

Kapitalist restorasyon ve özelleştirme açısından Yeltsin politikasını sürdüren ancak biraz daha devletçi-milliyetçi bir karakteri olan bugünkü Medvedev-Putin iktidarının son Osetya savaşı nedeniyle Batı'yla belli ölçüde bozuşmuş olmasını abartmamak gerektiğini düşünüyorum. Piyasa ilişkileri her iki tarafı da frenlemektedir ve frenleyecektir. Nitekim Avrupa Birliği Rusya'ya karşı herhangi bir yaptırım uygulayamamıştır.

Leningrad Üniversitesi'ni ele geçirmiş olan Putincilerin şimdi SSCB'nin ve Rusya'nın en prestijli üniversitelerinden biri olan Moskova devlet üniversitesini (MGU) ele geçirmeye çalıştıkları görülüyor. Sovyet iktidarında burjuva ülkelerinden farklı olarak üniversitelerde siyaset bilimi diye bir fakülte veya bölüm yoktu. Putin'in başkanı olduğu Birleşik Rusya partisi şimdi MGU içinde bir siyaset bilimi (politologiya) fakültesi açmaya karar verdi. MGU senatosu felsefe fakültesinin siyaset bilimi fakültesine çevrilmesine ve felsefenin bu fakültenin bir bölümü olmasına karar verdi. Ancak ilginçlik şurada ki bu yeni fakülte doğrudan iktidar partisinin yönetiminde olacak. Parti yöneticileri açıkça burayı kadro yetiştirme merkezi olarak gördüklerini söylüyorlar. Böylece komünistleri partizanlıkla suçlayan burjuva iktidarı şimdi açıkça ülkenin en prestijli devlet üniversitesinde kendi siyaset fakültesini kuruyor. Birleşik Rusya partisi yöneticilerinden ve parlamento alt kanadı Duma'nın başkanı olan Boris Grızlov fakültenin bir çeşit mütevelli heyeti başkanı gibi olacak ancak tam işlevi henüz kesinleşmiş değil.

Üniversite camiasının tepkilerini hafifletmeye çalışan rektör Viktor Sadovniçiy, Boris Grızlov'un fakülteyi fiilen yönetmeyeceğini açıkladı. Bu iş için genel siyaset bilimi kürsüsü başkanı Andrey Şutov düşünülüyor. Halen felsefe fakültesi dekanı olan Vladimir Mironov ise Grızlov'un isterse ders verebileceğini ya da bir kürsünün başına geçebileceğini bildirdi. Her ne kadar parti yöneticileri ve üniversite içindeki yandaşları siyasal çoğulculuğa önem vereceklerini beyan etseler de bu sözlerin kıymeti harbiyesini yakında göreceğiz. Böylece Rusya'da yakında bir ilk daha olacak: iktidar partisinin yönetiminde olduğunu gizlemeye bile tenezzül etmeyen bir devlet fakültesi!

Kıvılcım Çağla 'ın Son Yazıları