Kıvılcım Çağla
Kapitalist Restorasyonun Kara Kitabı
Yayın Tarihi: 07.05.2021 , 23:36 Güncelleme Tarihi: 07.05.2021 , 23:36
DÜNYA SOLA DÖNÜYOR - RUSYA ve ESKİ SOVYET CUMHURİYETLERİ yazıları
Eski sosyalist ülkelerde uygulanan özelleştirmelerin insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkisi hakkında İngiltere'de çıkan saygın tıp dergisi The Lancet Medical Journal'da yayımlanan bir araştırmanın sonuçları Ocak ayında gazetelerde yer almıştı. Bu araştırmaya göre özelleştirmenin hızla uygulandığı 1990'larda Rusya, Kazakistan, Litvanya ve Estonya'da işsizlik tam üç kat artmış ve işsiz kalanlar arasında ölüm oranı yüzde 42 oranında yükselmişti. Bu araştırma bu konuda Batı dünyasındaki nadir araştırmalardan biri.
Oysa Avrupa ve ABD'deki üniversitelerde hala yüzlerce "sovyetolog" var. Ancak bunlar kapitalist "reform"ların etkilerini araştırma ve inceleme gereği duymuyorlar. İçlerinde namuslu bazı bilim insanları da bulunmakla birlikte çoğu antikomünist propagandanın maaşlı memurları olan bu kapıkulu güruhu Sovyet geçmişini karalamakla meşgul olduğu için kapitalist restorasyonun günümüzdeki etkileri ile ilgilenmiyorlar. Bu konuda Rusçada çıkan kitapları da görmezden geliyorlar. Bu yazıda ben böyle bir kitabı tanıtmaya çalışacağım.
1991-2007 yılları arasında Rusya'da uygulanan sözde reformların ekonomik ve demografik sonuçlarına ilişkin tamamen resmi istatistiklere dayanan bu incelemeyi S. Kara-Murza, S. Batçikov ve S. Glazyev hazırlamış. (Kuda idet Rossiya. Belaya kniga reform, Moskova: Algoritm, 2008). Kitabın başlığının çevirisi şöyle: Rusya Nereye Gidiyor? Reformların Beyaz Kitabı. Yazarlar yalnızca olgusal bilgiler ve istatistiklerden oluşan yayınlara beyaz kitap dendiği için kitaba bu adı verdik diyorlar. Rusça'da öyle olabilir ancak Türkçe'de buna kara kitap demek daha doğru çünkü kapitalist restorasyonun kara yüzünü gösteriyor. Liberal ideologların hazırladığı "komünizmin kara kitabı" türünden yayınlara karşı ciddi ve bilimsel bir yanıt. Kitap demografi ve sağlık, üretim ve gıda tüketimi, halkın refah düzeyi, sanayi ve inşaat, tarım ve köy işleri ve ulaşım şeklindeki altı ana başlık altında yüzlerce tablo ve grafik ile istatistiklerden oluşuyor. Burada önemli gördüğüm bazı rakamları aktarmak istiyorum.
Demografiden başlayalım. Bu köşede Rusya'daki nüfus azalması üzerine birçok kez yazdım. Şimdi rakamları verelim. 31 Aralık 1991 itibariyle Rusya nüfusu 148.51 milyon kişi idi. 1 Ocak 2007'de ise nüfus 142.22 milyon olarak sayılmış. Üstelik 1990-2006 yılları arasında Rusya'ya net göç (içeri göçler eksi dışarı göçler) 4.05 milyon kişi olmuş. Yani göçleri de hesaba katarsak nüfus azalışı 10 milyon civarında. 1914'ten bugüne kadarki Rusya nüfus artış grafiğine baktığımızda böylesi bir düşüş sadece 2. Dünya Savaşı yıllarında var. (Bu savaşta 25 milyon asker ve sivil Sovyet yurttaşı öldü ve çoğu Rusyalı idi). Bazı liberal özürcülerin iddia ettiği gibi nüfustaki bu düşüş kentleşmenin bir sonucu değil, çünkü Sovyet nüfusu kentleşmesini daha 1960'larda tamamlamıştı ve kent nüfusu % 70 civarında sabitleşmişti. 1990'lardan bu yana gözlenen nüfus azalışının sebebi ölüm oranlarının yükselişi ve doğum oranlarının düşüşü. 1991'de binde 17 olan doğum oranı 2006'da binde 11'e düşerken, 1991'de binde 10 olan ölüm oranı 2006'da binde 15'e yükselmiş. 1986-87'de Rusya'da 70.13 yaş olan ortalama ömür (erkeklerde 64.91, kadınlarda 74.55), 1994'te 63.91'e düşmüş, 2006 yılında ise 66.6 olmuş (erkeklerde 60.37, kadınlarda 73.23).
1990 yılında yeni doğan bebeklerin yüzde 15'i hastalıklı iken 2007'de bu oran yüzde 40'a çıkmış. Doğum sonrası anemi hastası olan annelerin oranı 1990'da yüzde 12 iken 2006 yılında yüzde 42'ye ulaşmış. 1990 yılında tüm nüfus içinde ilk kez tüberküloz hastalığına yakalananların oranı yüz binde 34.2 iken 2006'da bu oran yüz binde 82.6'ya yükselmiş. Tüberkülozdan ölenlerin sayısı ise 1990'da 11,700 iken 2006'da 2.5 kat artarak 28,500 olmuş. Alkolden ölümler 1988'de 10 bin civarında iken 1995'te 55 bini ve 2007'de 30 bini bulmuş. Başka hastalıklarda da benzer şekilde artışlar olmuş. 1980'lerin sonlarında yılda 35 bin yataklık yeni hastane yapılırken 2006'da bu miktar 10 binin altına düşmüş. 1990'da antibiyotik ve vitamin üretimi her biri için 4500 ton civarında iken 2006'da bu miktarlar yüz - iki yüz tona kadar düşmüş.
Beslenme alanında ciddi değişiklikler olmuş. Aşağıdaki tablo ABD ile Rusya arasında karşılaştırma olanağını veriyor (agy, sf. 57):
Temel gıda maddelerinin kişi başına ortalama tüketim miktarları (kg)
1989
RSFSC
1989
ABD
1997
RF
1997
ABD
2003
RF
2004
Et ve et ürünleri113691144611949Süt ve süt ürünleri263396305229267233Yumurta, adet229309239210253242Balık ve balık ürünleri12.221.3109.31111.9Şeker2845.230332737Unlu mamuller10011511211891119Patates 571065713064128
Rusya'da tereyağı üretimi 1990'da 800 bin tondan fazla iken 2006'da 300 bin tonun altına düşmüş, çünkü artık tereyağı lüks olmuş.
Kapitalist "reformların" bir özelliği de bölgesel eşitsizliği artırması. 1990 yılında Sovyet Rusya'da bölgeler arasında kişi başına ortalama gelir bakımından azami fark 3.53 kat (Magadan ile Dağıstan arasında) iken 1995 yılında 15.6 kat ve 2006 yılında 10.2 kat olmuş (Moskova ile İnguşistan arasında).
1990 yılında 90 milyon uçak bileti satılmış iken 2006 yılında 40 milyonun altına düşmüş. Başka bir ifadeyle 1990 yılında 150 milyar yolcu-km olan hava yolu taşımacılığı 2006 yılında 40 milyar yolcu-km'ye düşmüş.1990'da 1.6 milyar adet kitap basılmış, 2006 yılında 600 milyon. Yıllık dergi tirajları 1980'lerde 2 milyardan 1990'da 5 milyara kadar yükselmişken 2006'da 1 milyar civarında kalmış. Yıllık gazete tirajları 1990'da 37 milyar civarında iken 2006'da 7 milyar civarında. Üstelik Rusça dışındaki dillerdeki yayınlardaki düşüş çok daha keskin olmuş. Örneğin Tatarca yayımlanan dergilerin tirajı 1990'da 28 milyon iken 2006'da 1 milyona düşmüş. 1990 yılında Lezgice 5.2 milyon adet gazete yayımlanmış iken, 1998'de 0.23 milyona düşmüş, 2000-2006 yılları arasında ise 0.5 - 0.9 milyon adet arasında dalgalanmış. İşte burası çarpıcı değil mi? Hani Sovyet rejimi ulusal kimlikleri eziyordu? Hani "demokrasi" onlara özgürlük getirmişti?
1970'ler ve 1980'ler boyunca istikrarlı bir şekilde yıllık 70 milyon civarında olan tiyatro bileti satışları 2006'da 30 milyonun altına düşmüş. Yılda çekilen film sayısı 1970'ten 1990'a 100'den 150'ye çıkmış iken, 1999'da 20lere inmiş, 2006'da 70 civarında kalmış.
1989 yılında 50 bin civarında olan kayıtlı soygun ve gasp olayları 2007 yılında 350 bine yükselmiş. 1990'da 15 bin civarında olan yıllık cinayet sayısı 1994'te 50 bine yaklaşmış, 2006'da 30 bin civarında olmuş.
Sınai üretim hacmi endeksi karşılaştırılabilir fiyatlar ile 1980 yılında 100 iken 1990'da 135'e yükselmiş, 1998'de 60'a düşmüş, 2006'da ise tekrar 100 civarında seyretmiş. Sanayide istihdam edilen işçi sayısı 1990'da 17 milyon civarında iken 2006'da 9 milyonun altına düşmüş. 1980'lerde yılda 550-570 milyon ton civarında olan ham petrol üretimi 1996'da 293 milyon tona düşmüş, 2007'de ise 490 milyon ton olmuş. Bu arada petrol üretiminde emek üretkenliği personel başına 4 tondan 1.5 tona düşmüş. Petrol ve gaz sondajları yılda 6 milyon metrelerden 1 milyon metrelere düşmüş. Kömür üretimi 1989'da 425 milyon tondan 2006'da 300 milyon tonun altına düşmüş. Aynı yıllarda yıllık iş makineleri üretimi 26 binden 5 bine, traktör üretimi 250 binden 10 bine düşmüş. Binek otomobili üretimi ise ancak 2006 yılında 1990 öncesi düzeyi geçmiş. (Binek otomobilleri dışında bütün motorlu taşıt, tarım araçları ve başka makine türlerinin üretiminde düşüş var). Dokuma tezgahları üretimi 18 binlerden neredeyse sıfıra inmiş. Çimento üretimi 1991'de 80 milyon tonun üzerinde iken 1997'de 25 milyon tona düşmüş, 2006'da 60 milyon tona yaklaşmış.
Tarım ürünleri üretimi hacmi endeksi 1980'de 100 olarak alınırsa 1990'da 123'e yükselmiş, 2007'de 80'e düşmüş. Tahıl üretimi 1990'da 113.5 milyon tondan 2006'da 51.9 tona düşmüş. Aynı dönemde süt üretimi 41.4 milyon tondan 14 milyon tona, tarım emekçilerinin sayısı 9 milyondan 2 milyona düşmüş.
Son olarak en genel göstergelerden birini verelim. Sermaye yatırımları endeksini 1975'te 100 alırsak, 1990'da 180'e yükselmiş, 1997'de 40'a düşmüş ve 2006'da 80 olmuş.