Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Kıvılcım Çağla

İhanete Uğrayan Sosyalizm

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:05 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:05

1991'de SSCB dağıldığı sırada sosyalizmin ihanete uğramış olduğunu ve tepeden çözüldüğünü söylediğimiz zaman solcuların birçoğu bu açıklamayı yeterli bulmuyordu. Kuşkusuz bugün de bulmayanlar var ancak bu cephe daha ikna edici bir açıklama getirmiş değildir. Sosyalizmin Stalin döneminde ortadan kalktığını iddia eden Troçkistler ise 1991'de yaşananı anlamakta en fazla zorluk çekenler oldular. Bürokratik diktatörlük yıkılıyor diye sevinenler, Yeltsin'i ve Gorbaçov'u destekleyenler oldu. Beğenmedikleri Sovyet sosyalizminin bütün insanlık için ne büyük bir nimet olduğunu acaba şimdi anlıyorlar mı?

Roger Keeran ve Thomas Kenny'nin İhanete Uğrayan Sosyalizm adlı kitabı Murat Akad'ın çevirisiyle Yazılama Yayınevi'nden çıktı. Yazarlar SSCB'nin çöküşüne Gorbaçov ve ekibinin belirli reform politikalarının sebep olduğu görüşündeler. Şöyle diyorlar:

“Bizim tezimize göre Sovyetler'in çöküşüne 1980'lerin başlarında ülkenin maruz kaldığı ekonomik sorunlar, dış baskılar, siyasi ve ideolojik durağanlık (birlikte ya da tek başına) neden olmamıştı. Çöküşü, Garbaçov ve müttefiklerinin belirli reform politikaları tetikledi. Garbaçov 1987'de Yuri Andropov'un başlatmış olduğu reform çizgisine sırtını döndü. Oysa kendisi de bu çizgiye iki yıl boyunca sadık kalmıştı. Hruşçov'un 1953-64 döneminde uyguladığı politikaları ve hatta daha 1920'lerde Buharin'in ortaya koyduğu düşünceleri benimsedi ve bunları daha da uca taşıyarak uyguladı. Garbaçov'un 180 derecelik dönüşü antisosyalist bilincin toplumsal zeminini oluşturan ikinci ekonominin büyümesi ile mümkün hale geldi. Garbaçov'un revizyonizmi rakiplerini devre dışı bıraktı ve Marksizm-Leninizm'in önemli ilkelerini terk etti. Bu ilkeler sınıf mücadelesi, Parti'nin öncü rolü, uluslararası dayanışma, kolektif mülkiyet ve planlamanın önceliği idi. Bunun kısa vadedeki sonuçları, Sovyet dış politikasında atılan geri adımlar ve SBKP'nin içinin boşaltılması oldu. SBKP'nin içinin boşatılması süreci ise medyanın rakiplere teslim edilmesi, merkezi planlama mekanizmalarının ortadan kaldırılması ve bunun sonucunda ekonominin kötüye gitmesi ve SSCB'yi oluşturan ulusların birbiriyle uyumunun sağlanmasında Parti'nin üstlendiği rolün sona ermesi ile gerçekleşmişti. Kitlelerin memnuniyetsizliği Yeltsin2in antikomünist “demokratlar”ının devasa Rusya Cumhuriyeti'nin denetimini ele geçirmesini ve burada kapitalizmi uygulamaya koymasını sağlamıştı. Rus olmayan cumhuriyetlerde ayrılıkçılar galip gelmişti. SSCB dağılmıştı.” (agy, s. 254-255)

Benim buna ekleyeceğim şudur: Yeltsin ve takımı uzunca bir süre sosyalizme doğrudan karşı çıkmadı, daha iyi bir sosyalizm uygulayacağını vaat etti. Halkı aldatabilmek için buna ihtiyaçları vardı. Daha sonra ise her gün Stalin dönemi hakkında yalanlar uydurdular ve medya yoluyla yaydılar.

Yazarların not ettikleri gibi SSCB'nin ekonomik sebeplerle, milliyetçi basınçla veya tüketim maddeleri eksikliği ile çökmediğini bazı ABDli ciddi antikomünist sovyetologlar da fark etmişti. Bunlardan Jerry Hough şöyle yazmıştı:

“... Yaşanan gelişmelerin anahtarı, siyasi sistemin ya da “devletin” tepesinde bulunabilir... Sorun aslında devletin değil, devleti yönetenlerin ruh halinin zayıf olmasıydı.”

Burada akla Stalin dönemi tarım bakanı Benediktov'un kötü kaptan benzetmesi geliyor. Benediktov'un dediği gibi bir gemi ne kadar modern olursa olsun kötü kaptan onu karaya oturtmaya muktedirdir. Gemi sovyet sistemi, “kaptan” da Gorbaçov oluyor.

Emperyalizmin ve kapitalizmin özürcüsü ikiyüzlü liberal ideologlar SSCB söz konusu olduğunda çöküşünün kaçınılmaz olduğunu çünkü planlı ekonominin yürümeyeceğini söylemeye bayılıyorlar. Ancak 1917 Büyük Ekim Sosyalist Devrimi söz konusu olduğunda ise bunun devrim değil tesadüflere dayanan bir darbe olduğunu söylüyorlar. Yürümez dedikleri planlı ekonominin tarihte görülmüş en büyük ekonomik kalkınmayı nasıl gerçekleştirmiş olduğu bir yana şu yöntemsel açmaz içindeler: Tarihsel olaylarda kaçınılmazlık yok ise SSCBnin çöküşünün de kaçınılmaz olmadığını kabul edeceksiniz. Yok var ise o zaman Ekim devriminin de kaçınılmaz olduğunu kabul edeceksiniz. (Bence her ikisi de kaçınılmaz değildi). Nasreddin Hoca'nın dediği gibi kazan'ın doğurduğuna inanıyorsan öldüğüne de inanacaksın.

Kıvılcım Çağla 'ın Son Yazıları