Kıvılcım Çağla
Çekoslovak "Kadife Devriminin" Karanlık Sayfaları
Yayın Tarihi: 07.05.2021 , 23:36 Güncelleme Tarihi: 07.05.2021 , 23:36
DÜNYA SOLA DÖNÜYOR - RUSYA ve ESKİ SOVYET CUMHURİYETLERİ yazıları
17 Kasım 1989 günü Çekoslovakya'da şu "kadife devrim" denen kapitalist karşıdevrim sıradan, yasal bir öğrenci gösterisi ile başlamıştı. Bu karşıdevrim sonucunda sosyalist rejim yıkılmış, Amerikancı Havel devlet başkanı olmuştu. Geçenlerde Moskova'da yayınlanan Zavtra gazetesinde Prag'dan Jan Novak'ın bir yazısı yayınlandı. Novak kadife devrimde KGB ve Çekoslovak KGB'sinin rolü üzerinde duruyor.
Şimdiki Çek ve Slovak cumhuriyetlerinde ve bütün dünyada antikomünist resmi ideoloji bu "kadife devrimi" bir halk devrimi gibi gösteriyor. Güya komünizmden nefret eden halk kendiliğinden ayaklanmış. Ancak işin içinde o zamanki Çekoslovak gizli polisinin de olduğu bugün artık gizlenemiyor. Olayları şöyle kısaca bir özetleyelim: Sosyalist Gençlik Birliği 17 Kasım Dünya Öğrenciler Günü dolayısıyla Prag'da bir gösteri düzenlemişti. Gösteri kısmen antikomünist sloganlarla olaysız bir biçimde sürerken Narodni caddesinde polis birden öğrencilere saldırmış ve onları dağıtmıştı. Bu arada Ludwik Zifçak adında daha sonra gizli polis olduğu açığa çıkan bir öğrenci yerde ölü gibi yatmış ve ambulansla götürülmüştü. Bu arada öğrenciler arasında bir öğrencinin öldüğü haberi yayılmış ve Almanya'dan yayın yapan doğrudan CIA denetimindeki Radio Free Europe/Radio Liberty tarafından Martin Şmid adlı bir öğrencinin öldüğü tüm ülkeye duyurulmuştu. Bu durum ertesi gün öğrenciler dışında halkın da caddelere çıkmasına sebep oldu. Tabii kimsenin öldüğü yok idi. Ludwik Zifçak rolünü oynamış ve ortadan kaybolmuştu. Zifçak daha sonra yargılanacak ve emri bizzat devlet güvenlik örgütü başkanı General Aloiz Lorenz'den aldığını söyleyecekti. Fakat buna rağmen kendisi sadece birbuçuk yıl ceza aldı ve toplam altı ay yattı, generale ise dokunulmadı. Bugün kendisi "saygın" bir işadamı.
Jan Novak'a göre Ludwik Zifçak gizli polis tarafından muhalif öğrenci hareketi içine Martin Ruziçka adıyla sokulmuştu. Ruziçka 1 Kasım günü Prag'daki ABD elçiliğinde öteki muhalif öğrenci liderleriyle birlikte toplanarak rejimi yıkmak için neler yapılacağını konuşmuştu. Bu toplantıda 17 Kasım'da Prag'da bir öğrenci mitingi düzenlenmesi de kararlaştırılmıştı. 14 Kasım günü ise Prag'a Moskova'dan SSCB KGB başkan yardımcısı General Viktor Gruşko ile General Gennadi Teslenko başkanlığında bir delegasyon gelir ve General Aloiz Lorenz ile görüşür. Novak ne konuştuklarının bilinmediğini ancak General Teslenko'nun 17 Kasım gösterisini izleyen operasyon merkezinde bulunduğunu yazıyor. Gerçekten de eğer Novak'ın yazdığı gibi KGB generalleri geldi ise bunun nedenini anlamak güç: bu türden öğrenci gösterileri onlarca kez olmuştu. Acaba KGB birden bire bu sıradan, yasal öğrenci gösterisine neden ilgi duymuştu? Novak, Martin Şmid adlı öğrencinin öldüğü haberini yayanın da yine öğrenci hareketi içinde yerleştirilmiş bir ajan olan Dragomira Drajskaya olduğunu yazıyor. Yine Novak'ın yazdığına göre o zamanki Çekoslovak gizli polisi 10. kısım şefi Binbaşı Petr Jak şöyle diyordu: "17 Kasım gösterisinde Martin Şmid adlı öğrencinin öleceğini ben önceden biliyordum.."
Ancak esas ilginç olaylar 18 Kasım'da başladı. Çekoslovak devlet televizyonu güya RFE/RL'nin haberini yalanlamak için canlı Martin Şmid ile röportaj yaptı. Fakat röportaj öylesine garipti ki tam tersi bir amaca hizmet etti. Çünkü görüntü belirsizdi ve sürekli gidip geliyordu. TV izleyicileri bu haberi izleyince devlet televizyonunun yalan söylediğini düşündüler. Daha sonra TV müdürü olayı teknik arızaya bağladı ancak bu ne kadar inandırıcı olabilir ki? Fakat esas daha sonra olanlar çok garipti: Devlet televizyonu sanki göstericilerin emrinde imiş gibi gösteri alanından canlı yayın ve röportajlar yapmaya başladı. Tam da bu yayın sayesinde halk sokaklara çıkmaya başladı. Bu arada Çekoslovak gizli polisi ve "halk milisi" hiçbir şey yapmadı!! Parti genel sekreteri Milos Jakes'in ısrarlarına karşın General Lorenz hiçbir şey yapmadı. Hızla gelişen olaylar sonunda parti ve hükümet iktidarı Havel şahsında ABD'ye devretti. İlginç değil mi? Tıpkı 21 Ağustos 1991'de güya Gorbaçov'a karşı darbe yapıp, fiiliyatta ise hiçbir önlem almayan, hiçkimseyi tutuklamayıp, basın yayını da kontrol etmeyen ve Yeltsin'in tankın üzerine çıkıp bildiri okumasını seyreden o sözde Olağanüstü Durum Devlet Komitesi (GKÇP) gibi.
İşte o Sovyet GKÇP'sinde o zamanki KGB başkanı Vladimir Kryuçkov da vardı. Savunma bakanı Yazov ve içişleri bakanı Pugo gibi o da elinde muazzam güçler bulunmasına rağmen karşıdevrimi durdurmak için bir şey yapmadı. Daha doğrusu sözde bir şey yapar gibi görünüp eylemde bir şey yapmayarak sadece karşıdevrimi hızlandırdı. Bunların rolü henüz aydınlatılmış değil, ancak bir gün aydınlatılacağına inanıyorum. Kendisi de sözde darbeden sonra 17 ay hapiste yatıp çıkmış olan Kryuçkov anılarında Çekoslovakya olaylarına kısaca değiniyor, ancak KGB generallerinin Prag'a gittiğini söylemiyor. (Liçnoe Delo, Moskova: Olimp, 1996, cilt 2, sf. 106). Çekoslovakya'da basın yayının sosyalizm düşmanlarının eline geçmiş olduğunu yazıyor. Doğrusu her ne kadar kendini sosyalizmin savunucusu gibi gösterse de ben genelde Kryuçkov'a inanmıyorum, şüphe ile bakıyorum. Çünkü o da uzun süre Gorbaçov'un sadık adamı idi. Kitabında bol bol Stalin eleştirisi ve demokrasi havariliği yapıyor. Ancak bu zavallı ya da hain adam elinde çok büyük olanaklar varken SSCB'yi korumak için neden bir şey yapmadığını açıklayamıyor.