Kıvılcım Çağla
Büyük Zaferin Yıldönümünde
Yayın Tarihi: 07.05.2021 , 23:36 Güncelleme Tarihi: 07.05.2021 , 23:36
DÜNYA SOLA DÖNÜYOR - RUSYA ve ESKİ SOVYET CUMHURİYETLERİ Yazıları
9 Mayıs günü eski Sovyet ülkelerinin birçoğunda İkinci Dünya Savaşı'nda faşizme karşı kazanılan büyük zaferin 64. yıldönümü kutlandı. Rusya'da iktidar bir yandan tanklı füzeli geçit töreni yaparken bir yandan da psikolojik savaşın piyonları olan medyadaki leşkerleri aracılığıyla zaferi küçültmeye ve karalamaya devam etti.
Sosyalizme karşı psikolojik savaş yürüten oligarşik burjuva medyası Sovyet halklarını ortak düşmana karşı birleştirmiş olan büyük zaferi halkın belleğinden söküp atmak ve karalamak için yoğun çabalar sarfediyor. Çünkü bu zafer halkları birleştiren çok önemli bir simge ve halk düşmanı kapitalist restorasyoncular ve burjuva milliyetçiler için bu simgeyi halkın gözünde değersizleştirmek gerekiyor. Bu güruhun yaydığı yalanlardan biri güya Berlin'e giren Sovyet askerlerinin kitlesel bir biçimde Alman kadınlarına tecavüz ettikleri şeklinde. Oysa Sovyet ordusunda savaş zamanı tecavüzün cezası kurşuna dizilme idi. Gerçekten böyle bir şey olmuş ise Almanlar neden şimdiye değin susmuşlar? Neden 1991'e değin böyle bir iddiayı gündeme getirmemişler?
Tarih çarpıtıcılarının bir başka iddiası Sovyet ordusunun Almanya'yı soyduğu ve özel mükiyeti gaspettiği yönünde. Yine hiçbir olguya, belgeye, gerçeğe dayanmayan alçakça bir yalan. Ancak bu türden yalanları söyleyenler sıradan kişiler değil. Örneğin Gavriil Haritonoviç Popov. İktisat profesörü Popov, Gorbaçov zamanında milletvekili, 1991-93 arası Moskova belediye başkanı, daha sonra Uluslararası Moskova üniversitesi rektörü oldu. İşte bu Popov tam da 2005 yılındaki 50. yıldönümü kutlamaları öncesinde sadece Berlin'de Sovyet işgali sırasında 100 bine yakın Alman kadının tecavüzden dolayı hastanelere başvurduğunu söylemişti. Popov ayrıca bizzat Stalin'in onayıyla Sovyet generallerinin birer otomobile, öteki subayların da birer motosiklete el koymalarına resmen izin verildiğini söylüyor. Sergey Kara-Murza'nın dediği gibi sorun şu ki Popov'un sözlerine birçok kişi ve bu arada gençliğin bir kısmı inanıyor ve bu Popov hala itibar görüyor.
Oysa bu ve benzeri iftiracıların yalanları alçakça olduğu ölçüde aptalca. Şöyle bir düşünelim. Kızıl Ordu Berlin'e girmiş ve 100 bine yakın Alman kadına tecavüz etmiş. Tabii bu kadar kitlesel bir olayı subayları bilmeden yapamayacağına göre onlar da buna göz yummuşlar. Sonra da bu kadınların hastanelere başvurup tecavüzü kayda geçirmelerine izin vermişler. Niye ki? Bu kadar aptal bir ordu muazzam faşist savaş makinesini nasıl yenmiş ki? Kızıl Ordu bu kadar zalim idiyse o kadınlar hastanelere başvurmaya nasıl cesaret etmişler? Hastaneler hala Alman ordusunun mu elinde imiş?! Dikkat edin, 100 bin kadından söz ediyoruz! Doğrusu birazcık mantıksal düşünce ile yalan her yanından pul pul dökülmeye başlıyor. Tabi sorulara devam etmek mümkün.
Gelelim soygun ve gaspa. Stalin'in buna izin verdiğinin belgesi nerede? Böyle bir belge ya da tanık var ise neden göstermiyorlar? Stalin'e karşı en ufak delili toplamaya can atan devasa uluslararası burjuva karalama makinesi acaba böyle bir belgeyi niye gündeme getirmiyor? Hem Kızıl Ordu Almanya'nın sadece küçük bir bölümünü (Doğu Almanya) ele geçirdi. Stalin sosyalizmi kurmak istediği bu topraklarda askerlerinin kitlesel soygun yapmasına izin mi verdi? O zaman Doğu Alman halkı Sovyet rejiminden nefret etmeyecek miydi? Gerçek şu ki Kızıl Ordu içinde de bazı değerli eşyaya el koyanlar az da olsa olmuştur ancak bunlar cezalandırılmıştır. Bırakalım göz yummayı, Stalin ihbar üzerine başyardımcısı ve en gözde mareşali olan Jukov'un daçasını bile aratmıştır. Bu aramada bulunan bazı eşyayı Jukov kendince açıklamış ancak yine de tatmin edici olmamıştır ki gözden düşmüş ve rütbesine göre önemsiz sayılabilecek bir göreve atanmıştır. (Jukov'un başka bazı hataları daha vardır). Fakat Stalin bir süre sonra Jukov'u yine yükseltmiştir.
Savaş kayıpları
Emekli mareşal Dmitriy Yazov'un 7 Mayıs günü yaptığı açıklamaya göre, kendisi savunma bakanı iken (1991'de) kurulmuş olan komisyonun araştırmaları sonucunda SSCB'nin 2. Dünya Savaşı'ndaki askeri kayıplarına ilişkin en gerçekçi sayı 8 milyon 640 bin kişi olarak hesaplanmış. Sivil kayıplar ise 27-28 milyon civarında hesap edilmiş. Bu hesap doğru ise Sovyet kayıplarının şimdiye değin bilinenden daha fazla olduğu ortaya çıkıyor. Çünkü genelde SSCB'nin asker ve sivil toplam kaybının 25-26 milyon civarında olduğu kabul ediliyordu. Mareşal Yazov Ağustos 1991'de savunma bakanı iken Gorbaçov'a karşı kurulan devlet olağanüstü durum komitesine girmiş, danışıklı dövüşe benzeyen bu uyduruk girişim başarısız olunca da bir yıl hapis yatmıştı. 1998'de savunma bakanlığında danışman olmuştu.
Kırım'da
Ukrayna'ya bağlı Kırım özerk cumhuriyetinin Kerç kentindeki zafer bayramına katılan Kırım komünistlerinin lideri ve Ukrayna milletvekili Leonid Graç törenlerde yaptığı konuşmalarda Ukrayna'daki neofaşist rejimin Nazi işbirlikçilerini rehabilite etme politikasını eleştirdi. Graç, Rusofob rejimin Rus ve Ukrayna halklarının ortak tarihini çarpıttığını ifade etti. Ancak Kırım halkının faşizme geçit vermeyeceğini ve Kırım komünistlerinin rejime karşı mücadeleyi yükselteceğini ilan etti. Yuşçenko'nun Prag'da ABD ve AB'yi Ukrayna ve Kırım'ı "modernize" etmeye çağırdığını hatırlatan Graç yarımadanın Amerikan üssü olmasına izin vermeyeceğiz dedi.
Oligarşi cephesinde
Rusya'da kriz yine oligarklara yarayacak gibi. Ekonomideki her türlü sorunu yolsuz, kokuşmuş bürokrasiye atfetmeyi pek seven oligarklar gerçekten de kokuşmuş olan aynı bürokrasiden krizi bahane ederek milyarlarca dolarlık ucuz kredi almayı başardılar. Argumentı i faktı gazetesinin haberine göre Russkiy Aluminiy (Rusal) 4.5 milyar dolar, Alfa-Grup 2 milyar dolar, Yevraz 1.8 milyar dolar, İnterros şirketi 750 milyon dolar kredi almış. Kredi alanlar arasında Putin'in daha geçen yıl üzerine denetçiler göndermekle tehdit ettiği Meçel grubu ve daha başka birçok oligarşik grup da var. Oysa bu oligarkların aslında hiç de yardıma ihtiyaçları yok. Çünkü 2005-2007 arasında sadece beyan edilmiş resmi temettüleri (hissedarlara dağıtılan kar payları) bile milyarlarca dolar. Örneğin Rusal'ın bu dönemde dağıttığı kar payı 6 milyar dolar. Tabii oligarkların şirketlerinde hissedarlar resmi olarak yabancı (offshore) şirketler olduğu için bu temettüler de yabancı bankalardaki hesaplarda yatıyor.
Kısacası oligarklar aslında isteseler şirketlerinin finansman sorunlarını devlet bütçesine el uzatmadan kendi kaynakları ile çözebilirlerdi. Ancak onların ilkesi karlar kendimize, zararlar devlete şeklinde. Şimdi de bu oligarkların bir kısmı elde tuttukları bazı şirketlerin kısmen ya da tamamen devletleştirilmesini istiyorlar. Neden dersiniz? Kamulaştırmadan yana oldukları için değil herhalde. Oligarklar değeri düşen likit olmayan aktifleri elden çıkarmak ve borçları da devlete yıkmak istiyorlar, o kadar. O nedenle Alfa Grubun sahibi Oleg Deripaska Rusal'ın devletleştirilmesini istiyor. Böylece Rusal'ın 14 milyar dolarlık borcundan kurtulmayı planlıyor. Aynı şekilde Norilskiy Nikel'in ortakları da yeni bir şirket kurulmasını ve devletin % 25 payla ortak olmasını istiyorlar. Buna karşılık devlet şirketin borçlarını silecek, oligarklar da değeri düşmüş olan aktiflerini yeniden değerlendirmiş olacaklar. Tabii yeni şirketin yönetimi yine onların elinde olacak. Güzel plan değil mi?
Putin: Eski Sovyet cumhuriyetleri ile piyasa ilişkilerine geçiyoruz
Rusya başbakanı Vladimir Putin Japonya gezisi öncesinde verdiği demeçte Rusya'nın eski Svoyet cumhuriyetlerine dünya piyasasındaki fiyatların altında fiyatlarla enerji hammaddesi sattığı dönemin sona erdiğini bildirdi. Putin Ukrayna ile yapılan yeni anlaşma ile artık ödemelerde aksama olduğunda % 100 peşin ödeme isteme ve peşin ödeme olmazsa sevkıyatı kesmeye hakları olduğunu söyledi.