Kıvılcım Çağla
Büyük Zafer'in 65. Yıldönümünde Arşiv Savaşları
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:08 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:08
Rusya'da bu haftasonunda İkinci Dünya Savaşı'nda Sovyet ordusunun Hitler ve öteki faşistlerin işgalci, soykırımcı ordularına karşı kazandığı büyük zaferin 65. yıldönümü kutlanacak. Bu yılki kutlamalara büyük zaferin başkomutanı Stalin'in portrelerinin Moskova'da sokaklara asılıp asılmayacağı tartışması damgasını vurdu. Sonucun ne olacağını hep birlikte göreceğiz.
Geçmişi kontrol eden geleceği kontrol eder. Tarihte bu sözün gerçekliğinin belki de en önemli doğrulaması SSCB'nin çöküşünde gözlemlendi. Gorbaçov döneminde SSCB'yi çökertmek üzere harekete geçen emperyalist destekli hainler işe geçmişi değiştirmekle başladılar. Bunların başında gelen Yakovlev haini elinde tuttuğu medya sayesinde İkinci Dünya Savaşı'nın tarihine yönelik tam bir bilinç manipülasyonu operasyonu gerçekleştirdi. Bu operasyonun en can alıcı araçlarından biri, üzerinde sözde Stalin'in imzası olan bir harita idi: Güya Stalin Hitler ile Polonya ve Baltık ülkelerini bölüşmüştü. Operasyonun amacı öncelikle Baltık ülkelerini SSCB'den koparmaktı. Gerisi kendiliğinden gelecekti.
Sovyet geçmişini ve özellikle 2. Dünya Savaşı tarihini değiştirmek için yürütülen kampanya bugün de tam gaz devam ediyor. Aralarında çeşitli konularda anlaşmazlık bulunan Rusya ve Polonya hükümetleri iş komünizmi karalamaya gelince domuz topu gibi birleşiyorlar. Nitekim Putin tamamen Rusofob bir karakter taşıyan Katın anmaları için Polonya hükümetine izin vermişti. Bilindiği üzere Polonyalı faşistler ve emperyalist medya Katın'da savaş sırasında 21 binden fazla Polonyalı savaş esirinin Stalin'in emri ile kurşuna dizildiğini iddia ediyorlar.
28 Nisan günü Moskova'da Rusyalı yurtseverlerin düzenlediği Katın sorunu üzerine basın toplantısında Katın katliamını Alman faşistlerinin yaptığına ilişkin yeni kanıtlar gösterildi. Toplantıya RFKP'den Duma milletvekili Viktor İlyuhin, tarih profesörlerinden A. Kolesnik, Aleksey Plotnikov, Sergey Strıgin, Yuriy Jukov ve yazar Yuriy Muhin katıldılar. Katılımcılar Katın katliamına ilişkin Polonya ve Rusyalı antikomünist cephenin iddialarındaki onlarca çelişkiye dikkat çektiler ve onlarca karşıt argüman sundular. Basın konferansı bittikten sonraki gün Rusya devlet arşivleri genel müdürlüğünün internet sitesinde devlet başkanı Medvedev'in emriyle Katın dosyasına ilişkin bazı çok gizli belgelerin renkli tarama kopyaları ilk kez yayımlandı. Birkaç gün boyunca site neredeyse kilitlendi çünkü çok sayıda ziyaretçi vardı. Ancak yayımlanan belgeler yeni değil. Daha önce fotokopileri yayımlanmıştı. Bu belgelerin sahte olduklarına dair çok ciddi argümanlar var. Örneğin RFKP'nin sitesinde yayımlanan bir bağımsız ekspertiz raporunda Beriya'ya ait olduğu iddia edilen 1940 tarihli raporun tek bir daktiloda değil birkaç daktiloda yazılmış olduğu gösteriliyor. RFKP temsilcisi İlyuhin'e göre 1920 yılında 30 bin ile 86 bin arasında Kızılordu askeri Polonya'da esir kamplarında ölmüştü. RFKP yalnızca 3.196 Polonyalı subay ve askerin 1920'deki Kızılordu savaş esirlerinin katledilmesinden dolayı mahkemece suçlu bulunarak idam edildiğini kabul ediyor. İlyuhin öteki Polonyalıların faşistler tarafından öldürüldüğünü ancak 21 bin sayısının abartılı olduğunu söylüyor.
Kızılordu sadece Polonya'yı faşist sürülerden temizleyebilmek için 500 binden fazla kayıp verdi. Savaştan sonra kurulan Polonya Litvanya, Belarus ve Ukrayna'dan haksız olarak işgal ettiği topraklar dışında toprak kaybetmedi, Almanya işgalinden kurtarılan topraklardan Polonya'ya cömertçe verildi. Oysa o topraklar Doğu Almanya'ya da verilebilirdi. Polonya liman şehri Gdansk'a kavuştu. Şimdiki nankör faşistler ise Kızılordu'ya şükran duyacak yerde lanet okuyorlar. Aynı şey Litvanyalı, Ukraynalı, vb öteki bazı nankör faşistler için de geçerli.
Bugünkü kapitalist Rusya'nın kapitalist Polonya, Ukrayna ve Gürcistan ile belli sorunları olmasına karşın unutulmamalıdır ki antikomünizm bağı hepsini sıkıca birbirine bağlamaktadır.
Not: Yordam Yayıncılık gazeteci şair Feliks Çuyev'in İkinci Dünya Savaşı dönemi Sovyet dış işleri bakanı ve Politbüro üyesi Vyaçeslav Molotov ile söyleşilerini Türkçeye kazandırmakla çok iyi bir iş yaptı. Bütün okurlara bu kitabı okumalarını öneriyorum. Ancak okurken bir noktayı da göz önünde tutmak gerekiyor. Bu söyleşilerdeki bazı ifadeler muğlaktır. Çuyev bütün bu söyleşileri belleğine dayanarak günü gününe not ettiğini yazmıştır. Molotov'un torunu ise Çuyev'in Molotov ile konuşurken cebinde ses kayıt aletini gizlediğini iddia etmiştir. Bu iddia zayıf görünüyor çünkü o yıllarda ses kayıt aletleri cebe sığacak kadar küçük değildi. Ancak her halükarda Çuyev'in Molotov'un konuşmalarını ne kadar tam aktardığı veya yayın aşamasında hangi kısımların kesildiği belli değildir. Ortada bildiğim kadarıyla bir ses kaydı yoktur. Fakat asıl önemlisi Molotov sözlerinin şu veya bu şekilde kayda alındığından habersizdir. Dolayısıyla konuşmalar çoğu zaman günlük konuşma dilinde cereyan etmektedir ve belli bazı anlardaki çok önemli mimikler ve ses tonları belli olmadığı için bazen anlam muğlaklaşabilmektedir.