Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Kıvılcım Çağla

ABD-Rusya nükleer antlaşması

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:06 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:06

Bugünkü kapitalist Rusya ekonomik, sosyal ve insani göstergeler bakımından neredeyse bir üçüncü dünya ülkesi derecesine düşmüştür. 1991'den beri uygulanan kapitalist restorasyon nüfusu en az 20 milyon kadar azaltmış, ortalama ömrü de beş yıl kısaltmıştır. Sınai ve tarımsal üretim kat kat gerilemiş, kişi başına temel gıda maddeleri tüketimi de azalmıştır. Rusya otomobil ihraç eden bir ülkeden esas olarak hammadde ihraç eden bir ülke haline gelmiştir. Peki bu ve başka her türlü gerilemeye rağmen Rusya'yı hala önemli bir güç yapan nedir? Elbette ki hala sahip olduğu dünyanın ikinci büyük nükleer gücü statüsü. İşte başta ABD olmak üzere emperyalistlerin Rusya'nın elinden almak istedikleri son koz budur. Ancak bu iş biraz zor olduğu için emperyalizm uzun vadeli bir strateji izlemektedir. Kuşkusuz bugünkü Rusya da aynı kapitalist, antikomünist cephede yer almaktadır ancak emperyalistler arası çelişkiler her zaman olmuştur ve olacaktır.

Gorbaçov haininin başlattığı NATO'ya askeri ödünler verme siyaseti bugünkü Rusya yönetimi tarafından devam ettiriliyor. Geçen hafta Prag'da Obama ve Medvedev'in imzaladığı stratejik nükleer saldırı silahlarının azaltılması antlaşması ile ABD ve Rusya nükleer başlıklar ve füze fırlatıcıların sayısında indirime gitti. Antlaşma her iki ülke parlamentolarında onaylandıktan sonra geçerli olacak. Basında yer aldığına göre her iki ülke nükleer başlıklarının sayısını 1.550 ile füze fırlatıcılarının sayısını da 800 ile sınırlayacak. Antlaşma dünya barışı açısından ilk bakışta olumlu gibi görünse de burada dünya dengelerini bozan başka bir etken var: Füze savunma sistemleri. ABD'nin Doğu Avrupa'ya yerleştirdiği füze savunma sistemleri yanında denizden, havadan (uçaklardan) ve uzaydan ateşlenen birçok füze savunma sistemleri bulunduğu ve geliştirmeye devam ettiği bilinen bir gerçek. Antlaşma saldırı silahlarını kapsıyor, savunma sistemlerine dokunmuyor. Dolayısıyla ABD bugünkü nükleer füze-savar kapasitesini biraz daha artırdığında nükleer denge ciddi bir biçimde bozulmuş olacak. Basitçe söylersek Rus füzeleri ABD'ye ulaşamadan imha edilebilecek ancak ABD füzeleri Rusya'ya ulaşabilecek. Antlaşma kuşkusuz öteki NATO ülkelerinden İngiltere ve Fransa'nın nükleer gücünü de sınırlamıyor. Bugün küçük gibi görünen bu güçler de yarın ABD yardımıyla artırılabilir.

Medvedev antlaşma imzalanırken Rusya'nın tavrının ABD'nin füze savunma sistemleri konusundaki tavrına bağlı olacağını söyleme ihtiyacını duydu. Ancak bu konu antlaşmada yer almış değil. Doğrusu böyle önemli bir konunun antlaşma dışında kalmış olması akıl alır gibi değil. 1996-2000 yıllarında Rusya genelkurmay uluslararası işbirliği dairesi başkanlığı yapmış olan, şimdiki jeopolitik sorunlar akademisi başkanı Korgeneral Leonid İvaşov gazetelere verdiği demeçte Gorbaçov ve Yeltsin zamanında imzalanan antlaşmalarda askeri uzmanların önerilerinin dikkate alınmamış olduğunu hatırlattı. Son antlaşmada Rusya kamuoyunun baskısı sayesinde önemli bir ödün verilmediğini ancak bundan sonraki uygulamanın önemli olacağını belirtti. İvaşov bugünkü Amerikan stratejisinin füze savunma sistemlerini geliştirmek üzerine kurulu olduğunu ekledi. İvaşov Medvedev-Putin yönetiminin ABD'yle bir antlaşma imzalama konusundaki hevesini de şöyle açıkladı: Mevcut oligarklar ve onların bürokratları paralarını Batı bankalarında sakladıkları ve oralarda gayrimenkul satın aldıkları için füzeleri oralara doğru yönlendirmek istemezler tabii.

Katın Katliamı ve antikomünist dezinformasyon
Katın Katliamını SSCB'ye ve Stalin'e yıkmaya çalışan Hitler'in manevi mirasçıları Polonya faşistlerinin bir kazaya kurban gitmiş olmalarına sevinecek değiliz ve ilahi adalet diye bir şey tanımıyoruz. Ancak bizim iliştirilmiş burjuva basını hakkında hiçbir şey bilmediği Katın olayını emperyalist medya ile birlikte çarpıttı.

Eski Sovyet ülkelerinde halen iktidarda olan ve halkın çoğunluğunun yaşamında büyük bir yıkım yaratmış olan oligarşik hırsızlar çetesinin iktidarda kalabilmek ve ele geçirdiği devlet servetini korumak için söylemeyeceği yalan, işlemeyeceği suç yoktur. Marx'ın dediği gibi kâr oranı belli bir yüzdeyi aştığı zaman kapitalistin işlemeyeceği cinayet yoktur. Rusya'da kapitalist restorasyonu ve yüzyılın soygununu gerçekleştiren ayyaş Yeltsin ve takipçileri komünizmi karalayabilmek için Katın katliamını da Stalin'e yıkmaya çalışmıştır. Ancak nafile: Polonyalı esirleri Naziler öldürmüştür. Öte yandan masum görünmeye çalışan Polonya faşistlerinin savaş esirleri konusunda sicilleri temiz değildir: 1920'deki Kızıl Ordu ile savaşta esir düşen 80 bin Kızıl Ordu askerinden çoğu geri dönmemiştir. (Katın olayı hakkında 6 Kasım 2009 tarihli yazıma bakılabilir).

[email protected]

Kıvılcım Çağla 'ın Son Yazıları