Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Kerem Esenoğlu

Victoria sizinle gurur duyuyor

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:55 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:55

Kerem Esenoğlu'nun “Victoria sizinle gurur duyuyor” başlıklı yazısı 3 Mayıs Cuma tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.

Fantezideki ileri noktayı takdir etmemeye olanak yok gerçekten. THY’nin ruj meselesine fazla takılıyor değilim ben aslında. İran’da mıydı neydi, pazarlarda erkek cinsel organını çağrıştırıyor diye patlıcanların, hıyarların üzerlerinin örtüldüğünü okumuştum. Dolayısıyla ruj meselesi bunun yanında hafif kalır. Ama gerçekten, kimi THY yolcularının fantezilerindeki ileri aşamaya hayran kaldım doğrusu.

Avrupa’da camları dışarıya kapalı, herkesin gözünün önünde içeri girilip, seks, erotizm, fantezi dünyasında trend nedir türü merakların giderildiği erotik dükkanlar vardır. Fantezilerinde trend’e bağlı olan yetişkinler için bulunmaz mekanlardır buralar. (Tabii ki gitmedim, böyle düşünüleceğini bildiğim için, herkesin gözünün önünde gidilen yer olduklarını özellikle yazdım, dolayısıyla birçok kişi gibi ben de bu dükkanların varlığından, verdiği hizmetten haberdarım, önünden geçtiğim için.)

Her ne kadar “kimi yolcularının” üzerine atmışsa da, ruj yasağı kararının THY yöneticilerinin keyfiyetiyle alınmış olduğuna inandığımı belirteyim önce. Dolayısıyla, ister yolcu olsun, ister THY yöneticisi, bunlar, acaba o dükkanlara girip birşeyler görmüşler midir diye de merak ediyorum. Çünkü, ruja, -bunca yıldır kullanılmasına rağmen-, şu sıralar takık olmanın, yükselen bir trendle ilgisi falan olmalıdır. Eğer gerçekten böyleyse, dünyanın en garip “dinibütünü” ile tanışmış bulunuyoruz. Karşı çıkmak için tüm erotik sektörü dolaşan yöneticileri ya da yolcuları var THY’nin. Kutluyorum gerçekten.

Haliyle nedir şu rujun erotik dünyadaki yansıması diye düşündüm. Aslında trend’e bağlı olmadığı sonucuna vardım. Mısırlılardan bu yana dudak boyandığı biliniyor. Dudak, her zaman, tek başına bile, başlı başına erotik bir unsur olageldi, malum. Afrika’da bugün bile, alt dudaklarını yerleştirdikleri bir tahtayla uzatıp, genişleten kadınların bulunduğu kabileler var. Bir tür güzellik anlayışının sonucu böyle yapıyorlar tabii. Eskiden Japon kadınları da dişlerini siyaha boyarlardı, buyurun. Yani moda her zaman gariptir. Eski Galyalı kadınlar, beyazlığa önem verdiklerinden yüzlerine kireç sürerlerdi diye de okumuştum bir yerde. (Nicole Avril’in “Yüzün Romanı” adlı kitabından okudum diye kalmış aklımda. Alın bu kitabı, konuya ilgi duyuyorsanız) Romalı kadınlar da dudaklarına kök boyayla yapılmış kırmızı boya sürerlermiş.

Yani öyle trend mrend değil, bildiğin kadim bir olgu bu, bunu anlatmaya çalışıyorum. İşte bu nedenle THY’nin “yolcusu” neden bunca yıl sonra dellenmiş, anlayabilmiş değilim. Sabır taşmış belli ki. Bunca yıl bakıp iç çektiği dudağı bir de kıpkırmızı görünce aklının gitmesi normal. Kırmızının delirttiği sadece boğa değildir. İyi de bu canına yandığımın muhafazakarları dudağı benzetilecek en güzel şeye (peygamberin de çok sevdiği) güle benzetenler değil mi yahu? Sevgilisine Gülfem (gül dudaklı) diyen nice muhafazakar din adamı vardır oysa.

Uçak korkusu ciddi bir sorun gerçekten. Bende yoktur, ama olan arkadaşlarım var ki, onlarla yolculuk etmek bambaşka bir derttir benim için. Onbinlerce metre yüksekte olmaktan korkmayıp da rujdan, hem de havada (ne fantezi ama) tahrik olanları yakından tanımak isterdim. Libido tavan yapmış abilerde. Alemler valla.

İngilizleri, Müslümanlara çok yakın bulur bizim kimi şeyhler. Bunlardan biri şu Necip Fazıl Kısakürek’in de şeyhi olan Seyyid Abdülhakim Arvasi adlı zattır. Kısakürek yazar anılarında. “Ahlakı Müslümanlara en yakın olanlar İngilizlerdir” dermiş bu Arvasi. Adam haklı bence.

Çünkü, -tüm İngilizleri bilemem ama- en azından ondokuzuncu yüzyılın İngiltere Kraliçesi Victoria tutuculukta bizimkilerle yarışırdı. Keşke diyorum, sağ olsaydı da görseydi bu günleri. Türkiye’yi bilmem ama o, kesin olarak gurur duyardı THY ile, inanın bana. Kraliçe Victoria, sarayındaki tüm koltukların, kanapelerin, piyanoların ayaklarını perdeyle kapattırmasıyla bilinirdi. Erkekleri tahrik ediyor diye.

Biz bu teopatiden yani hastalıklı dindarlıktan, yeryüzünde kaçmaya çalışırken, gökyüzünde buluştuk. Her ne kadar uçak korkum yoksa da, erotizm havada düşüneceğim en son şey iken, yanı başımda rujdan etkilenen bir muzdariple uçuyormuşum mesela.

Ruju mesir macunu sanan yolcu tipiyle de tanışmış bulunuyoruz böylelikle.

Elhamdülillah.

Kerem Esenoğlu 'ın Son Yazıları