Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Kerem Esenoğlu

Timsahlar sizi

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 01:05 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:05

Tamam vaktinde, en hafifi “terörist” olmak üzere bir dolu hakaretle anmış da olsalar, Büyük Mandela için, bugün tek tek safa girip saygı ifadelerine belki takılmamak gerek. Zaman geçmiştir, Mandela’nın büyüklüğünü kabul etmişlerdir demek elbette çok mümkün.

Ama insanız işte, olmuyor. İki yüzlülüğün bu kadarına mide dayanmıyor. İngiltere Başbakanı David Cameron da, bir çok “dünya lideri” gibi Mandela’nın ardından iyi laflar etti, ki, en çarpıcısı onun “büyük bir ışık” olduğunu söylemesiydi. Benim “güneş” diye nitelendirdiğim bir büyük adamdı Nelson Mandela, dolayısıyla Cameron’un onu övmesinde benden ileri olmadığı ortada .Ben daha çok överim , elbette haklıyım da.. Çokca hata yaptığını bilmem buna engel değil.

Şimdi, Cameron’un Mandela’yı övmesi, mensubu olduğu Muhafazakar Parti’nin bir zamanlar “Mandela ve Afrika Ulusal Kongresi’nin tüm yöneticileri asılsın” sözlerine ilişkin bir özür gibi anlaşılmalı mı denirse eğer, bilemem.ben bunu bir özür olarak kabul etmezdim doğrusu. Uğursuz partinin açık seçik, resmi olarak, “biz böyle bir halt yemiştik” diyerek özür dilemesi, ancak ikna ederdi beni. Ama emperyal şımarıklık böyle bir şey. Kendisi değilse bile kurumsal olarak temsil ettiği partinin “söndürmeye” çalıştığı “büyük ışık” için, beylik laflardan çok daha fazlasını yapmalıydı Cameron. İngiltere’nin sosyalist belediyleri, bunu fazlasıyla yapmışlardı, sık sık gittiğim Southbank’taki kültür merkezinde kocaman bir Mandela heykeli vardır ki, halkın insiyatifiyle konmuştur oraya belediye tarafından. Bunu İngiliz halkının vefası sayarım.

Muhafazakar Parti’nin hem iktidarkeyken hem de muhalefetteyken ırkçı Güney Afrika rejimiyle çok yakın ilişkileri vardı. Hükümetlerin de aslında her zaman ilişkileri iyi olmuştur ırkçı Apartheid rejimiyle. Geçtiğimiz günlerde sosyal medyada Muhafazakar Parti’nin 70’li yıllarda Mandela ile arkadaşlarının asılması için hazırlattığı afişler dolaştı bir hayli. Temsil eeiyor diyerek doğrudan sorumluluğu olmadığını söyledim ama Cameron da gençliğinde Güney Afrika ırkçı rejimine destek amaçlı bir geziye katılmıştı. 2006’da Muhafazakar Parti’nin yaptığı hatadır demiş de olsa Cameron büyük liderin özgürlüğünü gaspedilmesinini manevi sorumlularındandır. Buna kuşku yok.

Şimdi, Cameron’un, Bush’un, Sarkozy şarlatanın Mandela için timsah gözyaşları dökmesi, timsahın takdirini kazanacak kadar “gerçekçi” görünüyor. Bunlar gerçekten iyi rol yaparlar çünkü. Mandela, Devlet Başkanlığı sırasında ülkesini bir suç cenneti olmaktan kurtaramadı. Emekçilerin yaşam koşullarını düzeltemedi, Eski düşmanalrıyla, onlardan ulusu adına bir özrü talep etmeden iyi ilişkiler geliştirdi, kendisine, mücadelesine sonuna kadar destek vermiş Komünist Parti’ye hep mesafeli durdu. Ama Mandela iyi adamdı, büyük adamdı. Irkçılığa karşı verdiği mücadelenin büyüklüğü zamanla anlaşacak. Beyaz adam’ın uğursuz üstünlüğünü sadece fiziki olarak değil, kültürel olarak da yenebilmeyi başarmıştı. Avrupa sokakalrında “siyah kültür”e ait ögeler dolaşıyorsa, modaysa bu Mandela’nın verdiği mücadeledeki sembollerin tüm dünyaca benimsenmesinden kaynaklanır.

Hepimiz ona ezilenler adına çok şey borçluyuz.

Çok yaşa Madiba.

Kerem Esenoğlu 'ın Son Yazıları