Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Kerem Esenoğlu

Timokratik Erdoğan

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:53 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:53

Kerem Esenoğlu'nun “Timokratik Erdoğan” başlıklı yazısı 5 Nisan Cuma tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.

Üzerinde pek durulmaz, zaman zaman kimilerince hatırlatılır ama ben Başbakan Erdoğan’ın “demokrasi bir araçtır” cümlesini, zihniyet haritasının ipuçlarından biri olarak değerlendirir, dolayısıyla önemserim. “Gömlek değiştirdi”, “ileri demokrasi yapıcısı”, “vizyon sahibi lider” gibi sıfatlarla yapılan Erdoğan değerlendirmelerinin sahiplerine de pek çok gülerim.

Burjuva demokrasisine inanmama konusunda ben de iyi sayılırım ama, artık varsıllık anlamında içinde yer aldığı burjuvazinin varlığından da, nimetlerinden de bir hayli memnun olan Başbakan’ın, o burjuvazinin “demokrasi”sine itibar etmemesini de tutarsızlık kabul ederim. Yoksa, benim de yakındığım burjuva demokrasisinden onun da yakınması itiraz edebileceğim bir tutum olmaz. Demokrasiyi bir araç gibi görmesinde, bu kavramın üzerinde bir “aşkın anlayışa”, yani ilahi bir otoriteye bağlı olmasının etkisi var. Başbakan’ın dünyevi olan ile olmayanı birbirine karıştırdığı alanlardan biri de budur zaten. İnancı, hem bu dünyayı hem de öbürünü ıskalamamayı gerektiren bir inanç. Tanrı kelamı ile son derece “beşeri” olan demokrasinin işlevini birbirine karıştırmasının nedeni bu. Dolayısıyla “demokrasi” elbette Başbakan için amaç olamaz.

Başbakan’ın, kimi yakınlarının da belirttiği üzere, kitap okumayla arasının pek hoş olmadığı yolunda yaygın bir kanı var. Daha çok şiirle içli dışlı olduğunu biliyoruz, ki bazı şiirlerin ya şairlerini ya da dizelerini birbirine karıştırdığına da çokça tanık olmaktayız. O nedenle, muhterem Başbakanımız Platon’u okumuş muydu türü bir soru, pek gereksiz kaçabilir. Ancak yine de insanın aklına gelmiyor değil doğrusu, Başbakan hepimizi şaşırtır bir biçimde acaba Platon okumaları yapıyor mu diye.

Okuyorsa seveceğine eminim. Platon’un, dünyanın gelmiş geçmiş en büyük siyaset bilimi kitabı sayılması gereken Devlet’inde kendisini de tanımladığını görünce haliyle mutlu olur Başbakan diye düşünüyorum. Herhangi bir felsefe öğrencisinin de kolayca bileceği gibi, Platon dört devlet biçiminden söz eder. Demokrasi bunlardan biri. Oligarşi ya da Plutokrasi olanı da var. Despotizm de bir devlet biçimidir Platon’a göre. Bu üçünden hangisi Başbakan’a uygundur, hangisi aslında Erdoğan’ı tanımlar diye düşünenler varsa eğer, yardımcı olayım istedim. Platon’un bir de Timokrasi diye tanımladığı dördüncü bir devlet biçimi vardır. Ben, doğrusunu isterseniz, Platon’un adeta Erdoğan’ı, daha o dönemlerden işaret ettiğini düşünenlerdenim. Hani, yandaş falan olsam, “büyük Platon’un tanımladığı sevgili başbakanımız” derdim, ki çok iyi giderdi. Belki Yiğit Bulut bu yazımı okur da, o kurar böyle bir cümleyi.

Geçmişten, Yunan medeniyetinden bir büyük adamın işaret ettiği biri olarak, batı medeniyetinin üç ayağından biri olan Yunan felsefesinden izler taşıyor olmak, AB kapısında Erdoğan’ın da elini güçlendirir pekala. Ondan daha “Batılı” kim olabilir? BOP Eşbaşkanlığı’nı birlikte paylaştığı, nihayetinde bir kölenin torunu olan ABD Başkanı Barack Obama’dan “medeniyet soyluğu” bakımından ileri olması da bir avantaj tabii.
Ben, haliyle çok sevinçliyim. Felsefeye herhangi bir katkısı olmadığı iddia edilen Türk/Müslüman dünyadan, Batı medeniyetini oluşturan bir felsefenin “ırsiyet bağıyla” da olsa günümüzdeki temsilcisi olması başbakanımla gurur duymama yol açıyor. Mutluluğuma diyecek yok.
Tabii Platon’u bilenler, onun Timokrasi’yi “ihtiras”, “onur düşkünlüğü”, yanı sıra “savaş” üzerine kurulu bir devlet biçimi olarak tanımladığını da bildikleri için, bunda övünülecek ne var diye düşünebilirler. Olsun. Benim de karşı olduğum kavramlar olabilir ama ben, bu kavramların günümüzde nasıl temsil edildiğine bakarım öncelikle. “İhtiras sa” sayın Erdoğan’da ziyadesiyle var. Başkanlık sistemine olan düşkünlüğü ortada. Onur düşkünlüğü derseniz, o da mevcut. Tabii kötü bir şey değil bu, onura düşkün diye insan eleştirilir mi hiç? Ziyadesiyle şeref vurgusu yaptığı da biliniyor, ne mutlu. Savaş meselesinde, Suriye konusundaki tutumu ortada. Savaşı sevmese de, sevmediği bir şeyi Erdoğan kadar ısrarla isteyenine tanık olunmuş da değil. Tek başına, koca bir Platon’cu “devlet biçimi”ni sırtlayıp götürmesine hayran olunmaz mı?

Erdoğan’ın boyu, posu malum. Yürüyüşünü de çok severler. Eh, hakkını yemeyelim geniş omuzlu da sayılır. Yani, en azından omuz konusunda da Platon’la “bedensel akrabalığı” var. Platon, geniş omuzlarıyla bilinen bir felsefeciydi. Platon da isim değildir zaten, sıfattır. Anlamı da “geniş omuzlu”.

Madem “demokrasi” de öldü, o halde hep birlikte haykırmamız için neden yok:

“Yaşasın Timokrasi!”

Kerem Esenoğlu 'ın Son Yazıları