Kerem Esenoğlu
Tahrir
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:58 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:58
Mısır’da olanlar öncekilere benzemiyor. Bu kesin. Öncekiler dediğim, ekmek fiyatlarına yapılan zamma karşı başlayan halk ayaklanmaları. Yirmi beş yıl içinde birçok kez bu gerekçeyle ayaklandı Mısır halkı.
Bu seferki başka. Bu seferki Mısır muhalefetinin “temelini” oluşturduğu söylenen odaklardan bağımsız, hatta ona karşı bir ayaklanma. Karşıtlığın hedefinde de Müslüman Kardeşler adlı gerici örgüt var. Müslüman Kardeşler, Suriye ile Mısır’da kök salmış bela bir yapılanma. Mısır halkına da, inananlarına da çok çektirmiş bir bela üstelik. Mısır’da dediğim dedik şımarıklığını halkın tepesinde boza pişirmeye dönüştürdüğünü bilmeyen yok. Enver Sedat’ı bir suikastle ortadan kaldırdıktan sonra burnundan kıl da aldırmadı yıllarca. En son Mısır’daki şu demokrasi oyununda Mursi’yi, başka bir parti kurdurup destekleyerek iktidara getirdiğinde de dilediğini yapacağını sandı. Şimdi yaşananlar karşısında şoke olduğu herhalde görülüyordur.
Gericiliğin en önemli yuvalarından El Ezher Üniversitesi’nin (!) evlere şenlik fetvaları, dinin bitmek tükenmez bilmeyen müdahaleleri Mısır toplumunda ciddi bir laiklik istemini doğurmuştu uzun zamandır. Nasır’ın Arap milliyetçiliğinin dine uzak tutumu, Nasır dönemindeki kimi, laik uygulamalara duyulan özlem gün geçtikçe arttı. Bu patlamaları incelerken, buna da bakmak lazım.
Dinin Mısır toplumunda yaşama müdahalesi artık bıktırıcı boyutlarda. O nedenle Mübarek’i deviren dalganın, ülkedeki dinciliğe de dönüşmesi çok normal. Mısır algılarımızı da kontrol etmemizi sağlayacak verilerle dolu. Dinin ağır baskısının yarattığı bir insan tipi olduğuna, bu tipolojinin de değişmeyeceğine inanmıştık. Öyle olmadığı görülüyor. Mısır’da Tahrir Meydanı’nı dolduranların çoğunu sosyalistler, laikler oluşturuyor. Azımsanmayacak sayıda da ılımlı Müslüman, samimi dindar da var. İslamcılığın bir toplumsal projesi olmadığını kavrayan yığınlar bunlar. Hiçbir sosyal soruna çözüm bulamayacağına inandıkları dinin hayatlarına bu kadar müdahale etmesine de karşılar bu yüzden. Tahrir’deki patlama budur biraz da. BBC’ye konuşan baştan aşağı çarşaflı bir genç kadının şu sözleri, çok ama çok öğreticidir: “Din, inananlar içindir. Ama ülke hepimiz için. Mursi insanlara din dayatıyor. Buna karşı olduğum için Tahrir’deyim...”
Bu nedenle Mısır’da, ülkenin politik hayatında önce illegal sonra da yasal olarak büyük etkisi olan Müslüman Kardeşler’e yönelik tepki sıradan bir tepki olarak görülmemeli. Demokraside Müslüman Kardeşler’e yer olmadığını tüm dünyaya ilan etti Tahrir’ciler. Örgütün genel merkezini basmak, bugüne kadar imkansız gibi görülen bir gelişme. Eğer protestocular başarırlarsa, Mısır’ın bundan sonraki toplumsal yaşamında Müslüman Kardeşler yer bulamayacak. Bu diğer Müslüman ülkelerde de zincirleme bir tepki doğurabilir. Siyasal İslamın can çekiştiğine, Ortadoğu’da laik bir başkaldırının işaretlerinin göründüğüne emin olabiliriz. Mübarek’i kendisinin yıktığını sanan Müslüman Kardeşler durumun hiç de öyle olmadığını anlamış oldular.
Asker, Mursi’den yana saf tutup muhalefeti ezerse, bu uzun süreli bir zafer anlamına gelmez ordu için. Tersi durumda da, yani Mursi’yi indirip, ondan sonra muhalefete yüklenirse de başarılı olamaz uzun vadede. Çünkü başta Mısır olmak üzere Ortadoğu halkları genel olarak dinden, özel olarak da siyasal İslamdan çok çektiler. Direnme sürecektir...
Tahrir, yeni bir başlangıçtır. Uzun sürecek ama mutlaka başarıya ulaşılacak olan yolun başlangıcı.