Kerem Esenoğlu
Moral
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 01:00 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:00
Bu tabii aslında bir de moral savaşı. Suriye’de Esad’ın devrilmeyeceğinin anlaşılması özellikle Özgür Suriye Ordusu’nun (ÖSO) bu tür eylemlere yönelmesine yol açtı son zamanlarda. Örneğin, Esad Ailesi’nin köyü olan Kırdaha ile çevresine yapılan saldırı bunlardan biri. Kırdaha çok doğal olarak rejimin kuvvetle koruduğu yerleşim birimlerinden en önde geleni. ÖSO, ayrıca El Nusra gibi cihadçı gruplar burayı, özellikle şu son günlerde sık sık taciz ediyorlar.
Eğer, bir askeri güç, işi moral saldırlarına dökmüşse zor durumda olduğu anlamına gelir bu. Düşünsenize, Kırdaha, yani baba Esad’ın köyü muhaliflerin eline geçse, stratejik bir önemi olmasa da bu büyük bir moral kazanım elbette. Oysa, Kırdaha düşse, bu Suriye ordusunu etkilemez. Şam’da, Halep’te, Humus’ta, neredeyse tüm dünyadan destek gören muhalif terörist grupları alt etmek gibi bir başarı gösteren Suriye ordusu için bu büyük bir kayıp olmaz. Kaldı ki, Kırdaha ile çevresinin de düştüğü falan yok.
Savaşta, bilgi kirliliği başta olmak üzere her türlü ahlaksızlığı yapan muhaliflerin moral saldırılara, onca desteğe rağmen neden ihtiyaç duyduğu benim için net. Yenilgi psikolojisi bunu yaptırır. Suriye yurtseverleri zaten başından beri, çoğu sonradan yalanlanan haberlerle, gerçek olmayan fotoğraflarla kendisine karşı yürütülen “ahlaksız savaş”ın tahribatını yaşadılar hep. Daha dün, Irak’taki ABD işgali sırasında işgal kuvvetlerinin bombaladığı bir köyden çekilmiş eski bir fotoğrafı Suriye’den çekilmiş bir fotoğraf diye yayınladıklarını, tuhaftır, bu konularda pek etik tarafını görmediğimiz Habertürk televizyonu duyurdu, anlayın artık. Bunlar moral kazanmak deyince, her türlüğü pisliği kendilerine hak görüyorlar. Emperyal güçlerin, bölgedeki en büyük destekçisi Türkiye’nin, Arap gericiliğinin önde gelen ülkeleri Suudi Arabistan ile Katar’ın desteklediği çoğu Suriye dışından muhaliflerin onca desteğe rağmen moral arayışında olmaları, onları bu ruh haline sokan Suriye yurtseverleri için büyük bir zaferdir.
Bu “moral” bulma çabaları medya eliyle de sürdürülüyor hala. örneğin El Kaide’nin kısa bir süre önce “Irak ve Yakın Doğu İslam Devleti” adını alan Irak kolunun Suriye’deki çatışmaların ön saflarında etkinliğini “günden güne artırdığı” yolunda haberler yer alıyor “mümtaz” Türk medyasında. Diğer isyancı grupların ele geçirdiği bölgelere doğru yayılan grubun, ABD’nin Irak ve Afganistan’da 10 yıldır mücadele etmeye çalıştığı türde alanlar açtığı ileri sürülüyıor ki pek bir eğlenceli. Ufacık çocuklar da biliyor ki, adı gbeçen terör örgütü Suriye’deki en büyük örgüt falan değil. Kuzey de ve doğuda bir kaç şehirde etkili. Hepsi bu. Bu tür haberlerle El Kaide’nin etki gücünün “sanal” olarak arttırılmasına yardımcı olunuyor. Suriye ordusu içinde endişe, korku yaratmak amacıyla elbette.
Ama unutulan bir şey var. o da Suriye ordusunun, şu şimdi başı belada olan gerilla tipi saldırılara karşı ilk zamanlarda değilse de sonradan ciddi karşılıklar veren, “nizami savaş” konusunda en deneyimli ordulardan biri olduğu. El Kaide zaten kalleş saldırılarla, kendisi fedaya hazır intihar bombacılarıyla mücadele(!) eden bir örgüt. Düzenli bir ordu ya da kendisiyle aynı yöntemi kullanan benzeri bir “karşı örgüt”ce durdurulabilecek bir güç. Bir kez daha belirtiyorum, uğursuz başarısı(!) cennet karşılığı kendilerini havaya uçurmaya hazır sadık takipçilerinin olması.
Ne anladık? Şunu: ÖSO’nun da El kaide’nin de moral desteğe ihtiyacı olacak kadar canları sıkkın.
Beter olsunlar.