Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Kerem Esenoğlu

Kucak

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 01:05 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:05

Batı ülkelerinden birinde olsa garip gelmezdi ama Suudi Arabistan’da olunca şaşırdım haliyle. İki erkek, şefkat eksikliği duydukları için sarılmak ihtiyacı içinde olduğunu düşündükleri Suudilere (tabii ki sadece erkeklerine) “kucaklama” hizmeti sunmaktan gözaltına alınmışlar bir süreliğine. Böyle bir ihtiyacın, batının tersine, insan ilişkilerinde daha sıcak olduğu iddiasındaki Suudi Arabistan gibi bir ülkede baş göstermiş olması tabii çok garip. Haberde, “hizmeti” ücretsiz sundukları yazdığından, o iki kafadarın “her türlü ihtiyacın” giderilmesi için olmadık dolap çeviren kapitalist girişimcilere özenen şaşkınlar olmadığı kesin.

Bence Suudi Arabistan’da durum vahim. İnsanların birbirleriyle el kol temasında bulunmalarının hem yaygın hem normal olduğunu sandığım Suudi Arabistan gibi bir toplumda, kucaklama/kucaklaşma gibi bir ihtiyaç belirmişse bu elbette ilginç. Ama tüm bunların dışında bu iki kafadar Suudi otoritelerle, yanı sıra toplumsal tutuculukla dalgalarını geçiyorlarsa, -kendi adıma- büyük mutluluk sayarım bunu. Çünkü Suudi yöneticiler onca yasak, günah, mekruh gibi kavramlarla sadece erkek kadın arasındaki, -en masumane- bedensel teması değil, erkeklerarası dokunuşu bile cinsel açıdan “iştah kabartıcı” sayıyorlar artık, malum. Buna inat edercesine iki kişinin çıkıp, yoldan gelip geçenlere, “ihtiyacın var gibi görülüyor, gel bir sarılayım” demesi, elbette ciddi bir protestodur. Suudi yetkililer de öyle düşünmüş olmalılar ki acilen gözaltına alıp sorgulamışlar iki zatı.

Memleketlerinde insanlar kucaklaşmıyor deyip neden üzüldüklerini aslında pek anlamış değilim ben onların. Maaşallah ülkelerinin dinibütün yöneticileri dünyanın, -kendileri gibi- ne kadar arsız uğursuz figürü varsa, enseye tokat tarzı bir “kucaklaşma” içindeler zaten. Suudi yöneticileri rejimlerini korusunlar diye emperyal patronlar önünde takla da atıyorlar, göbek de, hem de yıllardır. Neyse. Sonuçta çok sempatik bulduğum bu iki arkadaş, ülkelerinde en azından “ihtiyacın” ne olduğunu saptamışlar. İnsanların, hiçbir etki altında kalmadan, sadece “içlerinden geldiği” için birbirlerine sarılmalarının güzelliğini anlatmak istemiş de olabilirler. Din, min ama orası da paranın hüküm sürdüğü, dolayısıyla (bakmayın akıl almaz tutuculuklarına) ciddi “değer aşımı”nın yaşandığı bir ülke nihayetinde.

O iki sevimli zat Türkiye’ye gelip bu hizmeti verselerdi, hele bunu para karşılığı yapsalardı aç kalırlardı, eminim. Çünkü bizim memlekette birbirine “sarılan sarılana”. Ülkemizde birilerinin, birilerine olan sevgilerinin ne kadar gelişkin olduğunu görüp, kendi ülkeleriyle kıyasladıklarında kıskançlıktan ölürlerdi de. Birbirleriyle kucaklaşan, birbirlerine duydukları sevgiden (!) ötürü karşılıklı göbek atan insanlarla dolu bir ülkeye geldiklerini düşünebilirlerdi. TV8’in yeni sahibi Acun Ilıcalı’nın yani yeni patronlarının neşeli haber programları istediğini duyan iki spikerin, -neşeli olmaktan şaklabanlığı anlayıp-, adı geçen televizyonda sundukları programda, “Ankara’nın bağları da büklüm büklüm yolları” türküsü eşliğinde, karşılıklı göbek attıklarını görseler, mutlu insanlar ülkesi olduğumuza da inanabilirlerdi. Tabii ki biz, o gördükleri kişilerin işin ucunda para/rant varsa anında “fayda kapılarına” paspas olacak kişiler olduğunu söylemezsek. Yoksa memlekette bir dolu insanın, önüne para atıldığında “kadınlar hamamda nasıl bayılır göster kocaoğlan” tarzı tutum aldıklarını nerden bilsinler?

Paran varsa, nefret ettiklerinden bile kurtulursun bu ülkede. Bu nedenle biz, kucaklaşma mucaklaşma unuttuk, aramızda para topluyoruz şimdi. Bir nefret objesi olduğunu gayet iyi bilen Rasim çocuk “verin beş bin dolar aylık medyadan çekileyim” dediği için, para denkleştirmeye çalışıyoruz. Bulduk bulduk. Bulamazsak o kötü.
Ne mi yapacağız?
Hiç. Birbirimizi kucaklayıp ağlayacağız, artık.
Ne yapalım yani?

Kerem Esenoğlu 'ın Son Yazıları