Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Kerem Esenoğlu

Kopya Adolf

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 01:02 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:02

Sadece yüzbinlerce masum Yahudi’yi değil, artık bunlar nasılsa iyileşmezler deyip sağlıklı bir toplum yaratma hedefinin önünde engel gördüğü binlerce engelliyi de öldürmüştü Adolf Hitler manyağı. Bunu, hem de çok ince bir program çerçevesinde yaptığını biliyoruz. Engelli bebekler ve özürlü yetişkinler faşist doktorların denetiminde ölümcül dozda ilaç şırınga edilerek öldürüldüler. Tümünün bedenleri krematoryumlarda yakılmıştır sonradan. 1940-1945 arası 200 bine yakın engellinin katledildiğini söylerler.

Neden yaptı bunu Hitler? Bir nedeni olması gerekmez. Gerçi bu faşist alçak kendince uydurmuştur kimi nedenler ama asıl gerekçe çok çok basittir. Onları “adam yerine” koymamıştır. Hepsi bu.

Böyle başlar. Gücü elinde tutan da kendinde güç vehmeden de biraz biti kanlandı mı, kendisini “yaratılanların en hayırlısı”, “en güzeli” görür. Sonrası, hiç kimseyi “adam yerine koymamaktır”. “Adam sanıldığı” için seçmenlerince milletvekili yapılan şu malum kişi, mensubu olduğu iktidarın engelliler için iyi işler yaptığını anlatırken “onları adam yerine koyduk” gibi tüm “karakteri”ni ortaya koyan bir cümle kullandı, biliyorsunuz. İçinde Hitler barındıran adamlardanmış bu da meğer, böyle patlak verdi demek ki. Ukalalıkları, kibirleri, kendini beğenmişlikleri, varlıklarını abartmaları, kendilerini doğanın kusursuzları sayar halleri hep aynıdır bunların. Hitler de kendini öyle sananlardandı.

Şu “adam yerine koyma/koymama” aslında, “insan gibi görme/görmeme” anlamındadır ama erkekçi söylem burada da kadınları yok sayarak vurguyu tek cins üzerinden yapıyor. Malum milletvekil engellinin erkeğini bile adam yerine -lütfederek- koyduğuna göre, muhteremin kadın engelli için ne düşündüğünden hiç söz etmeyelim.

Vekili Hitler’le beraber anmak fazla mı abartılı oldu sizce? Pek sanmam. İkisinin de pek bir kibirli kafalarının çalışma tarzı aynı. Ne kadar çalışıyorsa artık. Vekilin Hitler’den farkı, büyük bir lütufla, “engellileri adam yerine” koymuş olmasıdır, olsa olsa. Yani koymasa, eh, onun da engellilerin yok edilmesinden yana bir rahatsızlığı olmazdı herhalde.

Böyle yetiştiriliyorlar bunlar. Aldıkları, dini olanı dahil tüm “terbiye” ibret üzerine kurulu. Hasbelkader erkek ya da sağlıklı doğmayı, ki bir otomobil çarptığında onlar için de herşey değişebilir, kendilerine bahşedilmiş bir ayrıcalık görmeleri, engelliyi, “hikmetinden sual olunmaz allahın” bir tasarrufu saymaları zihinlerini bulanıklaştırmış bunların. Bu nedenle bunlardan “adam” çıkmaz. Çıkmıyor işte. Zorlamanın anlamı yok.

Akılları çalışmadığı için hayat dersini bunlar mutlaka önlerine konacak “ibret”lik olgulardan alırlar. (Buna rağmen ders mers aldıkları da yok, ayrı mesele). Kollarının değerlerini, kolsuz birileri gördüklerinde anlarlar az olan akıllarını, aklını yitirmiş biri karşısında değerli bulabilirler ancak. Empatiden anlamazlar. Edip Cansever, acaba o muhteşem, “bir hayatı insan gibi tamamlamak güç iştir” dizesini yazarken, karşısında bu vekil mi vardı? Merak ediyorum. Bırakın tamamlamayı, bunlar “insan gibi” yaşayamıyorlar bile. O vekil “yaşamıyor” örneğin, sadece “canlı”. Hep söylerim yaşamak ile canlı olmak farklı kavramlar.

İnsan engelini, özrünü kendisi seçmez. Vekil beyin kendisi de akım derken bokum diyen bir “konuşma özürlü” benim gözümde. Bu “özrü”ne rağmen “adam yerine” konmuş olması, bu toplumun her özürlüye değil, bu tür özürlüye hoşgörülü olduğunu göstermesi açısından da ilginç. Toplumumuz özürlüler arasında da ayrımcılık yapmayı başarabilen bir toplum.

Muhterem vekil, acaba Aleijadinho diye birinden haberdar mıdır? Özürlüler, engelliler hakkında laf edecekse, iki saniyeliğine kendisini “adam yerine” koymalı, araştırmalıydı. Bütün güzel sanatlar tutkunlarının bildiği bir büyük adamdı bu. 17. yüzyılın dahilerinden. Heykel sanatından anlayanlar bilirler. Roma heykel sanatının kendi dönemindeki en önemli temsilcilerindendi. Büyük bir ustalıkla Roma anıtlarının kopyalarını yapmasıyla meşhurdur. Parmakları tutmayan, felçli bir heykeltraştı. Zaten Aleijadinho da adı değil sıfatıdır, Küçük Felçli anlamına geliyor. Taş yontarken keskisini ellerine bağlayarak çalışırdı, derler. Yaşadığı dönemde onu “adam yerine” koymayan tek bir kişi yoktu. Salak yetiştiren çağ bizim çağımız malum.

Yani bu vekili bırakacaksın Aleijadinho’nun usta, soylu, felçli ellerine, bize yeni bir “adam” yaratsın. Şimdikinden daha iyi bir vekil çıkmazsa ne olayım. Canlı olmayacaktır ama bunun da bir önemi yok. Cansız olsun.

Muhteremin “canlı”sından ne hayır gördük ki, cansızından yakınalım.

Kerem Esenoğlu 'ın Son Yazıları