Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Kerem Esenoğlu

Kıl

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:58 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:58

21 Haziran 2013 Cuma tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.

Şu AKP mitinginde beğeninin, hayranlığın, takdirin dozunu kaçırıp tam bir “yüz karası” olduğunu dünya aleme gösteren o yaşlı kadın hakkında, Facebook’daki duvarımda “nahoş” sayılabilecek iki kavram kullandığım için duymadığım laf kalmadı. Sitemkarların bir bölümü bana eleştirilerinde gerçekten samimiydiler, o nedenle onları geçiyorum ama büyük bir çoğunluğu bana haddimi bildirmek için bunu (da) iyi bir fırsat olarak kullandılar. Dost bildiğim kimileri de beni arkadaş listelerinden çıkardılar, acilen hem de.

Bir insanın, kendisini düşürebileceği en berbat duruma düşüren birine kalkıp o lafları etmeme gerek yoktu belki ama, o kadına bu sıfatları kullanmam iyi olmuş yine de. Böylelikle dostlarım arasında bir çok kişinin “peygamber ahlakı”na sahip olduğunu, hayatları boyunca hiç kimseye “kahpe” ya da “orospu” demediklerini öğrenmiş oldum. Camianın en ahlaksız kişisi sıfatını hak ettiğimi de anladım böylelikle.
Madem böyle, -artık namımız da almış yürümüşken- tabii asla yeni küfürler de sıralamadan “ahlaksızlık” yapmaya devam edeyim bari. O kadının (erkek olsaydı ‘o erkeğin’ derdim emin olun) sarfettiği şu, “ben Tayyip Erdoğan’ın makatının kılıyım” olarak yumuşatarak yazdığım (makat değil başka bir şey o kelime) o cümle insan türünün nasıl sefil olabileceğinin, bugüne kadar gördüğüm en korkunç örneklerinden biriydi. Belirtmeliyim ki, bu rezil cümle hayranlık belirtilen muhatabı da utandırır bir özellik taşımaktadır. Babam için kullanılsa, kullanana dünyayı dar ederim, babamı rezil ettiğini düşündüğüm için. Anlayın artık neden dellendiğimi.

Kadının kendisini bu kadar kişiliksizleştirmesinin hafifletici tarafı yok. Ben bu kadına hakaretlerimi sıralarken “yaşlı”lığını özellikle vurgulayarak, belki “ageism” (yaş ayrımcılığı) yaptığım sanılabilir, ancak benim yaptığım tam tersidir. “Hoş görülmeli çünkü yaşlıdır” yaklaşımı yaş ayrımcılığı olurdu. Oysa ben yaşlılığını vurgularken yaşlı olma haline olumlu bir anlam yükleyerek yaptım bunu. Nedeni şuydu bu kadının yaptığı hem insani değerler anlayışına hem de yaşlılık değerlerine aykırıydı. Yaşlı olma hali görüp geçirmişlikle, dolayısıyla ölçülü olmakla ilgili tavırların gösterilmesinin beklendiği bir olgunluk halidir. Bu kadında bu yok belli ki.

Bunun üzerinden bana yöneltilen kimi eleştiriler “entelektüel serserilik” boyutuna vardı. Biri çıktı örneğin, “sizin orospu dediklerinizle ben barikatlarda direndim” dedi. Benim “orospu” dediklerim seks işçileri değildi, aklıma bile gelmemişti hiç. Eleştiride “sersem” olma hali budur işte. Günlük yaşamımızda sık kullanılan “orospu” kavramıyla bir meslek grubu hedeflenmez her zaman. Bunun sözlük dışı anlamda kullanıldığını herkes bilir. Odun dediğimiz birini sobaya atıp yakmıyorsak, “orospu” dediğimiz herkesi de fuhuş sektöründe görüyor olmayız. Kaldı ki kişisel olarak birisine “kendini satıyor” türünden bir hakarette bulunmam ben. Bulunacak olsam, “orospu” kelimesi yerine fuhuşla bağlantılı bir sözcük olan, durumu da daha iyi saptayan “fahişe”yi kullanırdım. Çünkü, bakmayın siz tersi bir anlam kazandığına ama, “orospu” sözcüğü “kendisini para karşılığı satan kişi” anlamına gelmez. Farsça “ruspi” kelimesinden almışızdır biz bunu, anlamı da “alnı ak” demek. İngilizce fahişe anlamına gelen ama Latincede “kendini göstermek” demek olan “prostare” sözcüğünden türeme “prostitute”ün başına gelen neyse o gelmiş “orospu”nun başına da. Kadın satmakla asla ilgisi olmayan “kılavuz, yol gösterici” anlamındaki “pezeveng”i de hatırlatırım.

Bunları kendimi haklı çıkarmak için söylemiyorum. Kelimelerin serüvenleriyle bir hayli ilgili biri olarak, kabul görmüş, yaygın anlamının dışında, gerçek anlamını bildiğim kelimeleri rahatlıkla kullanırım, çünkü kelimeye çoğunluğun yüklediği anlamla ilgili değilim ben. “Hıyar”la da ilgili bir yazı yazmıştım, bu köşeyi okuyanlar bilirler. Bana dileyen “hıyar” diyebilir. “Hayr” kökünden gelen, “iyilik yapan” anlamını taşıyan bir sözcük nihayetinde.

Ben, böyle de olsa, “orospu” kelimesinden herkesin “kendini parayla satan kişi” anlamını çıkaracağını bilmiyor muyum peki? Elbette haberdarım. Ben, benim bildiğim anlama önem veririm. Buradan eleştirecekse eleştirsin dileyen. “Orospu” demeyi göze alan biri, rahatlıkla “fahişe” de der. Ama ben demedim. Tabii ki o yaşlı kadın için “alnı ak” anlamında da kullanmış değilim bu kelimeyi, yalan yok. Ama anlamının bambaşka olduğuna güvenerek “orospu” kelimesini kullanmakla, kontrol edemediğim öfkemin beni, hiç değilse, kendimi savunabileceğim bir kıyıya atmasını sağlamış oldum.

Ama asıl hakareti, “o yaşlı bir kadındır” diyenler yaptılar. Yaşlıların, sadece yaşlı oldukları için bu kadın gibi kendilerini sefilleştirdiklerini ileri sürmek olur bunu söylemek. Oysa bu kadın, bu cümleyi kurabilecek bir bilince sahip. Ne var ki, bu rezil kadın, bu “bilincini” o utandıran cümleyi kurmak için harcayacağı iki üç dakika yerine, ümmeti olduğu peygamberin “sizi övenin yüzüne toprak atın” sözünü öğrenmek için kullanabilirdi. Ama bilincinin nasıl kullanacağını tabii ki bilmiyor. Zaten mesele “bilmemesi”. Edep, erkan, ölçü, sınır bilmemesi. Ne kadar korkunç.

Yaşlı kadın denilerek belli ki hoş görülmesi istenen bu zavallı, hanginizin annesine benziyor? Hangi insan kendisini bir başkasının “makatının kılı” kabul eder? Benzetme, teşbih, vs. vs. gibi kavramlarla açıklanacak bir şey değil bu.

Benim annem de yaşlıydı. Birine sevgi duymanın, onun makatında kıl olmak değil, yüreğinde yer etmek olduğuna inananlardandı. Annem gibi kadınları sevdiğim, saydığım için ağzımı bozdum.

Hiç mi hakkım yok?

Kerem Esenoğlu 'ın Son Yazıları