Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Kerem Esenoğlu

Keşmir

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:47 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:47

Kerem Esenoğlu'nun “Keşmir” başlıklı yazısı 9 Ocak 2013 Çarşamba tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.

“Uzun zamandır ses seda yok, ama yakında duyarız gürültü, patırtı” diye düşünmemin üzerinden öyle çok da uzun zaman geçmedi ki, Keşmir yüzünden Hindistan ile Pakistan küçük bir çatışmaya girdiler. İki Pakistan askerinin öldüğü bir çatışmaya küçük demek yanlış gelebilir ama adı geçen ülkelerin daha önce iki kez savaştıkları düşünüldüğünde bu gerçekten de önemsiz sayılır.

Keşmir Hindistan ile Pakistan arasında altmış yıldır en önemli kriz nedeni. Birkaç gün önce bölgede iki ülkeyi ayıran Hacı Pir kontrol noktasında, henüz “bilinmeyen bir nedenle” çatışmanın çıkması 2003’den beri ilan edilmiş olan ateşkes için ciddi bir tehdit.

Aslında söz konusu ateşkes, Hindistan’ın Bumbai kentinde gerçekleştirilen kanlı saldırının Pakistan tarafından desteklenen teröristlerce yapıldığını ileri süren Hint hükümetince sonlandırılmıştı ama geçen yılın Şubat ayında iki ülke yeniden görüşmelere başlamıştı.

Çatışmayı kimin başlattığının bir önemi yok. Sonuçta on yıla yakın bir süredir sakinliğin egemen olduğu bölgede silahların yeniden patlaması tabii ki iyi değil. Hindistan ile Pakistan’ın kapışması başka savaşlara benzemez. Çünkü her iki ülke de nükleer güç. Bu sorun iki ülkeye de İngiliz emperyalizminin armağanı bir bakıma. 1947 yılında bağımsız olan Hindistan da Pakistan da Keşmir’in kendilerine ait olduğunu ileri sürüyorlar. Bu nedenle 1948 ile 1965’de savaşa da tutuştular. Bağımsızlık ilanı sırasında Keşmir konusunda yapılan uzlaşmada sonucu Keşmir halkının tercihini Pakistan’dan yana yaptığı anımsandığında bu ülkenin talebinde haklı olduğu elbette kabul edilmelidir. Ancak o dönemin Keşmir yöneticisinin Hindistan’dan yana tavır alması da Hindistan’ı hak talebinde güçlendiriyor.

Yani nereden bakılırsa bakılsın, içinden çıkılması zor bir durum bu. Zorluk iki ülkenin tavize yanaşmasından çok, başta ABD olmak üzere emperyal güçlerin sorunu iki ülkeyle ilişkilerinde birer koz olarak kullanmaları. Farklı zamanlarda farklı ülkeyi destekleyerek sorunun çözümünü engelledikleri sır değil. Hindistan için bir başka boyutu daha var Keşmir krizinin. Bu ülke, topraklarında gerçekleştirilen İslamcı terör olaylarından Pakistan’ı sorumlu tutuyor. ABD’nin, Bush’la birlikte başlayan “teröre karşı işbirliği” politikasına, Bush’un anladığı anlamda destek veren bir ülke değil Hindistan. Terörle ciddi olarak başının belada olması ABD’nin söz konusu işbirliği için Hindistan’ı zorlamasına olanak tanıyor. Hal böyle olunca bölgede sakinliğin uzun sürmesi emperyal güçlerin işine gelmiyor.

Son kriz gerçekten de Hindistan yetkililerinin dediği gibi, “Pakistan tarafına kendiliğinden ateş açılmasıyla” patlak vermiş olabilir. Kişisel olarak ben de her ne kadar kendiliğinden ateş açılmayı inandırıcı bulmasam da, özellikle kışkırtılmış bir saldırı olduğuna inanmıyorum bunun. Çünkü Hindistan’ın böyle bir krizden elde edeceği bir yarar yok. Pakistan’ın da işine gelmez, çünkü ABD tarafından, başta Afganistan olmak üzere bölgedeki İslamcı teröre destek verdiğine inanılan Pakistan, bu yargıyı güçlendirecek eylemlerle, ABD’yi kendisine yöneltecek gerekçeler yaratılmasına fırsat vermek istemez.

Sorun gerçekten de “milliyetçilikleri” konusunda neredeyse birbirleriyle yarışan Hindistan ile Pakistan’ın heyecanlı askerlerinin marifeti olabilir. Bu tabii rahatlatıcı bir durum değil yine de. Çünkü Keşmir, gerçekten patlamaya hazır bir barut fıçısı. Yarın bir başka kıvılcımla her an tutuşabilecek bir barut fıçısı.

Elli yıl öncesinin Hindistan’ı ya da Pakistan’ı değil her iki ülke. İkisi de dünyanın en önemli iki nükleer gücü durumunda. Keşmir yüzünden tutuşacakları bir savaş elli yıl öncesinin savaşı gibi de olmaz. Tüm bölgeyş ateşe atacağı gibi, dünyanın da dengesini alt üst yapabilir.
Böyle düşündüğüm halde “yakında duyarız bir gürültü” demiş olmam çelişik gibi gelebilir ama, emperyalizm çağında “akıl”dan çok çıkarlar belirleyici olduğu için “bu kadar sakinlik hayra alamet değil” diye düşünmem herhalde kimsenin itirazına yol açmaz.

Bekleyelim bakalım biraz daha. Ortadoğu şöyle bir “dümdüz” edilsin Keşmir meselesine nasılsa sıra gelir.

Kerem Esenoğlu 'ın Son Yazıları