Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Kerem Esenoğlu

Kara

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:52 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:52

Kerem Esenoğlu'nın “Kara” başlıklı yazısı 01 Mart 2013 Cuma tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.

Defalarca söylediği için artık sıktı falan dedim ama belli ki Sayın Başbakan’ın bu konuda susmaya niyeti yok. Yine “biz bu ülkenin zencileriydik” gibi bir cümle ediverdi geçtiğimiz günlerde. En azından di’li geçmiş zaman kullandığını anımsatıp, “bakın artık geride kalmış, iki de bir söyleyip durmayın” demek lazım ama malum, Başbakan bu tür anımsatmaları, uyarıları dikkate alacak kadar “alçakgönüllü” biri değil.

Kendisinden sık sık duyunca,“zenci olmak nasıl bir şey?” diye düşünmeye başladım bir süredir. Mağduriyetlerini abartırken insanların kendilerini “en olumsuz” ile kıyaslayıp ondan daha ötede sancı çeken bireyler olduğunu söylemeleri, yakınmada kendi lehlerine acı payını çoğaltma isteğine bağlı. Başbakan da sonuçta, -bakmayın siz mağrur, kibir dolu oluşuna-, bu ahalinin evladı, tavrı memleket insanınınkinden farklı değil, en azından bu anlamda.

“Zenci olmak nasıl bir şey”i düşünmeye başlayınca vardığım sonuç, Sayın Başbakan’ın “bir zamanlar zenci olduğu” iddiasını doğrular nitelikte çıkmadı, açık söyleyeyim. Recep Bey’in kendisini de içinde saydığı kesimler, öyle pek de zenci muamelesi görmediler bu memlekette. Cumhuriyet kurucularının aydınlanma anlayışının hedefi olmaları, o kurucuların, dinin topluma müdahalesine sınır getirme çabalarının bir sonucuydu ki, kimilerinin canını yakmıştır, doğru. Hep söyledim, Cumhuriyet değerlerini kılık-kıyafet üzerinden savunup türbanlıyı dışarıda bırakma siyaseti, elbette mağduriyet yaratmıştır ama bu da zenci olma konusunda yeteri veri sunmaz bu kesimlere. Bu ülkede dindar sermaye ciddi bir refah sürmüştür çünkü. ABD’nin köle zencisinin böyle bir şansı mı olmuştur acaba? “Mağduriyet ile zenginlik” aynı cümle içinde pek iyi durmuyor. Tersini düşünen varsa, ballı ayran da içebilirler anlamına gelebilir bu, ki şaşırmam. Bu ülkenin dindarları, ciddi anlamda ilk kez DP’den başlayarak siyasette temsiliyet şansını hep bulmuştur. Oysa üç zencinin bir araya gelmesi tutuklanma nedeniydi, buyrun. Sayın Başbakan’ın geçmişte yer aldığı partiler, zengin partilerdi. Parlamento dışında kalmışken bile varlığını sürdürecek kadar mali açıdan güçlü, dinci partilere benzer kurumları yoktu zencilerin.

Onların kölelikten kurtulma mücadeleleri en az acıları kadar ilgiye muhtaç muhteşemlikler taşır. Az, öz, sabırla, iğneyle kuyu kazarak geliştirilmiş bir mücadeleleri var onların. Recep Bey’le, ait olduğu kesimin, şikayetçi oldukları “Kemalist/laik sistemin” 12 Mart, 12 Eylül gibi darbelerine destek vererek muktedirler yanında olmaları bir zenci tavrı değildir örneğin. Sonradan muktedir olmuş mağdurların geriye dönük bir tarih yazarken, mağduriyetlerini acı sos gibi kullanmaları da pek bir ayıp. “Gerçek zenciler” Martin Luther de, Jesse Jackson da mücadelelerini mağdur olmalarını hatırlatarak sürdürmediler. Çünkü kendilerinin mağdur olduğunu söylemeleri, “bölücü” bir tavra dönüşebilirdi. O nedenle mücadelelerinin “mağdurun hakkı” değil, “insanın hakkı” olduğunu dile getirdiler hep. Ötekileştirilmiş olmaktan bu kadar çekmiş insanlar olarak bu büyük şahsiyetlerin “mağdurlar” adlı bir “kategori” yaratmaları, siyah beyaz eşitliği mücadelesine ters düşerdi. Anlıyoruz ki, ısrarla kendisini benzetmeye çalıştığı “zenciler” gibi davranmıyor Başbakan. Dolayısıyla, artık iyice toplumda ayrımcılık yapar hale gelmiş bulunuyor. Kendisinin de ait olduğu “mağdurlar” ile yine kendi tanımına göre “mağdur olmayanlar”ın bulunduğu bir toplum görüyor sürekli, bilmem farkında mı? Barack Obama, şimdi geldiği yeri siyahların hak arama mücadelelerinin bir sonucu olarak vurguluyor ama hiç mağduriyet edebiyatı yaptığına tanık olmadım ben kendi adıma.

Cemevlerini devlete kabul ettiremeyen, Diyanet’te kendilerine yer bulamayan Aleviler dururken, Erdoğan’ın kendisini “zenci” addetmesi mağduriyet kıyaslamasında çok da bencil olduğunu göstermiyor mu? Her şey olmaya çalışması gerçekten garip. “Mağduriyet”te de önde. Bu ne hırs?

Yine de Sayın Başbakan’ın zenci olduğunu bir an kabul edeyim diyorum çok zorladım, yok, olmuyor. “Ayakların baş olduğu yerde kıyamet kopar” cümleleri aklıma gelince, ne zencisi, “bembeyaz” bir Recep Bey görüyorum her defasında. Bir “zenci”nin sarf edeceği lakırdı mı şimdi bu?

Başbakan, “beyaz adam” olduğunu artık kabul etmeli.

Zorlanmaz bunu yapmakta. Etrafında bu kadar “beyazlatıcı” varken.

Kerem Esenoğlu 'ın Son Yazıları