Kerem Esenoğlu
İstikamet Afrika
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:51 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:51
Kerem Esenoğlu'nun “İstikamet Afrika” başlıklı yazısı 27 Şubat 2013 Çarşamba tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.
Kenya’da Mart ayında yapılacak seçimler, özellikle İngiltere açısından önem taşıyor. Ülkenin bağımsızlıktan sonraki ilk ve de en önemli lideri Jomo Kenyatta’nın oğlu Uhuru Kenyatta’nın kazanma olasılığı bile korkutuyor İngilizleri. Kazanıp da 10 Nisan’da yemin ederek göreve başlarsa Kenyatta, cumhurbaşkanlığını rahat sürdürebilecek mi bilinmez çünkü Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi’nde “İnsanlığa Karşı Suç” işlediği gerekçesiyle yargılanma tehlikesiyle karşı karşıya. İngiltere’yi bu ihtimal, biraz rahatlatıyor. Böylelikle, bu tür suçlama ile karşı karşıya kalan bir cumhurbaşkanına karşıymış gibi görünme şansı var. Ancak siyasi gözlemciler ve hukuk çevreleri, mahkeme sürecinin yıllar alabileceğini belirtiyorlar.
Uhuru Kenyatta yıllarca İngiltere’nin bölgedeki “en iyi müttefiki” olan ülkesinin dış politikasında rotayı, başta Çin olmak üzere, batı dışındaki ülkelere çevirmeyi amaçlıyor. İngiltere’nin korkusu bu. Çünkü İngiltere’nin Kenya ile sıkı ticari bağları var. İki ülke arasındaki ticaret hacmi, geçen yıl 1 milyar sterline yükseldi örneğin. Ama sadece bu değil. İngiltere’nin Kenya ile çok yakın askeri bağları da bulunuyor. Kenya, İngiltere ile bazı Batı ülkelerinin komşu Somali’de yerleşik İslamcı El Şebap gurubuna karşı yaptıkları operasyonun merkez üssü. Somali, malum, MI5’in Başkanı Jonathan Evans’ın, Pakistan’dan sonra İngiliz asıllı İslamcı aşırıların yaygın olduğu ikinci ülke olarak biliniyor. İngiliz askeri ekipleri de Somali güçlerini ülkenin güvenliğini inşa etme programı çerçevesinde eğitiyor, bunu da Kenya’daki üslerinden yapıyor.
İngiliz ordusunun temel tatbikat alanlarından biri de Kenya. Afganistan’a gönderilecek askerler de önce burada konaklıyor. Dahası da var, komşu ülkelere yapılan İngiliz yardımlarının da merkezi aynı zamanda. Yani İngiltere’nin Batı destekli Raila Odinga’yı başkan olarak görme arzusu, bu tür avantajları elden kaçırma korkusuna dayanıyor. Çünkü Odinga, ülkesinin İngiltere ve batı için “iyi müttefik” olma konumunu sürdürme garantisi veren bir aday. Kenyatta ise, artık bu müttefik olma durumunda “sıkılmış” görünüyor. İktidara gelmesi halinde, batı yanlısı bir tutum izlemeyeceğinin izleri de görülmüştü.
Örneğin, Afrika’da etkisi her geçen gün yükselen Çin ile ilişkilerini geliştirmeyi programının başına koymuş durumda. Bu nedenledir ki, İngiltere tarafından bu niyeti konusunda uyarıldı da. İngiltere ve ABD, Kenya’yı, yaygın reform yapma konusunda da uzun zamandır baskı altında tutuyorlar, belirteyim.
Şimdiden Mart’ta yapılacak seçimlerin şiddet ortamında geçeceğine ilişkin haberlerin yayılmasına başlandı bile. İnsan Hakları Gözlemcileri adlı örgüt, bunu söyleyip duruyor. Ülkedeki kimi şiddet olayları da buna malzeme oluyor haliyle. Geçen hafta ülkenin kuzey doğusunda, Somali sınırına yakın bir yerleşim biriminde bir camiye yapılan saldırıda 7 kişi hayatını kaybetmişti. Kenyatta ve destekçileri, ülkede seçim arefesinde olan bitenden İngiltere’yi sorumlu tutuyorlar. Özellikle İngiltere Uluslararası Kalkınma Bakanlığı’nın seçimleri manipüle etmeye çalıştığını iddia ediyorlar ki, inanan sayısı bir hayli fazla.
Yani, İngiltere ve de Batı, elbette ABD’de de Kenyatta’nın kazanması halinde Kenya’da da “demokrasi” isteyebilirler.
Bekleyelim. Kenyatt’nın nasıl “Esad”a dönüştürüleceğini yakında anlarız.