Kerem Esenoğlu
Hint kelebeği
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:53 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:53
Kerem Esenoğlu'nun “Hint kelebeği” başlıklı yazısı 20 Mart 2013 Çarşamba tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.
Hindistan’ın yaptığı aslında acemilik. Çok sık rastlanır bir durum değil bu. Kendi karasularında iki Hint balıkçıyı öldürmekle suçladığı iki İtalyan subayının, İtalya büyükelçisi kişisel güvence verdiği için, tekrar dönmeleri şartıyla memleketlerine dönmesine izin vermesi, gerçekten çok garip. Balıkçıları korsan sandıkları için öldürdüklerini söyleyen Massimilian Latorre ile Salvatore Girone adlı subaylar, büyükelçinin “güvencesi” sayesinde gittikleri İtalya’dan geri dönmediler haliyle. İtalya da geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada, subayları Hindistan’a iade etmeyeceğini duyurdu. İki ülke arasında, şimdi ciddi bir kriz var bu yüzden.
Şimdi, cinayet gibi ciddi bir ithamın muhataplarının, sadece İtalya Büyükelçisi Daniele Mancini istedi diye memleketlerine gitmelerine izin verilmesi, yasaların herkese eşit uygulanmadığı konusunda hoş olmayan bir imaj uyandırır Bağlantısızlar Hareketi’nin bu saygı değer ülkesi hakkında. Hindistan bunu nasıl yapabildi, gerçekten anlamak zor. Subaylar yargılanmak için mahkemeye gelmeyince, onlar için “kişisel garanti” veren büyükelçinin “dokunulmazlığını” mahkeme kararı ile kaldırdı, ülke dışına çıkışına da yasak getirdi Hindistan. Yani kim ne dersin, bu “diplomatik bir rehin alma”dır. Uluslararası ilişkilerde jestlerin de önemli bir yeri vardır ama Hindistan’ın kendi yasalarını esnetmesi anlamına da gelen iki subaya izin verme tavrı, jesti de aşan garip bir durum, doğrusu. Şimdi kimse, özünde haklı da olsa, Hindistan’ın elçiyi adeta rehin almasını destekliyor değil.
Hindistan Yüksek Mahkemesi Başkanı Altamas Kabir’in, dokunulmazlık kararını kaldırdığı Mancini için “ona güvenimizi kaybettik” dediğini okuyunca, uluslararası ilişkilerde işlerin böyle gitmediğini bilmiyor mu bu Hindistanlılar diye düşünmeye başladım. Mancini kişisel olarak gerçekten güvenilir biri de olabilir, ama hükümetinin hesapları onun kişisel garanti merci oluşunu gözardı etmiş besbelli ki. İtalya subaylarının karıştığı olayın uluslararası sularda gerçekleştiğini söyleyerek herhangi bir yargılamaya karşı çıkıyor. Ancak bunu yaparken, elbette bir Batı şımarıklığı sergiliyor. İddiasında haklıysa, bunu kanıtlaması çok kolay oysa. Uluslararası sular iddiasını kanıtlaması çok çok mümkün. Subaylarını geri yollamadığına göre çok da inanıyor değil bu iddiasına, demek ki Hindistan bu konuda haklı. İyi de, Paskalya tatiline gitsinler diye son derece merhametli bir tutum alacak kadar naif olmak da neyin nesi?
Tabii ki güçlü bir ülke Hindistan. İtalya’nın hem de beklenmedik bir kriz yaşamaktan memnun olacağını sanmam bu ülkeyle. O nedenle, “dostane bir çözüm” peşinde. Ama bu da, subaylarının yargılanmaması kararında ısrarlı olduğu anlamına geliyor. Subayları verip, yargılanmasına olanak tanıması, bu işin tek çözümü oysa.
Kısa sürede hallolur mu bilemem ancak 2 Nisan’da görülecek olan mahkemeye zanlı İtalyan subaylarının gelmemesi durumunda nasıl bir yol izleyeceğini bilmek isterdim Hindistan’ın. Savaş açacak hali yok elbette ama subaylara izin verme naifliğini İtalya’ya karşı yumuşayarak sürdürecek mi, merak ediyorum doğrusu.