Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Kerem Esenoğlu

Haydi Sevra

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 01:08 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:08

“Geçenlerde kar yağdığında, soğuktan donmuş kıvırcık lahanaları gördüm. Bana sabahın erken saatlerinde ince etekleri içinde eski başörtüleriyle suyun ve ateşin başında bekleşen kadınları hatırlattı.” Kötü bir niyet yok elbette ama ben baktığım lahanayı kırk yıl düşünsem bir kadına benzetemem. Lahanada bir “estetik” gör(e)mediğimden tabii ki. Kadına ilişkin betimlemelerimizde, onu başka “güzel”liklerle kıyaslama eğilimimiz var ya, ben de ondan mustaribim demek ki. Ama Van Gogh böyle söylemişse, vardır bir hikmeti herhalde. Büyük ressam kadına olan sevgisini, saygısını, onu, oldum olası sevdiği doğanın bu en yararlı “taam”ına benzeterek de göstermiş olabilir.

Bu incelikten eser yok günümüzde. Malum, çok ahlakçı bir toplumuz ama kadın kalçalarını karpuza, memelerini ayvaya benzetmek gibi sözümona örtülü cinsel imalarımız var. Bunlar tadı güzel meyveler çünkü. Benzetmeden yola çıkılırsa kadın haliyle “yenebilecek” bir nesne. Erkek yaklaşımı bu. Lanet olsun. Kadına bakınca bunları anlayan bir toplumda, sosyal hayatta öne çıkan kadınlara yaklaşımımız da berbat. Kadınlara yakıştıramadığımız (!) dünya kadar iş var, örneğin. Politika bunlardan biri. “Siyaseten doğru” babından bir iki örneğin olması durumu değiştirmez.
Sevra Baklacı memleketi Hatay’ın henüz belediyeye kavuşmuş ilçesi Defne’den TKP adayı olarak ortaya çıktığında da “yetersizliği” (siz bunu gençliği anlayın), “deneyimsizliği” (bunu da cazgır olmayışına bağlayın) mesele edildi. Bunu söyleyenler de, Sevra’da olmadığını sandıkları “yeterlilik”, “deneyim” gibi özelliklerin aslında kendilerinde olduğuna inananlar. Böylesi bir kendini beğenmişlik az bulunur, gerçekten de. Kadına bakınca onda sadece “meyve tadı” olduğunu sananların yaklaşımından farklı değil bu. Oysa Sevra, şimdi “kadın” olarak (da) çıkıyor politika sahnesine. İlk kadın değil belki ama kadınlar konusunda “samimiyet” sınavından çakmış partiler dışında bir partiyle yola çıkmış “ilk kadın”. Az şey değil bu.

İkinci yüzyılda şöyle bir görünmüş, sonra hep güdük kalmış bir erken dönem Hıristiyan mezhebidir şu Montanizm. Konunun uzmanları elbette bilirler de, ben bu mezhep takipçilerinin İsa’nın yeryüzüne ikinci kez, ama bu defa kadın olarak indiğine neden inandıklarına akıl sır erdirememişimdir. Dinler tarihinde tuhaflık mı ararsınız? Var böyle yüzlercesi. Ama hoştur bu. “Erkekçi” yaklaşımın en yaygın olduğu dinlerden Hıristiyanlığın bu tarafıyla kafa bulurcasına, -yeniden bir İsa gelmişse-, onun bu kez kadın olduğuna inanmaları gerçekten pek bir güzel şu montanistlerin. Bayılmıştım öğrendiğimde.

Şimdi TKP’nin Hatay’ın Defne ilçesi belediye başkanlığına aday gösterdiği Sevra Baklacı’yı, İsa’yı kadın görerek “yüceleştiren” montanizmden daha geri kalarak değerlendirecek halimiz yok. İkinci yüzyılda kadına değer verenlerden herhalde ileride olacağız. Bu nedenle de politikacı şimdi “kadın” olarak geri dönüyor diye elbette sevineceğiz. Erkek egemen dünyada, “kadın başına” Suriye’de gerçeğin sesi olabilmiş gencecik bir kadın olarak duruşu pek bir “kahramanca” Sevra için kullanacağımız cümlelerde, erkek egemenliğinin tezahürü olan “deneyimsiz” kelimesini kullanmayacağız, en azından. Ayıptır çünkü. Defne seçmeni bu kahramanca duruşu ödüllendirecek kuşkusuz.

Suriye’de kalmış olmayı reklam için kullanıyor diyenler de var ki, aklına ilk bu geldiyse bunların, Suriye’de kalmış olsalardı kendilerinin bunu yapacakları anlamına gelir bu. Kişiyi nasıl bilirsin, kendin gibi. Suriye’ye gidişleri turistik gezi gibi olanların (ben de buna dahilim) üç yıl boyunca savaşın ortasında kalmış genç bir kadına reklam yapıyor demeye yüzleri olmamalıdır.

Genco Erkal’ın bir oyununda büyük Galilei Galileo, “kahramanlara ihtiyaç duyan toplumlara yazıklar olsun” der. Haklı elbette ama bizim hâlâ, özellikle “bir kadın kahraman”a ihtiyacımız var. Ne Yahudi ne Roma ne de Yunan tarihinde (hani bunlar büyük uygarlıklar ya, o nedenle sıraladım) kadın kahraman görülmemiştir, bilinir. Efsanelerinde bile yer almaz kadın. Defne’de “efsane”lerin bu eksiğini gidermek için iyi bir fırsat olacak Sevra.

Kazanamazsa ne mi olur? Hiçbir şey. Dostu düşmanı ayırmak için bu genç kadın bir şans yakalamış olur en azından. Deneyim deyip duruyorlar ya?

Al sana deneyim işte. Az şey mi bu?

Kerem Esenoğlu 'ın Son Yazıları