Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Kerem Esenoğlu

Güle güle yiğit Zambo

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:52 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:52

Kerem Esenoğlu'nun "Güle güle yiğit Zambo" başlıklı yazısı 08 Mart 2013 Cuma tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.

Şu romantik lafını hiç sevemedim. Che için de kullanılır hep. Özellikle büyük devrimcilerin “yapıp etmelerini” onların bilinçli tutumlarından bağımsız, aşırı çoşkularına bağlayan yanıltıcı bir kavramdır bu. Devrimcinin “dünya gerçeklerinden” haberdar olmadığını, kendi hayal dünyasında kendisine bir mücadele tutturduğunu inceden inceye ima eden küçültücü bir sözcük olduğunu düşünüyorum bunun. Elbette tutumlarında kalplerinden de kaynaklanan bir şeyler vardır ama devrimci, coşkusunu kalbinden değil, mücadelesinden alır. O nedenle, romantik ne kelime, acıtacak kadar gerçekçidir devrimci.

Gerçekçi bir adamdı Chavez. Çoşkulu muydu? El hak, doğru, çoşkuluydu. Halkına en çok benzeyen yanı da buydu zaten. Yıllarca her türünden sömürgecinin üzerinde tepindiği bir coğrafyanın çocuğu olarak isyan duygularını da coşkusuyla dışa vurmasından daha doğal ne olabilirdi? Petrol zengini bir ülkede politikacı olmanın keyfini sürdürmek varken zoru seçen bir idealist olduğu da herhalde tartışma götürmez.

İdealist olmak, vicdanla, paylaşımcı bir ruhun sentezinden doğar, ki bu büyük adamda pek bir güzel dururdu bu. Ülkesinin etrafını saran emperyal devlerle, onların ülke içindeki “dostlarıyla” da, boğuşmak gibi zor görev üstlenmiş bir “halk askeri” olarak çok şey ifade eder Chavez. Halkın askeri olma deyimine anlam kazandıranlardan biri olması açısından da çok önemsedim ben hep Chavez’i..

İyi bir asker olmasına, geçmişte bir de darbe girişiminin öncüsü sayılmasına rağmen, “resmi anlamda asker” kalmamasına daha çok değer biçerim. Devrimciliğin üniforması işçi tulumudur çünkü. Belki bildiğimiz anlamda bu tulumu giymemiştir ama üniformasını çıkarmış olması önemlidir. Böylelikle ordunun ilerici güç olduğu yanılsaması içinde olanların sunacağı bir örnek olmaktan da çıkarmıştır kendisini, ki çok önemlidir.

Vıcık vıcık popülizm yapılan bir ülkenin vatandaşı olarak Chavez’in halkıyla kucaklaşmasını samimi bulmamın nedeni, adı geçenin başkan olduktan sonra servetinin artmaması, yaşam standardını da halkıyla eşit tutmasıdır. Her şeyi söylediler ama fırsatları değerlendirip nemalandığını söyleyemediler. İdeal adamları için, hal tutum, samimiyet sınavının en önemli ölçülerdir. Ağzından çıkanla pratiği birbirine uyan figürler, Chavez gibi halkın kahramanı oluyorlar bu yüzden kolayca. Kendisini kesip biçene acayip düşkün Türkiye halkı gibi bir halk olmadığından, Venezüella halkının Chavez’in kendisine benzemesinden yola çıkıp, “Bu da bana benziyor, bana faydası olmaz” dememesi de önemlidir. Yoksullukta kendisiyle eşit olunmasını, “kendisine faydası olmamış bana nasıl olacak” türünden bir mantıkla yorumlamak bir Anadolu insanı icadıdır, yeri gelmişken belirteyim.

“One minute” dediğini hiç hatırlamıyorum. Ne söylediyse kendi dilinde söyledi. Tuhaftır, başta ABD’liler olmak üzere herkes anladı da ne dediğini Chavez’in. Çünkü tüm haklıların ne diyebilecekleri konusunda bir fikirleri var bu emperyal alçakların. Haklılar aynı dili konuşurlar çünkü. Ne dediği çok ama çok iyi anlaşılabildiği için Türkiye yoksulu da anladı onu sanki. Chavez adını her ülke yoksulu, kendi ülkesinin en yaygın ismi gibi benimsediyse bundandır belki de.

İki yüzlülük yoktu tavırlarında. Öfkesinde de samimiydi. Parmak sallamadan, gülümseyerek öfkesini dile getirenlere dikkatlice bakın, öfkelerinde ciddi olduklarını göstermek için kaşlarını çatmazlar. Yanakları dolgun, güzel gülen bir adamdı Chavez. Onun, en saldırgan ABD’lilerden biri olan eski dışişleri bakanlarından Condeleeza Rice’a “benimle uğraşma kızım” derken yüzüne yerleşen gülümsemeyi unutmama imkan yok.

Ülkesindeki ABD işbirlikçilerinin yaptığı darbeyle görevinden uzaklaştırıldıktan çok değil birkaç gün sonra halk desteğiyle yeniden başkanlık sarayına dönmesi, halkıyla arasında yerli şarkıları birlikte seslendirmiş olmaktan daha önemli bir bağ olduğunun da kanıtıdır. Chavez şiir okumazdı ama iyi şarkı söylerdi. “Öfke de bir hitabet sanatıdır” türünden son derece garip bir mantığa itibar eder miydi bilmem ama sanat deyince o şarkı söylemeyi anlardı. Sesini halkının sesine katmanın iyi bir yolu olduğuna inandığındandı herhalde.

Ata binmedi hiç. Dolayısıyla düşmedi de. Sert bir spor olan beyzbol düşkünüydü ki, ciddi bir izleyicisiydi tuttuğu takımın.

“Bize geçmişte zenci muamelesi yaptılar” demiş olsaydı, kesinlikle inandırırdı. Ama vicdanlara seslenmenin, seslenen kişiyi her zaman haklı kılmadığını bilirdi. Oysa gerçekten ülkesinin zencisiydi. Babası Afrikalı, annesi yerli bir Zambo’ydu Chavez’in.

Dünya iyisi, dünya sevimlisi bu Zambo gitti artık…
Kaldık mı biz yine Rambo’larla baş başa.
Ne diyeyim sana dünya?

Kerem Esenoğlu 'ın Son Yazıları