Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Kerem Esenoğlu

Fransa’nın Afganistan’ı

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:48 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:48

Kerem Esenoğlu'nun “Fransa'nın Afganistan'ı” başlıklı yazısı 16 Ocak 2013 Çarşamba tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.

Şimdiden söylenmeye başladı bile bu. ABD’den rol çalma gayretleri her kesimce bilinen Fransa’da, emperyal atağa geçme konusunda “sosyalist” başkan Françoise Hollande’ın, Nicolas Sarkozy’den daha istekli davranması da ayrıca bir tuhaf. Hollande, halkın çoğunluğunun onay vermediği bir işgale girişmiş bulunuyor.

Kazanır kazanmasına da girdiği bataktan çıkamaz. Çünkü, karşısında düzenli olmayan, nerede ne zaman eylem yapacağı kestirilemeyen, vahşilikte de hatırı sayılır ün kazanmış bir İslamcı yapı var. Fransa, topyekün harekete geçti. Mali’nin yanısıra Somali’de de İslamcılarca kaçırılmış bir Fransız istihbaratçıyı kurtarmak için operasyona girişti. Sonuç fiyasko tabii. İki Fransız askerinin yanısıra kurtarılmak istenen rehine de öldürüldü.

Durum yasal görünüyor. Mali hükümeti, yapılan anlaşmalar gereği Fransa hükümetini yardıma çağırmış. Görüntü bu. Ancak, Fransa işgalin gerekçesini şu çok bildik “uluslararası barışı ve güvenliği” tehdit masalına bağladı haliyle. İslamcıların bir tehdit olduğu kesin elbette ama bu tehdit son yılların meselesi değil. Libya’da Kaddafi’ye karşı operasyon düzenlenirken, Tuarekler hariç, o tehdit unsuru İslamcı güçler de kullanılmıştı Fransa ile müttefikleri tarafından. Tuarekler, Kaddafi rejimini destekleyen laik müslüman gruplar aslında. Bir kısmı El Kaide’ye katıldı ama çoğunluğu aşırı İslamcılara karşı. Fransa’nın, İslamcılara karşı mücadelesinde onları da hedeflemesinin nedeni Mali’nin çok zengin yeraltı kaynaklarını emperyal güçlere karşı korumada Tuareklerin kararlı olmaları.

Afrika’nın yedinci büyük ülkesi Mali. Elbette gözardı edilemeyecek bir İslamcı tehlike de var ülkede. Ancak o islamcılar bugüne kadar Fransa’nın da desteklediği güçlerdi. Taşeronluk bitince, birden bire “uluslararası barış ve güvenliği” tehdit eden unsurlar haline geldiler.

Fransa, Batı Afrika Ülkeleri Birliği’nden destek aldı ama, Almanya’dan bir destek gelmedi. İngiltere de sınırlı bir lojistik destek sağladığını, ancak asker göndermeyeceğini açıkladı. Aynı tehlikeyi bu ülkelerin hissetmediği söylenemez ama Afrika’da da bir cephe açmak konusunda temkinli oldukları ortada. Fransa, emperyal hevesleri konusunda AB’den de ABD’den de zaman zaman ayrı düşse dahi kendinde Mali’ye müdahale edecek gücü bulduğunda fırsatı kaçırmamış oluyor.

Afrika’daki, “barış ve güvenlik” konusundaki “kahraman” Fransa.

Tepkiler büyük Fransız kamuoyunda. İşgalde çok sayıda sivilin öldüğü söyleniyor. Fransız askeri kayıpları da var. Gerisi de gelecek, görünen o ki.

Asıl endişe kaynağı ise aşırı İslamcıların Fransa’da terör eylemleri gerçekleştirecek olmaları. Hollande, işgalin başladığı gün ülkede yüksek düzeyde alarm ilan etti. Havaalanları, stratejik noktalar gözetim, denetim altında.

Açık işgalden çok Mali hükümetine her türlü desteği vererek de “uluslararası barış ve güvenlik korunabilirdi” sesleri yükseliyor kamuoyunda. BM’nin devreye sokulması konusunda neden ısrarcı olunmadığı da soruluyor. Françoise Hollande’ın, Sarkozy’den daha saldırgan bir politika izlemesine asıl desteği ise, Fransız faşist partisi Ulusal Cephe veriyor. UC lideri Marine Le Pen, sonuna kadar destek vaadinde bulundu Hollande’e.

Fransa, yorumlara bakılırsa, başına gerçek anlamda iş almış oldu. Mali’den çıkmanın girmek kadar kolay olmadığı yönünde bir görüş var. Bedeli pahalıya mal olacak bir iş bu. Zengin madenleri tek başına işletme ya da kullanma hakkına sahip olup olmayacağı da kuşkulu.

Yani Fransa’nın Mali macerasının maliyeti ağır olacağa benziyor.

Kerem Esenoğlu 'ın Son Yazıları