Kerem Esenoğlu
Evlad-ı Fatihan
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:56 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:56
Kerem Esenoğlu'nun “Evlad-ı Fatihan” başlıklı yazısı 15 Mayıs 2013 Çarşamba tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.
Kamuoyu, özellikle ilgilenmiyorsa, dış Türklerle ilgili olaylara pek kapalıdır. Nelerle karşılaştığı, ne tür sorunlarla uğraştığı pek bilinmez. Oysa, yine AKP iktidarı ile ilgili ilginç gelişmeler var “Evlad-ı Fatihan”ın topraklarında.
Bulgaristan, malum, Türklerin siyasette bir hayli etkili oldukları bir ülke. Aslında Türk partisi olarak bilinen ama öyle olmayan, çok sayıda Türk’ün de içinde görev aldığı Halk ve Özgürlükler Partisi (HÖH), ciddi bir güce sahip. Etnik temelde bir politika sürdürmüyor ancak Türklerin gerçek anlamda sesi olmuş bir parti. Hatta gücü, gözlerini korkutmuş olmalı ki Bulgar ırkçılarının ATAKA adıyla parti kurmalarına bile yol açmış.
Geçtiğimiz hafta sonu yapılan seçimler öncesinde Bulgaristan Türkleri, AKP’nin “bölücü” politikalarıyla bir hayli uğraşmak zorunda kaldılar. Çünkü AKP iktidarı, Bulgaristan Türklerinin tek bir parti içinde olmalarından pek hoşnut değil. Bu AB’nin de hoşuna giden bir durum olmadığından AKP ile AB, Bulgaristan, Yunanistan gibi ülkelerdeki Türk azınlıkları farklı farklı partilere bölerek, bulundukları ülkelerde, o ülkenin sosyal, siyasal yaşamına uyumlu bir güç olmaktan çıkarma politikası güdüyor. Gerçekten de adı geçen Türkler yer aldıkları ülkelerde “bir başka ülkenin” uzantısı bir grup olarak davranmak yerine, kültürel bağını koruma koşuluyla yaşadıkları ülkenin sosyal hayatına katkıda bulunan “vatandaşlar” olmayı tercih ediyor. Bu nedenle HÖH, etnik mücadele veren bir partiden çok bir Bulgaristan partisi olmayı başarmış.
Benzetme ağır kaçacak biliyorum ama AKP iktidarının Osmanlıcı çizgisi, bu ülkelerdeki Türkleri bir “Truva atı” gibi görmeye pek elverişli. Bulgaristan ya da Yunanistan Türkleri, bulundukları ülke egemenleriyle sorunlar yaşamış da olsalar, vatandaşlık hakları üzerinden bir mücadeleye daha yatkınlar. Atavatan Türkiye ile yakınlıkları, çok sıkı bağlarla korumaya çalıştıkları kültürel bir yakınlık.
AB’nin azınlıkları, bulundukları ülkelerde siyasal, sosyal anlamda dağınık tutma politikası, kendisine “yandaş soydaş” yaratmak isteyen AKP politikasına da çok uygun. O nedenle AKP, Türkleri bölme politikasını AB normları gereği yaptığını söyleyebiliyor. Yunanistan’da yaptığı gibi Bulgaristan’da bir başka Türk partisi bile kurdurdu örneğin. Şeref, Hürriyet ve Adalet Partisi adını taşıyan bir parti bu. Son seçimlere katıldı, bir varlık göstermeyeceği biliniyordu, öyle de oldu ama oyları böldüğü de bir gerçek.
Bu yeni kurulan parti, AKP’nin “Misak-ı Milli dışı Müslümanları” merkeze yani Türkiye’ye bağlı kılma çabalarının destekçisi durumunda. AB’nin, bir başka ülke vatandaşı üzerinde “dini/milli” planlar uygulama tutumuna nasıl baktığı da ayrı bir merak konusu elbette. AKP’nin İslam dünyasında mezhepçi, Ortadoğu ve Balkanlar’daki Osmanlıcı politikası kendi sınırlarını da aşarak, “müdahaleci” bir boyut kazandı, malum. Bulgaristan bir “pilot” bölgeydi adeta.
Seçimlerden HÖH iyi bir sonuçla çıktı. AKP’nin bölücü politikası şimdilik tutmadı. Ancak, AKP iktidarı Bulgaristan ile Yunanistan Türkleri üzerindeki çok partili yapı oluşturma amacından cayacak değil. Bu konuda çalışmalara şimdiden başladı bile.
Recep Bey, Kerkük, Musul derken, bir elini de Balkan Türklerine uzatmış bulunuyor. Bulgaristan Türkleri bunu bir dost eli olarak görmüyorlar haliyle.
Balkan Türkleri de artık gündemimizde. Tabii ki izleyeceğiz.