Kerem Esenoğlu
Erbil
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 01:03 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:03
Kuzey Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin başkkenti Erbil’de son altı yıldır tek bir mantar tabancası bile patlamamışken, üç gün önce çok sayıda insanın ölümüne yol açan intihar eyleminin gerçekleşmiş olması normal değil. Bölgesel Yönetim Başkanı Mesut Barzani ile Irak merkezi hükümetinin başı Nuri el Maliki arasında buzlar erimiş, sorunlar çoğunlukla çözülmüşken sahneye birdenbire “terör”ün girmesine anlam vermek zor.
Suriye’de bir İslam devleti kurmaya kararlı olduklarını dünyaya ilan etmiş olan şu Irak ve Levant İslam Devleti adlı örgütün, Irak’ta merkezi hükümet ile otonom bölge arasında sorun çıkarmaya yönelik tavrının, tüm dikkatler buraya verilmişken, Suriye’de kendisine hareket serbestliği sağlayacağını düşünmekle bir bağı olduğunu sanıyorum. Tüm dikkatlerin şimdi Irak’ın nispeten huzurlu bölgesine, yani Kürt bölgesine çekilmesi, bu terör grubunun işine yarayacak elbette. Maliki’nin Esad’a dolaylı desteğini akamete uğratma ihtimali var çünkü herşeyden önce. Zaten mezhep çatışmasının ortasına düşürülmüş Irak’ta bir de Kürt-Arap çatışmasını doğuracak etnik bir terör dalgası, bölgeyi perişan eder. Puslu havayı seven kurt misali İslamcı teröristler, her zamanki ahlaksız, faydacı tutumlarıyla bu havadan yararlanmaya çalışabilirler. Gidişat bu yönde.
Erbil, maalesef, emperyal merkezlerin de koruması altında olan bir kent. Kolay kolay hedef alınması akla gelmez. Saldırıyı gerçekleştiren terör gruplarının arkasında bir devlet desteği olmasa, bu kadar rahat hareket edemezler. Bu devletin Türkiye olduğu dillendirilirse, kimse için sürpriz olmaz bu. Bölgesel Kürt Yönetim’nin Türkiye’ye mahkum olduğu çok alan var. Bunların bu yönetime hatırlatılmadığını düşünebilir misiniz? Bunun da ötesine geçilip, güvenlik sorunlarının Türkiye tarafından çözülebileceğinin Kürt yetkililere söylenmediğini ya da?
Doğrudan etkisi olmasa bile o gruplara -şimdilik tabii- sözünü geçirebilen bir ülke olarak Türkiye, Kürt bölgesindeki terörü önleyebilir. Bu gücü var. Eğer bu konuda tutum almazsa dolaylı katkısı olduğu anlamı çıkar buradan. Bunun nedeninin de Irak merkezi yönetiminin Suriye iç savaşında cihatçı gruplara karşı tutum alması. Maliki, ABD’nin tüm baskılarına rağmen, ülkesinde işgal ettiği yeri ABD çıkarları açısından doldurabilen tek kişi olması nedeniyle de elbette, Esad’a destek verme konusunda geri adım atmadı. Somut bir destek değildi belki ama ülkesindeki cihatçı gruplara karşı askeri operasyonlar yaptığı bir sır değil. Irak, kelimenin tam, tüm anlamıyla bir cehennem. Kürt bölgesi, dediğim gibi, Türkiye ile emperyal merkezlerin güçlü koruması altındaydı. Birkaç gün öncesine kadar.
Bölgesel yönetim sınırlarındaki cihatçı terör nasıl durur Barzani ile Maliki, düşman olmasalar bile yeniden ilişkilerindeki eski soğukluğa dönerlerse (Türkiye bundan memnun kalır), Maliki hükümeti de Suriye konusunda Esad karşıtı bloka katılırsa... Bu, bunların tersinin yapılmasından ötürü kaynaklanan terörü ortadan kaldırabilir, ama Irak’ın zaten varolan “doğal terörü” varlığını sürdürmeye devam eder. Doğal terör gibi bir kavramın korkunç olduğunu biliyorum ancak Maliki’ye karşı olmak ya da olmamakla ilgisi bulunmayan, işgal sonrası dönemde hep varolagelmiş terörü adlandırmak için bu kavramı uydurdum.
Irak ile içindeki bölgesel yönetim devler (emperyal güçler) ile kendisini dev gibi görenler (Türkiye) arasında sıkışmış kalmış olmanın bedelini ödüyorlar. Ödemeye de devam edecekler.