Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Kerem Esenoğlu

Delikanlım

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:43 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:43

16 Kasım 2012 Cuma tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır. Kerem Esenoğlu soL Gazetesi'nde Çarşamba ve Cuma günleri yazmaktadır.

Delikanlı davranışı, bu davranışa sahip olduğuna inanan kişi için çok iddialı bir tutum. Çünkü gittikçe yok olduğu düşünülen kimi davranış biçimlerini yaşamında uygulamak gibi bir misyonu sürdürmesi gerekiyor, “delikanlılık” iddiasındaki kişinin. Vefa, mertlik, sözünde durma gibi günümüz insan ilişkilerinde artık rağbet görmediğine inanılan tavırlara sahip çıkması da şart. Yani madem “delikanlı”sın, ona uygun davranacaksın.

Temsilcisi olduğunu iddia ettiği değerlere rağmen, “delikanlılık”, nihayetinde lümpen bir tutum aslında. Gerçeklikten sadece mahalle gerçekliğini anlamak gibi bir eksiği de var. Çocukluğumda vardı böyle “delikanlı” ağabeyler. Mahalledeki “otoritenin” (şimdilerin şu mahalle baskısının) kurallarını çiğneyen fişek gibi delikanlılardı. Otoriteye itirazları vardı sözümona ama mahallenin namusundan, zayıfların korunmasına kadar genişleyen “görev alanları”nda kendileri de birer otorite kesilmişlerdi. Aslında mahallelerinin iyiliğini düşünen “iyi diktatörler”di hepsi. Mahallenin iyiliğini düşünen mahalle sakininin de verdiği destekten kaynaklanan meşruluk gibi bir dayanakları da olduğundan güçlerine diyecek laf da yoktu. Bazen bu misyonundan ötürü “mahalleden adam” vermemek adına polislere bile kafa tuttukları olurdu ki, yeni zamanların Köroğlu’suydu her biri.

Sonra “delikanlılık”a bir haller oldu. Otoriteye, mahalle karakoluna itiraz giderek devletin dostu, yancısı olmaya dönüştü. En iyi örneği Alaattin Çakıcı’dır. Çakıcı da meşruiyetini toplumda hergün üretilen “milliyetçilik”ten aldı. “Antiotoriter delikanlılık”ın, “delikanlı milliyetçi”ye dönüşümünün en önemli simgesi oldu Çakıcı. Dolayısıyla delikanlılık, “devlete saygılı delikanlı” bir tavır haline geldi. “Devletin polisine vurmama” gibi, devletle mümkünse dalaşmama tavrı, “kadına vurmama” raconunun yerini aldı. Karılarını öldüren ya da kurşunlatan çete liderleri türedi. Merkezdışı kalmışlarla merkez arasındaki ilişkiyi sağlayan Kabadayılık kurumunun yerine devletle de çalışan “milliyetçi çete” geçti.

“Yer altı” tarihimiz açısından incelenmesi gereken bir konudur bu. Kabadaylık’ın hem de devlet katında kabul gördüğü, her sınıftan kişide bu tavrın görülebileceği malumdur. Sadrazam Halil Rifat Paşa’nın oğlu Cavit, dönemin önde gelen kabadayılarındandı örneğin. Vurularak öldürüldüğünde ünlü Türkçü Lastik Sait onunla ilgili şu beyiti yazmıştı: “Ey peder-i pür keder-i ıztırab/Böyle mi me’mür idelim intihab?”

Şimdi “delikanlılık” Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’da yeniden zuhur etmiş görünüyor. Meydan okuyan, geldiği mahallenin değerlerini tüm evrensel değerlere üstün gören, davranışını, sadece mahalle sakinini memnun etmeye ayarlamış gibi yapan, gerektiğinde onlar yararına sertleşmekten çekinmeyen bir delikanlı durumunda Türkiye Başbakanı. “Ne de olsa Kasımpaşalıyız” demişliği de var ki, uluslararası ilişkilerde de farkı kelimelerle aynı tavrı anımsatan cümleler kurabiliyor. “Sabrımızı taşırmasınlar” tehdidin devlet lügatinden çok, Kasımpaşa literatürüne uygun olanıdır.

Olsun. Necip milletimiz sever “delikanlı”yı. Benim de itirazım yok zaten. Mutluluk oyunundan ben de tat alırım. Delikanlı yumruk yemiş, rezil olmuş, sözü güvenilir olmaktan çıkmış, söylemleri inandırıcılığını yitirmiş aldırmanın ne anlamı var? Görmezlikten gelmek büyükler için çok rahatlatıcı bir oyundur. Ne güzel oynamaya devam edelim, derim ben

Ancak delikanlının para ile ilişkisi pek bir tatsızlık yaratır. Gücünü parasından değil, lümpen de olsa, ayaküstü uydurduğu prensiplerinden alması takdire daha layıktır. Dünyanın en zengin başbakanlarından biri oluşu işte bu “delikanlı” tarafına uygun düşmemektedir Recep Bey’in. “Para delikanlıyı bozar” diye bir inanış yok mudur?

Ben bizim memlekette türemiştir diye bilirdim bu vecizeyi ama öyle değilmiş meğer. Benzeri İspanyolca da var: “Honora y provecho no caben en un saco” (Onur ve para aynı kefede bulunmaz).

Delikanlı olacaksanız ya Türkçe’dekini ya da İspanyoca’dakini öğreneceksiniz bu vecizelerin.

Öyle “van minut”la yetinmek olmaz.

Kerem Esenoğlu 'ın Son Yazıları