Kerem Esenoğlu
Beddua
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 01:06 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:06
Kanım dondu doğrusunu isterseniz. Hayır, yolsuzluk, bakan mahdumlarının tutuklanması gibi “Türkiye’yi sarsan” gelişmelerden ötürü değil. Elbette bunlar son yılların en dehşet verici olayları ama ben dehşet kelimesine tam hakkını veren bir durum olarak Fethullah Gülen’in bedduasını görüyorum.
Duaya da, bedduaya da inandığımdan değil, tabii ki. Bana her ikisi de edilse ilkine teşekkür eder, ikincisine güler geçerim. Ama Gülen’in kendinden geçmiş halde yağdırdığı bedduaları görünce, takıldım ister istemez. Bedduanın, cezalandırılması istenen kul için dilenecek en korkunç felaketlerin listelendiği bir vahşet dilekçesi olduğunun kanıtıydı çünkü o görüntüler. “Evlerine ateş düşsün”, “yuvaları dağılsın”, “söylemek istedikleri göğüslerinde kalsın” söz konusu bedduadaki en çarpıcı dileklerdi.
Kişinin inandığı Allah’tan bunları isteyecek kadar, günahsızlığından emin olması pek bir tuhaf. Asıl tuhaflık da kimilerinin Allah’ı kendi öfkelerinin “tetikçisi” derekesine düşürmeleri. Bedduanın arsıza, hırsıza edilmesi de durumu değiştirmez. Çünkü o zaman da “toplumsal nefreti üzerinde taşıyanları helak etmek Allahın aklına gelmiyor mu” sorusu çıkar ortaya ki, herhalde pek bir gariptir bu. “Kabulü ricasıyla” arka arkaya sıraladığı o “dilekler”i dileyen Gülen’in Allah’a herkesten çok yakın olduğuna inandığını düşünüyorum. O tüm mütevazılık gösterisinin arkasında böyle bir “imani kibir” de var. Ben çok tutulurum bu tiplerin mütevazılık gösterilerine. Necip Fazıl bağlısı olduğu mürşidi için “ben o kapının köpeğiyim” der. Ne kötü. (Kötülük köpek olmakta değil, Fazıl gibilerin her türlü teslimiyeti, -ki bir imani tutumdur bu- hakaret nesnesi haline getirdiği köpekle ifade ederek kendini kişiliksizleştirmesindedir). Allaha teslim olmanın yolu bu demek ki. Bu vadilerde dolaşmadım hiç, ne mutlu bana.
Beddua, edenin tüm “karakteristik” özelliklerini de ortaya koyan bir edim. Kişi, her şeyden önce, kendisinin yapmaya gücü yetmeyecek dileklerde bulunuyor inandığı Allah’tan. Hani gücü yetse kendisi yapacak. İstenilen şeyler gerçekten de korkunç. “Evlerine ateş düşsün”, “yuvaları dağılsın” falan bunlar herhangi bir canlı için istenecek şeyler mi? Bedduanın böylesini edenler, potansiyel soykırımcıdır, kanımca. Edep de, insaf da aklını kinden, intikamdan uzak tutanların özellikleridir. Kini, intikamı imanının aksesuvarı yapana lanet olsun. Allah’ın “akıllı kulları”, “suçun şahsiliği” ilkesini akılda tutarak sadece hak edene ceza verirken, Allah’ın Gülen gibi kulları ise cezalandırmanın tüm hane halkını kapsamasından yanalar. İyi ki, Allah’ın şeriatından daha sevecen bir insani hukuk var. Ne güzel.
Gülen’in “rica” kılıfıyla dile getirdiği bedduayı duyunca, Allah’ı (da) kontrol etmeye çalıştığını düşündüm, ne yalan söyleyeyim. Bedduayı hak ettiklerini düşündüğü kişiler konusunda Allah’ı ikna etmek gibi bir tutumu var sanki. İnanılan Allah’ın, olanı biteni görmüş olması lazım değil midir? Her şeyi bilen Allah inancına ters düştüğü gibi bu durum bedduacıyı da mahallenin kötü jurnalcisi durumuna sokar. Gülen’in hali de bu.
Beddua tutar, tutmaz, orasında değilim işin ben. Fırsat bulsalar birbirine neler yapacaklarına, bir kez daha tanık oldum. Bu önemli. Hani Allah yanılıp bunların “dileklerini” kabul etse kan gövdeyi götürecek. Hem İlahi Adalet’in öte tarafta olduğuna inanmak, hem de bu tarafta da Allah’tan “ceza kesilmesini” talep etmek, cehennem anlayışıyla da çelişkili. Her şeyin yeri zamanı var oysa.
Tüm dinler, kitaplısı, kitapsızı, büyük demagoji potansiyeli barındırır. Takipçilerinin de iyi birer demagog oldukları bilinmez değil. Bedduanın şiddetine olan tepkiden sonra Gülen tarafı, yapılanın beddua olmadığını, “mülaane” olduğunu açıkladı. Her duruma uygun, kıvırtmaya yarayacak kavram çok dinde. “Karşılıklı lanetleşme” anlamına geliyor bu sözcük. Yani, karşıdan böyle geldiği için onlarda öyle yapmışlar meğer. Demek ki, ılımlısı, radikali hep aynı bunların.
Hani, tarzım değil ama araya girip, “Allah’ım sen bunlara aldırma. Karşılıklı lanetleşiyorlar. Sakin ol” diyesim var. Çünkü hepsine kızıp bunları “karşılıklı helak etmeye” kalkabilir diye korkuyorum.
Arada biz kaynamayalım.