Kerem Esenoğlu
Başzırva
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 01:05 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:05
Kelimenin tam anlamıyla kahkahaya boğuldum Mehmet Barlas’ı dinlerken. Recep bey ile tüm zihniyet akrabalarının artık gittikçe bir “genital orman” gibi görmeye başladığı memleketimizde cinsleri birbirinden uzaklaştırma “misyonunu” üstlenmesine tepkisini dile getirirken ettiği bir laf, Barlas nam “gazetecinin” tüm seciyesini ortaya çıkaran bir ifşaadır aslında. Hikmetinden sual olunmaz celle celali işte böyle şaşırtıyor bunları. Başbakanın malum “icraat”ını eleştirirken “ben bile bu zırvalığa bahane bulamam” demiş olması, Barlas’ın bugüne kadarki işlevinin, politikacılarla ilişkilerinde üstlendiği misyonunun ne olduğunun kendi ağzından itirafıdır. Anlıyoruz ki Barlas’ın görevi “zırvalara bahane bulmak”.
Geçtiğimiz günlerde bir televizyon kanalında yine bir “zırvaya bahane” bulurken dinlemiştim onu. Laikliğin ülkede yanlış uygulandığını anlatıyordu her zamanki “inandırıcılığıyla”. Nasıl uygulandığıyla ilgili değilim, ancak zatın laikliğin aşılamaz olduğunu sık sık tekrarladığı - özellikle 12 Eylül darbesi sonrası- yazıları aklımdadır. Barlas’ın hem zırvaya hem darbeye bahaneler bulma çabası yeni değildir. Ağca adlı faşist, papayı vurduğunda Barlas, “zırva bahanecisi” işlevini o zamanlar başyazar olduğu Milliyet gazetesinde sergilemiş, Papa suikastı üzerinden darbenin haklılığını anlatmıştı. Yazısının unutulmaz cümlesi darbenin ne kadar gerekli olduğunu vurgulayan “şimdi bizi anlıyor musunuz?” idi. Darbe “zırvası”na, Ağca’dan bahane bulma konusunda bir simyacı titizliğine sahip oluşu bilinen özelliklerindendir. Bir “bahaneci” olarak kişiliğinin nasıl değerlendirileceği konusunda endişe duymaması da normal haliyle. Ona da bir bahane bulacağı malum çünkü. Bir yanı daha var ki, çokça takdir ederim. Şudur: Her türlü “zırva”nın alıcısı bir toplumun hafızasının da zayıf olduğunu bilir. Aslında çok bilgili olduğu söylenen aklı, “toplumun balık hafızalı oldugunu” hatırlamasına yarayacak kadar gelişkindir sadece. Fazlası yok bana sorarsanız. Kişiliğinin ahali tarafından nasıl algılanacağından endişe etmeyen akıl, akıllı mıdır sizce?
Devlet büyüklerinin halleri, tavırları, söylemleri, “zırva” çerçevesinde ele alındığında, bunların “bahane bulunup bulunamayacak türden” zırvalar olduğuna, “Barlas olsaydı acaba bunlara ne bahane bulurdu?” sorusuyla yanıt bulmaya çalışmak, Barlas için övünülecek bir şey midir? “Değildir” demeyi isterdim doğrusu ama, buna Barlas’ın “ben bile” diyerek kendisini bahane bulma konusunda uzman gösteren cümlesi engeldir.
Bu öylesine edilmiş bir cümle değildir. Laf arasında edileceğine de kafamı kesseniz inandıramazsınız beni. İşi gücü bahane aramak olanın bilinçaltında kuluçkaya yatmış, zamanı gelince de yavrulamış bir zihniyettir bu. Laikliği savunurken, laikliği eleştirirken, cuntayı savunurken, Özal’ı beğenirken, Recep’in yanağını okşarken, tüm bunları yaparken dayandığı güç tüm bu zırvalıklarına bahane bulma becerisindendir. O nedenle, “ben bile bahane bulamam” diyorsa ciddiye alacağız Barlas’ı. Şahsen ben alıyorum. “Zırvaölçer” biri olması başyazarlığından daha yararlı çünkü. Eğer başyazar(!) değil bir ev gereci olsaydı, mutfağımızın teflon tavası olurdu. Bunca rezillikten hiç mi bir şey yapışmaz bir adama. Hiç mi?
Barlas’ın bu cümlesinde “ben zırvalara o kadar iyi bahaneler bulurum ki” övgüsü gizlidir. Ayrıca o malum cümle bize, Recep beyin de, bahaneler uydurulamayacak kadar iyi bir zırvacı olduğunu gösteriyor Barlas’ın mantığından gidersek. Bunlar birbirlerine söverek övüyorlar kendilerini, ki pek bir tuhaf.
Övüyorum sanılmasın, Recep bey zırvalamıyor ayrıca. İnancının, misyonunun gereğini yapıyor. Onca karşı olmam(ız)a rağmen ben/biz, inancının gereğini yaptığı için bu kadar açık seçik “zırvalıyor “demedik Recep beye. Hakaret etmemek için olduğu kadar, zatın bu zihniyet faciasını “zırva” diyerek küçümseme yanlışına düşmemek için demedik bunu.
Her dönemin adamı, her dönemin bahanecisi olmak, hiçbir durakta durmayıp, modern, külüstür demeden önüne gelen her otobüse, hem de nereye gideceğine aldırmadan binmek bir ömür sürer mi? Her döneme uyum sağlamayı nasıl beceriyor Barlas hep ama hep merak ederim.
Vardır herhalde bir “bahanesi”. Benimki de merak değil düpedüz “zırvalık” işte...