Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Kerem Esenoğlu

Anlarsın

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 01:00 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:00

İçişleri Bakanımız pek muhterem Muammer Güler’in spor sahalarında tezahüratlara yasaklamalar getireceği haberini, “ileri demokrasi”nin bugüne kadar yaptığı en iyi iş diye alkışlamaya hazırdım, açık söyleyeyim. Güler bakanımız başta olmak üzere tüm egemenlerimiz, hepimizin çok çok iyi bildiği gibi, bilumum değerlere, başka ulusların kutsallarına, ülkemizdeki etnik unsurların hassasiyetlerine, hele hele annelerimize çok çok saygılı olduklarından tribünlerde bunlara yönelik çirkin, son derece bayağı tezahürata karşı artık harekete geçtiler diye düşünmüştüm. Sevincim kursağımda kaldı. Bu ülkede sevinç, gece karanlığında ateş böceğinin yaktığı ışığın süresinden daha kısa ömürlüdür. 

Sayın bakanımız, Spor Güvenlik Çalıştayı’nda, çalıştayın “güvenlik” tarafıyla ne tür ilgisi olduğunu kavrayamadığım bir tedbiri dile getirmiş meğer. Artık açık ya da kapalı salonların, stadyumların tribünlerinde siyasi/ideolojik içerikli “kötü” tezahüratlara yasak geliyormuş. Sayın bakanla “kötü”den aynı şeyi anlamadığımızın farkına da varmış oldum böylelikle. Bilmeyen, Türkiye’nin tribünlerinde sürekli siyasi sloganlar atıldığını, tezahüratlar yapıldığını sanacaklar neredeyse. Memleketin spor alanları, -şu son birkaç ay dışında- sanıldığı gibi politik bir atmosfere sahip olmadı hiç bir zaman. Milliyetçi hezeyanların tezahürata döküldüğüne çok rastlanmıştır ama bunun dışında egemenleri üzecek/korkutacak “politik” mesajlar öyle sık sık verilmiş değildir.

Sayın Güler’in, özellikle iktidarlarının şu son döneminde tribünleri hizaya getirmeye çalışmasını anlayabiliyorum. Tribünde de “muhalefet” başlamışsa, tribünler ne yapar ne eder “o maçı alır”. Anlaşılabilir bir ruh hali bakanınki. Malum, iktidar övgüye layık bir iş de başardı bu konuda. Hak arama mücadelesinde harekete geçirilmesi, -en azından bizim memlekette-, en zor olan, çoğu apolitik, ama bu özelliklerinden ötürü bence bir hayli “politik” olan, egemen değerlerle bezenmiş, “futbol milliyetçiliği”nden muzdarip büyük kitleleri ne yapıp edip, kendilerine karşı yapmayı becerdiler. Biz bu kadarını yapamazdık. 

Kendilerine düşman yapmayı becerdikleri bu taraftar, Hrant’ımızın katili Ogün Samast’a, bir maçta cinayet günü giydiği beyaz kepini takarak destek yollayan taraftardı. Tribünlerde Erdoğan için “adam gibi adam Recep Tayyip Erdoğan” pankartları açan taraftarı da unutmayalım. Ama bunlar bakanın anladığı anlamda siyasi/ideolojik tezahürat değildi elbette. Ne oldu peki şimdi? Tabii ki hepsi ayyaş değil ama maç sonrası iki kadeh atma zevki elinden alan bir taraftar var karşımızda. Takımının üzerine politik nedenlerle çullanılan bir taraftardır bu aynı zamanda. Başkanına laf ettin mi, babasını tanımaz. Kendi hakkı için asla sokağa çıkmaz, ama başkanı için polisle çatışacak kadar kararlı olabilir. Belediye başkanlarının özel ilgisine mazhar kulüplerin kollanıp kollanmasını “delikanlılığa” sığdırması mümkün değil taraftarın. O nedenle şimdi, “milliyetçi hezeyanları” dile getirirken Muammer beyin çok memnun kaldığını sandığım taraftar için önlem alacak aşamaya gelmesi pek tuhaf.

Bakan, Spor Güvenlik Çalıştayı’nı terörle mücadele semineriyle karıştırmasaydı oradaki, kendisi değil ama sporla, sporcunun güvenliği ile ilgili yetkili kimse bin 500, 5 bin, 10 bin metre koşularında ülkemize şampiyonluklar getirmiş atletimiz 29 yaşındaki Murat Karabaş’ı inşaatlarda çalışacak kadar yoksul duruma düşüren spor politikasını konuşabilirdi belki. Karabaş, çalıştığı inşaatın çökmesi sonucu ölmüş bir sporcuydu.

Bakana kötü bir haberim var. Tribünde önlem mönlem tutmaz. Mümkün değil. 

Anlatırlar. Askeri rejimle yönetilen bir ülkede tribünlerde, hakeme yönelik o malum slogan başta olmak üzere, kötü tezahürat yasaklanmıştır. İhlal eden idam edilecek. Heyecanlı bir maçta, hakemin yanlış kararlarıyla adeta çıldıran bir taraftar dayanamayarak “hakeeeeemm” diye bağırınca koca stat sus pus olur bir anda. Kolay değil dar ağacı var işin ucunda. Söz konusu taraftar da durumun o an farkına varınca, haykırışını, hem yasağı aşar, hem de niyetini belli eder şu cümleyle tamamlar: “Sen anlarsın.”

Dene istersen Muammer bey. Zor değil.

Mutlaka anlarsın.

Kerem Esenoğlu 'ın Son Yazıları