Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Kerem Esenoğlu

Albay

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:52 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:52

Kerem Esenoğlu'nun “Albay” başlıklı yazısı 06 Mart 2013 Çarşamba tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.

Albay John Wilpers, bir İkinci Dünya Savaşı gazisiydi. Önceki gün 93 yaşında öldü. Sayıları az olduğu için ölümünün haber yapılması doğal tabii. Ama Wilpers’in bir özelliği vardı ki, onu diğer gazilerden farklı kılıyordu. Savaş döneminin Japon Başbakanı general Hideki Tojo’yu 11 Eylül 1945’de tutuklayan ekibin hayattaki tek üyesiydi çünkü. Tojo, savaş suçlusu olarak yargılanırken intihara teşebbüs etmiş, ancak kurtarılmış, 1948’in Aralık ayında da idam edilmişti. Kurtaranın da Wilpers olduğuna inanılıyor.

Savaş kahramanı gibi bir figür olması nedeniyle, ABD’de yükselen Amerikan milliyetçiliğini her fırsatta öne çıkarma gayretlerinden Wilpers da payına düşeni almış. Ama ölünce mümkün olmuş bu belli ki. Aradan onca yıl geçmesine rağmen, ancak 2010 yılında Bronz Yıldız madalyasıyla ödüllendirmek akıllarına gelmiş Amerikalıların. Neden bu kadar zaman beklendiği merak konusu omakla birlikte, Tojo’nun tutuklanması operasyonuyla ilgili suskunluğunu bu askeri ödülü aldığı ana kadar korudu diyorlar Wilpers için. Oğlu, babasının yaptığı işten çok gurur duyduğunu ama asla böbürlenmediğini açıkladı gazetecilere cenaze töreninde.

Japonya Başbakanı’nın tutuklanma anına ilişkin ayrıntılar daha sonra ortaya çıktı. Wilpers ile ekibi, Tojo’nun evine vardıklarında bir silah sesi duydular önce. Kapıyı kırıp eve girdiklerinde başbakanı göğsünden vurulmuş olarak buldular. Orada hazır bulunan bir Japon doktor, ABD’li doktorlar gelinceye kadar tedavisiyle uğraştı Tojo’nun. Bir Holywood konusu olacak kadar ilginç ayrıntılar bunlar. Bildiğimiz “vatansever” bu Wilpers. Tüm varlığını ulusuna adamış biri. Gazilik gibi bir ünvandan sonra CIA’de pek de benimsenmeyecek görevler de üstlenmiş midir acaba? Çünkü 1979 yılında emekli oluncaya değin, tam 33 yıl boyunca dünyanın bu en uğursuz haber alma örgütünde çalıştı Wilpers. Onun için, savaşmak da, istihbarat örgütünde çalışmak da aynı şeydi. Amerikan vatanseverliği, bu her iki misyonu da eşit derecede vatan görevi kabul eder. Her toplumda öyle değil mi? Öyledir ama biz de “jurnal” temelli meslekler sanıldığı gibi saygın değillerdir. Korku verir sadece. Vatan için her şeyin mübah olduğu ABD’de “vatansever semboller” yaratmak pek sevilir. Feodal bir süreç yaşamamış, ulusallaşma sürecinden geçmemiş bir toplum olarak, bu sembol yaratma çabası çoğu zaman trajikomik hale de ulaşır.

Wilpers’e yaklaşımın tabii ki komik olduğunu söylüyor değilim. Ancak emeklilikten sonra yaşlılarevinde yaşatılmış olmasını, ölümünden sonra sıralanan övgülerle bir araya getirmek benim için zor. Sonuçta 93 yaşında ölmüş eski bir asker üzerinden de “vatanseverliğin” üretildiğini göstermesi açısından, ilginç bir törendi Wilpers’in cenaze töreni. Tabutuna örtülen bayrağın daha sonra katlanılarak ailesine verilmesi, bayrağın kutsallaştırılmasının tipik örneği. Değerler üzerinden sürürülen bir meslek olarak anlatmaya da yarıyor askerliği ki, askerliğin paralı olduğu ABD’de bu görüntü ciddi durmuyor bu.

ABD tarzı milliyetçilik böyle. Biz, bizim milliyetçiliklerle uğraşalım bence.

Kerem Esenoğlu 'ın Son Yazıları