Rüzgar dönüyor!

22/08/2015 Cumartesi
Rüzgar dönüyor!

Ocak ayında Siriza’nın birinci parti olarak seçilmesinden sonra bir çelik yelek gibi soluk almamızı engelleyen bir kıskacın içinde kaldık.

Sermayenin; Erdoğan ve AKP’nin gücünü törpülemek için HDP’nin etrafında, Türkiye solunu da içeren bir blok oluşturmayı taktik olarak belirlemesi çelik yeleğin mengenelerini daha da sıktı.

CHP ve HDP doğal olarak seçim dönemi boyunca özellikle Erdoğan’a yüklendiler, sert bir muhalefet görüntüsü oyunun parçasıydı.

Düzen dışı siyasete ve komünistlere Yunanistan ve Türkiye’de yer kalmamış gibi gözüküyordu.

Sekiz ay geçmeden oluşan tabloya bakın:

Bütün AKP iktidarı boyunca, bu iktidarı meşrulaştırma görevi üstlenen CHP ve HDP’nin yanaşmalığını seçimlerden sonra Erdoğan öyle bir kullandı ki, CHP bir kez daha kapı mandalı rolü oynadı, Kürt siyaseti ise özerk bölgeler taktiğine dönmek zorunda kaldı.

Ancak Erdoğan’ın kirli oyunu o kadar kabaydı ki, geniş kesimlerin gözünde Erdoğan’ın “başkan olmak için kan döken ve gençleri suçlarını örtmek için ölüme sürükleyen bir canavar” olarak kodlandığını cenaze törenlerindeki tepkilerden anlıyoruz.

Yine Erdoğan’ın 14 yıllık iktidarının temel dayanaklarından olan ve sıcak para girişine bağlı ekonomik istikrarın büyük bir hızla çökmeye başlaması AKP tabanını çözen bir unsur olacak.

Buna bir de erken seçimde bir çıkar bloğu olan AKP’yi bir arada tutma  güçlükleri eklenecek.

Bu gidişle Erdoğan’ın Türkiye yerine IŞİD’e başkan olma olasılığı daha güçlü gözüküyor. Bu şekilde hem başkan, hem halife, hem padişah, hem cumhurbaşkanı olabilir. Petrol gelirinden alacağı komisyon da idare edecektir artık. Her durumda hapishaneye tercih edilir.

İŞİD’e karşı koalisyonun içinde miyiz?

ABD’nin IŞİD’i, hiç olmazları, yani Türkiye’yi ve Kürt siyasetini, Arap ülkeleri ve İran’ı, hatta İsrail’i, Ortadoğu’ya şekil verirken bir blokta toplanmanın aracı olarak kullandığı defalarca yazıldı. Bu dönem geçince IŞİD’in nasıl “uygar dünya”nın kabul edeceği standartlara döneceğini ve buradaki devletlerden birini oluşturacağını göreceğiz.

Yani Erdoğan’ın yasal olarak Türkiye yerine IŞİD’e başkan olma olasılığı daha fazla. Bu korkunç saçmalığı, muhalefetiyle birlikte düzenin yarattığına tanıklık ettik yıllarca.

Siriza’ya gelince, solun dünyaya saçılan umudu değil, ülkesinin bağımsızlığının ve emekçi halkın geleceğinin celladı olduğunu anlamak için sekiz ay yetti. Çipras’ın erken seçime gitmesi zorunlu hale gelen bir taktikten başka bir şey değil.

Rüzgar dönüyor dediysek, bir meteorolojik olayla karşı karşıya değiliz. Önümüzdeki dönem komünistlerin üzerindeki liberal basınç biraz olsun hafiflemiş olacak, nefes alabilecekleri hava delikleri açılacak ve daha fazla olanağa kavuşacaklar.

Yoksa soldaki akıl eksikliği bir bulaşıcı hastalık gibi ağır. Bu hastalık antibiyotikle, karantinayla, psikoterapi ile iyileşmez. Tek ilacı güçlü bir siyasi ve ideolojik müdahale.

Şimdi iki kardeş ülkenin kardeşten öte komünist partileri erken seçim boyunca kendi halklarına neden bu düzenin içinde kurtuluşun olmadığını anlatacaklar.

Sabahtan geceye, varoşlardan fabrikalara, okullardan tarlalara hafiften başlayıp giderek güçlenen, insanların katılmaktan kendini alamadığı bir şarkı gibi.