Rusya Afrika’da…

18/01/2020 Cumartesi
Rusya Afrika’da…

Libya’da paylaşıma ilişkin zirve şaşırtıcı bir şekilde Rusya’da yapıldı. NATO şemsiyesi altında 2011’de Libya’ya çullanan Fransa ve İtalya düşük profilli kaldılar. Oysa Libya NATO tarafından bombalanırken İtalyan ve Fransız enerji tekellerinin hisseleri tavan yapmıştı.

Rusya 2011 öncesi, Sovyetler Birliği’nden kalan ilişkilerle Libya’da avantajlıydı, ama 2011’de bunu koruyacak cesareti göstermemiş, Güvenlik Konseyi’nde çekimser oy kullanarak emperyalizmin dünyasında küme düşmüştü.

Rusya ancak 2015’te Suriye’de ABD komplosuyla başlayan iç savaşa müdahale edecek gücü buldu. Hem Batı emperyalizminin alçaklığına karşı saygınlık kazandı, hem de silahları için bir gösteri alanı buldu.

Şimdi ise Libya’daki bu sürpriz ve ani çıkışını nasıl açıklayacağız?

Bunu Rusya’nın son yıllarda hızla kendine yer açan Afrika politikasına göz atmadan anlamak mümkün değil.

Hepimiz Afrikalıyız. İnsanlığın Afrika’da oluştuğunu ve buradan dünyaya yayıldığını biliyoruz.

Avrupa merkezli ırkçı söylem hep bize Afrika’nın geri olduğunu anlattı. Oysa Avrupa’da köylerin dışında bir yerleşim yokken Afrika’da önemli uygarlıklar bulunuyordu.

1800’lü yıllar ise başta İngiltere ve Fransa olmak üzere emperyalist devletlerin Afrika’yı sömürge olarak paylaşmasına tanıklık etti.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Afrika halkları bağımsızlıklarını kazanmaya başladılar. Sovyetler Birliği’nin bağımsızlık savaşlarına önemli bir desteği oldu. Yer yer sosyalizmin bayrağı yükseldi, en azından iktidarı ele geçiren burjuvaziler ilerici bir hatta tutulabildiler.

Sovyetler Birliği’nin bir karşı-devrimle yıkılmasından sonra başlayan dönemde her şey geriye gitti. Devletler kâğıt üzerinde bağımsızlıklarını korusalar da Afrika tekrar emperyalist paylaşımın konusu oldu. Çin ve ABD’nin başını çektiği bloklar arasındaki emperyalist hegemonya krizinin başlıca mücadele alanı haline geldi.

Rusya önce kendi sınırlarında ve komşu bölgelerde Batı emperyalizminin saldırısını durdurdu, sonra bölgesel bir kapitalist güç olarak kendisini gösterdi. Özellikle Sovyetlerden kalan büyük diplomasi yeteneği ve askeri teknolojisi ile Çin’in en önemli müttefiki olarak dünyanın paylaşılmasına katıldı.

Aşağıdaki haritada Rusya’nın silah satışı yaptığı Afrika devletleri görülüyor. Kısa bir sürede Afrika’nın en önemli silah temin edicisi haline geldi. Silah satmak başka metaların satışına benzemiyor, devletler arasında daha derin bir işbirliğini ve askeri eğitimleri, danışmanlıkları da kapsıyor.


Unutmayalım, ne Rusya Sovyetler Birliği, ne de Afrika devletlerinin burjuvazileri 1960’lı, 70’li yılların ilerici kliklerini barındırıyor. Rusya devrimci, bağımsızlıkçı siyasetlere silah yardımı yapmıyor, Afrika’nın gerici burjuva iktidarları ile bağdaşıklık kuruyor.

Geçtiğimiz yılın Ekim ayında Soçi’de ilk kez Rusya-Afrika Zirvesi toplandı. Hemen bütün Afrika ülkelerinin devlet başkanlarının katıldığı bu zirve bir seferlik toplanmış değil. Üç yılda bir tekrarlanacak ve her yıl dışişleri bakanları bir araya gelecekler.

Rus tekelleri ile Afrika devletleri arasında çok sayıda ikili anlaşma imzalandı.

Rusya’nın söylemi Batı emperyalizminin birkaç yüzyıldır süren iğrenç, ırkçı, zalim Afrika geçmişine göre kulağı okşuyor.

Ama unutmayalım, her yeni yükselen emperyalist güç eskisinin işlediği suçlara karşı ideolojik bir üstünlükle başlar.

Aşağıdaki harita bize Rus tekellerinin Afrika’daki faaliyeti konusunda fikir veriyor.

Ve Rusya’nın Afrika’ya ilgisinin, örneğin Afrika’nın güneyinde açlıkla yüzleşen on milyonların acısıyla ilgisi olmadığını gösteriyor. 


Nükleer santral yapımından madenciliğe, bankacılıktan ulaştırma projelerine Rus tekelleri Afrika’ya dalmış gözüküyor.

Batı emperyalizminde rahatsızlık yaratan bu iktisadi varlık ciddi bir politik inisiyatifle ilerliyor. Libya’da gördüğümüz gibi.

Gerçi Rusya’nın Afrika ile henüz yılda 20 milyar dolar civarındaki ticaret hacmini Çin’in 200 milyar dolarıyla karşılaştırınca başlangıç aşamasında olduğunu anlıyoruz. 

Bugün emperyalist bir devlet olmanın kriterlerinden biri Afrika ile toplam ticaret hacmine dayanıyor. Diyelim ki 20 milyar dolardan fazla olacak.

Ama üzülmesin Afrika, özgür ve eşit olacağı günler uzak değil!