İdlib’de sona doğru ve AKP’nin çaresizliği

25/08/2018 Cumartesi
İdlib’de sona doğru ve AKP’nin çaresizliği

Bayramdan sonra İdlib’de kıyametin kopacağı anlaşılıyor.

Suriye ordusu güneyde beklenmedik bir hızla cihatçıları yenilgiye uğrattıktan sonra kuzeye, Türkiye’nin komşusu İdlib’e yöneldi, askeri birliklerini ağır silahlarla birlikte taşıdı. Son birkaç sene içinde, özellikle Rusya’nın doğrudan savaşa katılmasıyla, kurtarılan bölgelerdeki cihatçıların İdlib’e geçmesine izin verilmişti. Bu nedenle yüz bin civarında cihatçı militanı barındıran İdlib irin dolu bir apseyi andırıyor, tıpçılar bilirler, apse boşatılmadan hasta iyileşmez. Suriye devleti ve müttefikleri için İdlib operasyonu tam anlamıyla bir apse boşaltma ameliyatına döndü.

İdlib ayrıca önemli.

Bir kere Suriye komplosu İdlib’de başladı, cihatçıların çoğunluğu Suriye’ye İdlib üzerinden sokuldu ve silah yardımı aldılar. Halep, Lazkiye ve Şam arasında çok önemli bir kesişme noktası üzerinde kaldığı için ekonomik ve askeri açıdan stratejik bir öneme sahip. Buradan saldırılar düzenlemeye devam ediyorlar.

Öte yandan İdlib’in düşmesi durumunda cihatçıların kontrol ettiği hemen hiçbir bölge kalmayacak, ABD’nin işgal ettiği alanın dışında Suriye savaşı büyük ölçüde bitecek gibi gözüküyor.

Tam bu aşamada ABD, İngiltere ve Fransa eğer Suriye ordusu kimyasal silah kullanırsa şiddetli bir şekilde karşılık vereceklerini bildirdi.

Aslında şunu söylemek istiyorlar:

“Biz, emperyalist dünyanın üç gangster devleti, Suriye komplosunu kurduk, işlettik, taşeron devletler aracılığıyla bir iç savaş yarattık, cihatçıları dünyanın her yerinden buraya taşıttık, besledik. Eğer Rusya müdahale etmeseydi, çoktan toz toprak içinde kalmış Suriye’yi paylaşmıştık.

Kritik anlarda yaptığımız gibi kimyasal silah yalanına bir kez daha başvuruyoruz, bu yalanı kimin yutup kimin yutmadığı önemli değil. İdlib düşerse, Suriye’de hareket etme alanımız kalmayacak.

Şimdi bir kimyasal silah komplosu oluşturup, Suriye’nin kuzeyi için uçuşa yasak bölge yaratmanın zamanı gibi gözüküyor.”

Aslında ABD ve müttefikleri Suriye yenilgisini kabullendiler ve sadece zorluk çıkarmak için mi bu açıklamayı yaptılar, yoksa Rusya ile erken bir kapışmayı göze alabilecekler mi, göreceğiz.

Ama hali en yaman olan Türkiye!

Türkiye sermayesi en başından beri komplonun içindeydi, ama basit bir taşeron devlet olarak değil, kendilerine ait bir hegemonya alanı yaratmak için hareket ettiler. Şimdi, bu utanca bulaştıktan yedi sene sonra ellerinde hiçbir şey kalmama olasılığı çok kuvvetli. Bir yandan iktisadi kriz nedeniyle ABD emperyalizmiyle uzlaşma yolları arıyor, bir yandan Astana’da Suriye hakkında söz sahibi olmak için koltuklarını kaybetmek istemiyorlar.

Bir yandan İdlib’deki bazı cihatçıları kontrol altında tutuyorlar ama bir yandan da önemli ölçüde kontrolü kaybetmiş gözüküyorlar. Grupların bir kısmı hükümetin Rusya ve İran ile flörtü nedeniyle Türkiye’yi karşısına almış durumda.

İktisadi krizden çıkmak için Rusya ile anlaşmalar yapıyorlar, iş ticaretin ulusal para birimleri üzerinden yürütülmesine kadar geldi, ama şu İdlib!

Dışişleri ve Savunma Bakanları, MİT başkanı, hep birlikte Moskova’daydılar. Basın açıklamasında Çavuşoğlu, Rusya ile muhteşem bir şekilde gelişen dostluğa vurgu yaptı ama iş İdlib’e gelince karından konuşmaya başladı. Söylediği “askeri harekâtın bir felaket olacağı”. Türkiye’ye göç, siviller... Başka çözümler öneriyor. Yani apseye merhem!

AKP hükümeti tam bir açmaz ile karşı karşıya.

Bir hafta içinde sürecin nereye gideceği oldukça netleşmiş olacaktır. Türkiye’de sermaye sınıfının karşı karşıya kaldığı çok yönlü krizin bu boyutunu dikkatle izleyelim.