Hangi ülkeye kaçalım rehberi

24/12/2016 Cumartesi
Hangi ülkeye kaçalım rehberi

Türkiye patlayan bombalar ve suikastlarla iyice şebeğe çevrildikten sonra ülkeden kaçmak isteyenlerin sayısı çok arttı. Birkaç gün önce ülkeden uzaklaşmak isteyen bir genç ile sohbet ettim.

Meksika’ya gitmek istiyormuş, Küba’ya da yakın olduğu için gidip gelebileceğini düşünüyor.

“Hah, çok iyi bir seçim” dedim. Gerçekten Meksika sınıf çelişkilerinin çok arttığı bir ülke. Geçen yüzyıllardaki köylü devrimlerinden sonra büyüyen işçi sınıfı ve Meksika Komünist Partisi ile Amerika’nın devrime en yakın ülkesi.  Yoğun sömürü, uyuşturucu çeteleri, infazlar ile yaşanan derin çürümeyi bir devrimle aşmak için hazırlanıyorlar.

Huzur arayan arkadaş bundan hoşlanmadı. Küba’yı sordu.

Tabi ki Küba en yaşanası ülkelerden biri. Ancak bu 11 milyonluk ülke her huzur arayanı alsa zaten batar. Onun ötesinde Trump faşistinin Fidel’in ölümünü karşılayışıyla tehdidin ve ABD saldırganlığının dozunun çok artacağı belli.

Ya Avrupa, kültür ve uygarlık beşiği!

Emperyalizmin hegemonya krizinden Avrupa’nın nasıl etkilendiğini yazıp duruyoruz. Alman emperyalizmi ABD’nin zayıfladığını görerek emperyalist sistem içinde yeni bir denge arayışına girdi.

Ve yerini arayan bütün ülkeler gibi operasyon alanı haline geldi. Buradan bakınca Rusya elçisinin Ankara’da öldürülmesi ile Berlin’de pazara dalan kamyon arasındaki ilişki görülebiliyor.

“O zaman Kanada’ya giderim” dedi.

Muhteşem bir seçim, geniş ve güzel bir ülke, Ren geyikleri cabası!

Arkadaşa hiç istemediğim halde şunları hatırlatmak zorunda kaldım:

ABD açıkça Halep’te yenildi. Başından itibaren Suriye komplosunda ABD’nin yanında yer alan Türkiye’nin Moskova’da İran ve Rusya ile zirveye katılması bu yenilgiyi bütün dünyaya ilan etmiş oldu.

ABD’nin Ortadoğu’dan sorumlu, şimdi emekli olan generali Odierno geçen gün verdiği demeçte, “Ortadoğu’da liderliği Rusya’ya kaptırdık” dedi. Obama yönetiminde diğer ülkeleri ve örgütleri ileri sürerek geriden liderlik yapma taktiğinin buna neden olduğunu, ABD’nin doğrudan liderlik yapması ve saldırması gerektiğini söyledi.

Böylece ABD emperyalizmi için yeni dönemin stratejisi bir kez daha yetkili bir ağızdan teyit edildi.

Hemen o günün akşamı, Trump ABD’nin nükleer cephanesini geliştirmesi gerektiğini bildirdi. Putin ise, bunu takiben, sanki Trump’ı duymamış da, öylesine söylüyormuş gibi, nükleer füze sayısını arttırıp yaygınlaştıracaklarını söyledi.

Şimdi gel de ABD müttefiki ve NATO üyesi olan Kanada’da huzur bul.

Nükleer silahlar Trump manyağı ile milliyetçi hırslarla donanmış Putin’in, başka bir deyişle ömrünü çoktan doldurmuş sermaye sınıfının elinde olduğu sürece kimseye, hiçbir ülkede huzur yok.

Üretim araçlarının mülkiyetinin yanı sıra sökülmek ve hurdaya gönderilmek üzere nükleer silahlar da işçi sınıfının eline geçmek zorunda.

Tabi ki başka bir ülkenin işçi sınıfı partisi içinde çalışmak isteyebilirsiniz. Bunun için ayrı bir rehber hazırlamamız gerekecek.

Ama inanın bana en iyi, an anlamlı ve en huzurlu mücadele insanın kendi ülkesinin komünist partisinde verilir.