Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Asaf Güven Aksel

Asaf Güven Aksel

Cumhuriyet ve Balon

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:15 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:15

Arkadaşlardan çeşitli öneriler geldi hafta boyu, Arif Damar’la ilgili tanık oldukları ya da dinledikleri anılardan bazılarını anımsatarak, “onu da yazsaydın ya” dediler. Bunun sonu yok. Ama dün gece, Kadıköy Belediyesi’nin havai fişek gösterisini uzaktan izlerken o patırtılar arasında aklıma gelen birini anlatıp, konuya giriş vesilesi yapayım.

Biz “kız kaçıran” derdik belki uygulama alanımız nedeniyle, “adam kovalayan” olarak da bilinir bir zımbırtı vardı o zamanlar. Ucunda kısacık bir fitil olan, dürülü bükülü bir kraft içinde artık ne varsa, tutuşturduğunuzda yana yana sağa sola zikzaklarla, kıvrıla kıvrıla mesafe alan bir şeydi aklımda kaldığı kadarıyla. Yerden de en fazla bir karış yükselirdi o fır fır dönüşler sırasında, ayağının dibinden böyle bir şey geçenleri zıplatır, bizi güldürürdü. Özellikle kızların abartılı çığlıkları. Neyse, Arif Damar, bir çocuğa bundan satmıştı. Çocuk, kitabevinin merdivenlerini çıkıp caddenin hemen karşısına geçtiğinde, aldıklarından birini yakıp ortalığa atıvermiş, o lanet de nasıl olduysa, havalanmıştı. Ve maalesef, tam o sırada, bir baloncu geçiyordu olay yerinden. Bir patırtı koptu. “Kız kaçıran”, göz açıp kapayana kadar, adamın elinde bir uzun ip ve bu ipe bağlı daha kısa iplerin ucunda sallanan lastik parçalarına çevirmişti balon demetini. Adam mı çocuğu yakaladı, çocuk mu kendi gidip teslim oldu, hatırlamıyorum, ama birşeyler konuştular ve çocuk sonuçta dönüp, parmağıyla, camekandan olayı biraz kaygıyla biraz gülerek izleyen bizi gösterdi. Arif Damar, baloncu yaklaşırken, “kapıyı kapat, barikat kur, herif bizi öldürecek, yüzündeki öfkeye bak” dedi. Sonra, akşam eve ekmek götüreceği bütün sermayesi tükenmiş baloncuyla sınıf dayanışması gösterip zararı tazmin etmiştik, ben anında ortalıktan toz olan veledi yakalayamamıştım.

Cumhuriyet törenleri birçok yerde pazar gününe ertelendiyse de, Kadıköy Belediyesi, karşı kıyıdan izlediğim kadarıyla epeyce cayırtı koparan, seyri hoş gösteriden geri durmadı. Baloncuyu anımsatması, o gürültü arasında, sermayesini tükettiğinin farkına geç varacak olmasındandı. Zırt pırt söylerim, “nerede tören bolsa, orada içerik azdır”, doğrusu epeydir böyle bir gösteri izlememiştim. Cumhuriyet içerik olarak azaldıkça, şaşaalı kutlamaların artması, koca bir balon demetinin, iplerin ucunda sallanan lastiğe dönüşmesini çağrıştırır. Etrafımdaki izleyenler de, coşkuyla alkışlıyorlardı, sadece ışıkları yansıyan bu kutlamayı. “Cumhuriyet’in 87. Yılı!”

Arif Damar, bir keresinde, ne kadar iyimser bir insan olduğunu anlatmıştı. Bankalar, mudileri arasında zaman zaman çekilişler yapar, evdi, arabaydı bir hediye verirlerdi. Bu da gazetelerde ilan edilir, kazananlar listesi yayınlanırdı. “Hiçbir bankada hesabım yoktu, ama, o listelere gene de bakardım, belki adımı görürüm diye…”

O ışık yağmuruna elleriyle tempo tutanlar da, Cumhuriyet’i savundukları iyimserliği içindeyken, kurulmuş yeni bir düzende payları olmadığını, boşa oyalandıklarını anlayacaklardı elbet.

Kutlama mesajları, ışıklar, fener alayları, geçit törenleri… Her yılın bu günlerinde, bir yenilgiyi unutup, göğsünü zafer duygusuyla kabartarak ferahlatıcı kolonyalar dökünen insanlar… Zararsız bir küçücük zımbırtının, “bırakın, çocuk oynasın” rahatlığıyla, nasıl bir yok ediciye dönüştüğünü göremeyen aydınlar… Kazananlar listesinde hâlâ adını arayanlar…

Baloncunun hışmıyla, epeydir saptadığı bir sürecin geldiği noktayı tokat gibi vurdu TKP. “Türkiye Cumhuriyeti bitmiştir” dedi. Elinizde bir ip kaldı artık ey insanlar, o listelerde adınızı bulamazsınız ey vatandaşlar! TKP, bırakın dedi o maytaplarla, fişeklerle, kaz adımlarıyla oyalanmayı, yerinde yeller esen bir şeyi halen muhafaza ve müdafaa ettiğiniz rüyasından uyanın.

Ancak ve ancak sosyalistlerin, bir yeni emekçi cumhuriyetini kurma çabasına omuz vererek, boşa çırptığınız ellerinize bir anlam katabilir, Cumhuriyet’in değerlerini bir üst düzeyde yeniden üretebilirsiniz.

Böyle dedi TKP, bir listede adınızın olabilmesinin yolunu gösterdi. “Cepheleşin” dedi. Bu yalnızca “bir araya gelin” anlamında bir kullanımı değildir cepheleşmenin. Karşı karşıya durun, safınızı belirleyin, kendinizi karşıtlardan ayırın anlamındadır aynı zamanda. Cephe cepheye gelin çağrısıdır.

Ya törenlerle oyalanırsınız, ya bu çağrıya kulak verir, yerinizi alırsınız. Avunmak kadar kolay bir iş değil tabii, olağanüstü koşullarda bağımsızlık kazanılarak kurulmuş o Cumhuriyet’in bugünkü “bekçileri”, hava muhalefeti nedeniyle 29 Ekim’i pas geçebilecek rehavetteyken hele…

Minicik bir zımbırtı, varsın ortalıkta dolansın diyenler, ellerindeki sönük lastik parçalarını renkli balonların göz boyayıcılığından kurtuluş olarak görenler, adımız yer alsın da hangi liste olursa olsun düşkünlüğündekiler, umarım bu anılara gözleriniz değmez de, kirletmezsiniz…

Bakma sen onlara, gel yanıma Necmiye Teyze... Yaşasın Sosyalizm!’e Yaşasın Cumhuriyet!’ini sen katarsın...

Çöken Bir Binaya Bakarken...

Asaf Güven Aksel 'ın Son Yazıları