Asaf Güven Aksel
Cepheyi Hayat Kurar
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:15 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:15
Kaykılır şöyle bir oturduğu yerde, doğru konuşacağına delalet bir eğri oturuşa geçer, gözlerinde bir kısılma, dudağında bir bıkkınlık kıvrımı, sağ eli yordam bilmeze kızgın, sol eli boş nasihatten yorgun birer terazi kefesi, burnunda bir bilge kırışma, “bu iş böyle olmaz ki” der mi, demese de duyar mısınız bilinmez.
“Hangi iş, nasıl olmaz” gibi boşluk doldurucu sorulara yeltenilmez huzurunda, hiçbir önemi yoktur çünkü karşılıklarının. Konu ister barbunya pişirmek olsun, ister bir ihtilal girişimi. O size nasıl ve neden yapılamayacağını tane tane anlatacaktır. Olmazları bu kadar iyi bilen, elbet işin olurunu da düşünmüştür beklentiniz doğabilir, hatta kendinize de kızabilirsiniz, “önümüzü açmasını, yol göstermesini bekleseydik kapısına düşmezden evvel” diye hayıflanabilirsiniz. Ama o, işin bu aşamasıyla ilgilenmeyecektir. “Şöyle olur” maddeleri yoktur lügatinde, sadece “engeller” manzumesi yığılır önünüze sayfalarını karıştırdıkça.
Ya da, nadiren de olsa eşref saatine denk gelirsiniz, nasıl yapılacağını bahşeder, asla sizin aklınızın eremeyeceği ufukları gösterme alicenaplığıyla. Ama bu kez de öyle bir malzeme listesi sunar ki, kalemleri doğada mevcut değildir, olsa zaten bir şey yapmayı gereksiz kılacaktır.
İllet edicidir, evet, ama çoğunlukla da haklı çıkmanın sırıtışı hep olacaktır sıfatında. Ne de olsa bir işi yapmak zordur, yapılamaması olasılığı hep daha yüksektir.
* * *
Bir küçücük eksi işareti. Allegori, metafor olarak değil, bildiğiniz aritmetiğin eksisi. Şu Lenin’in meşhur “üç ikiden fazladır” gibi tartışma götürmez görünen doğruları, diyalektik akılın önüne koyanlarla, yani siyasetten bihaberlerle tartışırken kullandığı eksi.
“Sosyalist hareketin bütün eski biçimleri yeni bir öz ile dolmuştu ve bu gerçeğin sonucu yeni bir işaret, ‘eksi’ işareti rakamların önünde belirdi, oysa bizim bilgiçlerimiz hâlâ ‘eksi üçün’ ‘eksi ikiden’ daha çok olduğuna kendilerini ve başkalarını da inandırmakta direndiler.”
İkiye karşı üçü temsil ettiğini düşünenlerin kendilerinde buldukları fazla oluş hali, bu küçücük işaretle, ancak kendilerinden karşıya verdikleriyle artıya geçebilecekleri bir konuma dönüşebilir. Siyasetin aritmetiğinde, rakamlar özneleşir ve bilinçli edimlere girişebilirler böyle.
Ne ki, “işçi hareketinin ve sosyalizmin büyüme biçimlerinden yalnız bir tanesinin etkisi altında kalan”lar, “onun tarafından ‘ipnotize’ edilmiş olan”lar ve “bu biçimin sınırlı niteliğini unutan”lar, bu işaretin varlığını yokluğunu umursamazlar. Eksiye geçişin anlamını çözemezler.
* * *
Klasik bir söz vardır. Cepheleri örgütler, partiler değil, hayat kurar gibi bir şeydir. Farklılıkların temsiliyeti anlamına gelen siyasal yapılar, oturdukları yerde canları sıkılıp, “hadi bir cephe kuralım, ötekilerle komşuculuk oynayalım” demezler. Bu, istedikleri doğrultuda değiştirmeyi hedefledikleri hayatın bunu dayatmışlığını gereksinir. Bu dayatmanın varlığı yokluğu da, bir siyasal analiz meselesidir.
Hayatın bu cepheyi kurabilmesi, olası bileşenlerin onu nasıl gördüğüne bağlıdır. Kimileri için eksiler hanesindeki rakamın yükselişi, bu işaret yokmuşçasına artış gibi algılanabilir.
Örneğin, değiştirmeyi düşündüğünüz herhangi bir kurumun ya da temel bir rejim göstergesinin ortalıktan çekilmesi, lehinize bir artış gibi gelebilir. Bu sizin elinizle yapılmamış da karşıtlarınız tarafından gerçekleştirilmişse, hanenizde bir eksilme sayılacağını düşünemeyebilirsiniz. Öyle ya da böyle, karşıdan bir azalma yarattığınız düşü kurabilirsiniz.
Bu durumda, hayat cephe dayatamıyor, eksi işaretini önemseyenler iradi zorlamaya gidiyor demektir.
O zaman, basit aritmetiğin kurallarıyla, muhasebenin T cetvelini çizersiniz. Aktifinizi, pasifinizi dökersiniz. Her iki sütundaki maddelerde bir asgari müşterek ararsınız ve bakarsınız, kimlerle benzer bir borç-alacak yekününde yaklaşık değerler buluyorsunuz.
Mesela, cumhuriyet yıkıldı! Bu bir olgu. Ama bu olgunun bir cephe asgari müştereği oluşturması, hangi haneye kaydedildiğinin düşünüldüğüne bağlıdır.
* * *
Ha, rakamlar, tıpkı siyasal eldelikler gibi, buharlaşmazlar. Bir hanenin eksilişi, diğer hanenin artışı anlamına gelir. Bunun tersi de doğrudur. Eğer karşı hane artıyorsa, bilin ki sizde bir eksilen vardır. Burada “kırışma” olamaz. İki hane de artıyor olamaz. Buna “hesap hatası” eşlik etmiyorsa.
* * *
Cephe, hayatın işaretlerini nasıl yorumladığınıza bağlıdır. Eksilerin arttığını gören, tehlike çanı çalan, iradi zorlamada bulunuyor demektir. Zorlama sevimsizdir, takılacak yığınla kulp bulunur. Bir analiz paydası, armudun sapı üzümün çöpüyle ortaya çıkamaz olmuşsa, bir bilançonun kâr zarar hanelerinde balans sağlanamamış demektir.
* * *
Şöyle bir kaykılır oturduğu yerde… Eksi işaretine bir fiske… T cetvelini enine çiziş… Ve hayat kuracaktır cepheyi…