Ali Şimşek
İşte bir dönem şimdi bitiyor
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 01:07 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:07
Arada bir depreşen Radikal tartışmamız var. Olsun aslında bir tarafıyla önemli. Geçmişte cemaate yakın ve Zaman kökenli Eyüp Can’ın gelmesiyle hız kazanan dönüşümler üzerine baya kalem oynattık. O zamanlar gücünün pik seviyesinde olan, cemaat ve AKP ittifakıyla “vesayeti” geri püskürten Taraf gazetesine göre pozisyonlaşmış “yeni” bir dönüşümden söz ediliyordu daha çok. O yıl BirGün’de üç yazıyla tartışmaya ben de katılmıştım. Ana hatlarıyla Referans-Radikal melezliğini düşünerek 2010’da şöyle yazmıştım: “Ayrıca kafalara takılan diğer soru da, özellikle kentli beyaz yakalılar tarafından çok tutulan Radikal’in entelektüel konumunda, örneğin Radikal 2 gibi ne tür değişiklikler olacağı. Cool bir ekonomi-iş gazetesinden gelen bir yönetmenin burayı nasıl konumlayacağı da önemli. Can, yazar eşi Elif Şafak dolayısıyla kültür dünyasıyla sıcaklığı olsa da bu yetecek mi? Ayrıca Radikal’i baştan itibaren belirlemiş hayat tarzcı, yeme-içmeci, kültürcü ve alaycı dili ne kadar değişecek (örneğin Nur Çintay A.) bu da ayrı bir vaka. Ben açıkça çok değişeceğini zannetmiyorum. Öğrendiğimize göre Hürriyet Pazar ekinin alaycı, kulisçi (bazen kültür tetikçisi), ekşi dilli genç yazarlarından Ezgi Başaran da yeni Radikal’de yazacak olanlardan. Bu, Can’ın eski tarzı biraz da sertleştirerek devam ettireceğini de gösteriyor.” Elbette bu söylediklerimin bazısı doğru çıkmadı örneğin Başaran Radikal’in gözde politika yazarları arasına katılıverdi. Bu yeni dönemde Can en çok BirGün’den yazar transfer ederek bizi şaşırtmayı başardı. Sonra yazının devamında sormuştum: Asıl Tuğrul Eryılmaz ne olacak diye.
Geçtiğimiz hafta Tuğrul Eryılmaz sessiz sedasız Radikal’e veda etti. BirGün’e verdiği kapsamlı röportajında gayet kırgın gittiğini anlatıyor anglosakson gazeteci kültürüne sahip (tarafsız, nesnel) biri olarak modasının geçtiğinden dem vuruyordu. Son iki yıldır yoğunlaşan ve kabak gibi karşımızda duran AKP’nin basını sömürgeleştirme ve klon gazeteciler üretme operasyonuna karşı basındaki örgütlenmenin altını çiziyordu.
Eryılmaz, 1986 sonrası Yeni Gündem’de ivme kazanan, 1990’lı yıllarda Yeni Binyıl ve Yeni Yüzyıl gibi önemli uğraklardan geçtikten sonra 2000’lere doğru Radikal’de mecrasını bulan sol-liberal (ya da bazılarına göre merkez sol) basının kurucu figürlerinden biriydi. Cool, anarşizan, rocker tavırlarıyla ana akım medyada, özellikle genç gazetecilerin gözünde bir nevi kült konumuna dönüşen Eryılmaz, istisnasız basının dönüşümünde kritik rol oynamış bir editördü. O Ankara’da 1970’li yıllarda iyice görünürleşen Mülkiye ve o zamanki adıyla Basın Yayın Yüksekokulu çevresinde yoğunlaşan, kültürel çalışmalardan, medya çalışmalarına, postmodernizm ve yeni sol tartışmalarına ya da popüler kültüre uzanan bir ilgi alanına sahip akademisyenleri basına pas eden bir editördü. Daha önce anaakım medyaya mesafeli olan sol-sosyalist kökenli akademisyenleri 5000 vuruşluk yazılarla buluşturmayı bilmiş, onların ağdalı dilini rafine etmişti. Daha sonra Taraf’a geçecek ya da AKP’ye yedeklenecek birçok sol liberal kalem onun sayesinde gazete sayfalarıyla buluşmuştu. Eryılmaz’ın asıl görünürlülüğü Radikal 2 ekiyle olmuş, 2000’lerin gözde kültürel çalışmalar konusu olan (popüler olanla olmayan arasında ayırım yapmayan) popüler kültüre sinik ve ironik yaklaşımı aynı ekte neredeyse bir markaya dönüşmüştü. 1990’lı yıllarda dönüşen kent ve kültür endüstrisinin ilişki kurduğu, büyük sermaye hamiliğinde palazlandığı bir dönemde Eryılmaz’ın bu birleştirici kültürel maestroluğu fazlasıyla belirleyici olmuştu. Eğer bugün karşımızda ironik,
anarşizan ve sinik tavırlarıyla, sponsor kültüre övgü düzen, örgütlenmenin yanından bile geçmeyen hipster bir gazetecilik varsa üstadın buna katkısı çoktur. Günahıyla ve de sevabıyla...
Evet usta bir gazetecinin işsiz kalması elbette üzücü. Bir dönem gerçekten bitiyor. Ben kendi adıma onu özleyeceğim.