Çadır Tiyatrosunda Yeni Gelişmeler

06/10/2010 Çarşamba
Çadır Tiyatrosunda Yeni Gelişmeler

Geçen ayki yazımızda TÜSİAD ve muhalefet partilerinin referandum öncesi tavırlarından bahsetmiş ve kampanyalarına bakınca aslında referandumda ‘hayır’ demelerine rağmen ‘evet’ çıkmasını istiyor gibi göründüklerini yazmıştık. Böyle bir şeyi tahmin etmek için müneccim olmaya elbette gerek yok! Çalışmalarının bir parçası olmaktan onur duyduğum Bağımsız Sosyal Bilimciler Grubunun 1998-2008 yılları arası Türkiye’yi değerlendiren “Farklı Hükümetler, Tek Siyaset” başlıklı 2006 metni de Türkiye’deki muhalefet partilerinin muhalif bir projesinin olmadığını vurgulamaktaydı.

Çadır tiyatrosunun senaryo yazarı ne yazarsa oyuncularımız onu oynamaktadır!

Nitekim 3 Ekim Pazar günkü Hürriyet gazetesinin sekiz sütuna manşeti de “Meclis Baharı” şeklindedir! Haberde, TBMM’nin açılışı sırasında yaşanan, sportmenliğe yaraşır davranışlardan övgüyle söz edilmektedir. Kılıçdaroğlu, Abdullah Gül’ü ayakta karşılayarak alkışlamıştır. Akşamki resepsiyona birçok CHP’li milletvekilinin katılımı bu yumuşamanın ve bahar havasının sürmesine yol açmış Gül ve Kılıçdaroğlu, sohbetlerinde de birbirlerinin kilolarındaki değişimi izlediklerini göstermişlerdir. Bu resepsiyona damgasını vuran bir başka önemli gelişme de BDP’lilerin geniş bir kadro ile resepsiyondaki yerlerini almaları ve başbakan Erdoğan ile bölgeye ilişkin sorunları yüz yüze konuşma imkânı bulmalarıdır. Referandum bitmiş, herkes rolünü layıkıyla oynamıştır şimdi rol arkadaşlarıyla resepsiyona katılarak boy gösterme zamanıdır.

Meclis resepsiyonu sahnesinde MHP eksiktir. MHP, 900 yılı aşkın süredir cami olarak kullanılmayan Ani harabelerinde Cuma namazı kılmaktadır. Sine-i millete dönme operasyonu olarak bu etkinliği seçmişlerdir. Bahçeli, Kars’taki konuşmasına: “Türk milleti parçalanmak için Anadolu’ya gelmedi” diye başlar ve Akdamar ve Sümela’daki eylemlere tepki gösterir. “Akdamar’ın yeniden ibadete açılması için ya da Sümela Manastırı’nın faaliyete geçirilmesi için Anadolu’nun fethedilmediğini söyleyen Bahçeli, ‘Gerekirse yeniden fetih için yollara düşeriz’ dedi”. (www.cumalidurmus.com.tr/2010/10/bahcelinin-kars-konusmasinin-tam-metni/) Mesaj bellidir: “Türkiye, 1000 yıllık ‘Türk vatanı’, yandaş bir hükümet eliyle parçalanmaya çalışılmakta, bu toprakları kanlarıyla kazanan Türkler, hükümetin Amerikan yanlısı politikaları dolayısıyla Anadolu topraklarındaki egemenliğini kaybetmektedir”.

MHP’nin bu mesajı MHP’yi iktidara taşır mı? Hiç sanmam!

Kabul edelim veya etmeyelim Anadolu topraklarında yaşayan insanların büyük çoğunluğu 2000 yıldır, güce ve iktidara taparlar. Türkler Anadolu’ya geldiklerinde Anadolu’daki nüfusun sadece yüzde onu oranında idiler. 1000 yıl önce bu topraklarda kim iktidar olmuşsa burada yaşayan insanlar ona vergisini ödemiştir bugün de farklı bir insan kitlesi ile karşı karşıya değiliz. Kimi güçlü görüyorsa ona oyunu vermektedir. Ezile ezile, savaşa savaşa bıkmış bir halkla karşı karşıyayız o yüzden sesini çıkartmaz, kim güçlü ise onun yanında yer alır. Kendisine bu yolla bir savunma mekanizması kurmaya çalışır.

MHP’nin Kars ve Ani çıkartması sayesinde oylarını artıracağını beklemek abesle iştigaldir. MHP’nin verdiği mesajlara duyarlı insan kitlesi sınırlıdır. MHP elindekini kaybetmemek istemekte, şoven ve ırkçı politikaları sayesinde elinde tuttuğu kitleyi elinden kaçırmamaya çalışmaktadır. İyi de neden?

Hep yazıyorum. Anadolu toprağının bir insanı olarak komplo teorilerini seviyorum.

Türkiye önümüzdeki günlerde kimlik temelli kavgaların yükselişine sahne olacaktır. Referandum sürecinde BDP’nin boykotunun temelinde --belki de-- büyük bir pazarlık yatmaktadır. Yeni anayasa sayesinde Türkiye başkanlık sistemine doğru rota belirlemiştir. Bir sonraki rota da muhtemelen federal bir yapılanmaya doğru olacaktır. Bölge kalkınma ajansları, NUTS bölge sistemine geçiş ve stratejik planlama hattı ile zaten bu rota onlarca yıldır netleşmiştir. BDP ve hükümet arasındaki pazarlığın konusunu da muhtemelen bu yeni yapılanmada BDP’nin bölgeye yönelik bir özerklik talebi oluşturmaktadır. MHP de bunun farkındadır ve önümüzdeki yıllarda hatta aylarda milliyet temelli çatışmalar güç kazanacaktır. Kanımca MHP, Ani çıkartması ile buna oynamaktadır.

Benzer bir tartışmaya ama başka boyutlarıyla “gizlibelge.wordpress.com” adresinden Doğu Perinçek de “HAYIR nasıl çıkar?” başlıklı yazısıyla katılmaktadır. Perinçek’in vurguladığı noktayı, kısaca söyleyecek olursak, ‘Tayyip Erdoğan’ın BOP (Büyük Ortadoğu Projesi) Eşbaşkanlığı’dır. MHP’nin, Erdoğan’ın eşbaşkanlığını ısrarla işlemeye başladığını belirten Perinçek, önümüzdeki yıllarda Türkiye politikasına bunun yön vereceğini saptamakta, Türk soluna bu süreci işaret etmekte ve bu çerçevede bir politika hedefi belirlemektedir.

Sonuç itibariyle en azından MHP vurgusu açısından Perinçek haklıdır. Yani MHP ısrarla AKP’nin Amerikancılığını vurgulamaktadır. 3 Ekim Pazar günkü Hürriyet gazetesinde, MHP’nin Ani’de namaz haberinin hemen altında Egemen Bağış ile Devlet Bahçeli arasındaki bir polemiğe yer verilmektedir: “MHP lideri Devlet Bahçeli ve bir grup partilinin Ani Harabeleri’nde Cuma namazı kılması polemiğe yol açtı. Devlet bakanı Egemen Bağış, ’Maun Suresini okusunlar. Orada dikkat etmeleri gereken bazı uyarılar var’ dedi. Bağış’ın sözlerine jet yanıt veren Bahçeli de, ‘O önce Amerikan vatandaşlığından Türk vatandaşlığına geçsin AKP içerisinde Amerikalı Bakan olmaktan vazgeçsin’ dedi”.

MHP nereye koşmaktadır?

Artık komplo teorilerini bir kenara bırakarak gerçeklere dönelim!

Unutulmamalıdır! Türkiye’de MHP’nin dâhil olduğu her türlü politika, öncelikle sosyalistler açısından bir tehdittir. 45 yıllık Ülkücü hareket, hep Amerikan karşıtı olduğunu söylemiş, ancak Sivil Savunma biriminin tesislerinde Amerikalı uzmanlar tarafından ve Amerikan silahlarıyla eğitilmiştir. 1970’li yıllarda sosyalistler Amerikan emperyalizmine karşı mücadele verirken, Ülkücüler emperyalizmi bir kenara bırakıp sosyalistlere karşı savaş açmışlar, Ülkücüler, Bahçelievler’de TİP’li gençlerin katledilmesi, Kahraman Maraş ve Çorum katliamları vb ile çoğalarak süren bir antisosyalist hareketin öncüleri olmuşlardır. Hareketlerinin var oluş sebebi de zaten budur.

Önümüzdeki günlerde de sosyalistlerin bu topraklarda daha güçlü bir antiemperyalist mücadeleyi omuzlamak zorunda kalacakları mutlaktır. Bu süreçte de MHP, tarihsel görevini yerine getirmek için Ani harabelerinde hazırlıklara başlamıştır. Egemen Bağış’a Amerikalı bakan derken, silahlar muhtemelen antiemperyalist mücadele veren sosyalistlere çevrilecektir. MHP’nin Ani üzerinden güç toplama çabasını bence böyle yorumlamak gerekmektedir. Amerikan karşıtı görünüp antiemperyalist hareketleri anlamsızlaştıracak ve sosyalistlere karşı silahlanacak bir hareket. Senaryo yazarımız, Ani’de hükümete değil, bu topraklarda “farklı bir hükümet ve farklı siyaset” projesine sahip olan tek kesim, sosyalistlere karşı bir hazırlık başlatmaktadır.

Türkiye’de yapılmak istenen projeleri bozma potansiyeline sahip –beğenin veya beğenmeyin- tek bir kesim vardır: Sosyalistler. Diğerleri, farklı hükümet tek siyaset projesinin parçalarıdır. Unutulmamalıdır! Ne zaman ki sosyalist mücadele yükseliş potansiyeli yakalar, Ülkücü hareket de yükselişe geçer. Ama bu yükseliş hükümet olmak için değil bu topraklarda hakça üretmek ve paylaşmak temelinde bir kardeşliği kurmak isteyen sosyalistlere karşı olmuştur.

[email protected]