Sayfa yolu
Koç Holding maden için toprağı çürüttü, köylüye posası kaldı
Yayın Tarihi: 05.06.2026 , 10:05 Güncelleme Tarihi: 05.06.2026 , 10:17
Algoritmaya müdahale edin: Tek bir işlemle soL Haber’i Google’da ‘tercih edilen kaynak’ olarak seçin, aramalarınızda soL öne çıksın.
Sivas ilinin Kangal ilçesine bağlı Pınargözü köyünde Demirexport tarafından 1958 yılından bu yana işletilen demir madeni, bölgedeki yaşam kaynaklarını adım adım yok etti. Demirexport Grubu, devasa pasa alanları oluşturabilmek için zamanında köylülerin tarlalarını satın alırken, arazisini satmak istemeyen yöre halkının toprakları da Resmi Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı zorunlu kamulaştırma yasası ile ellerinden alındı.
Son yirmi yıllık süreçte ise köyde maden pasasının yarattığı yığıntı, toprağa yaptığı muazzam baskı nedeniyle yeraltı sularının yönünü değiştirdi. Kuruyan kaynaklar ve bozulan jeolojik yapı, köylülerin üretim aracı olan tarlalarında derin obrukların oluşmasına yol açtı.
Tarımsal üretimin imkansız hale geldiği Pınargözü'nde, aynı şirketin Bakırtepe bölgesinde işlettiği altın madenindeki siyanür kullanımı da yörenin ekolojisini ve son temiz su kaynaklarını ölümcül bir tehdit altında bırakıyor.
soL Haber, patron düzenine karşı emekçilerin sesini güçlendirmek için yazmaya devam ediyor. soL'un bu haberlerine destek olmak isteyen tüm okurlarımızı abone olmaya davet ediyoruz.
'Zalimler adeta doğadan intikam alıyor'
Yaşanan bu ağır yıkım karşısında yöre halkı, yaşam alanlarının ellerinden alınmasına ve doğanın katledilmesine büyük bir öfke duyuyor.
Bölgedeki tahribatı yerinde gözlemleyen ve soL'a konuşan bir yurttaş, durumu şu sözlerle özetliyor:
"Eskiden insanlar burada yünlerini yıkardı. Buranın yukarısı Süt Pınarı olarak bilinir. Kadınlar, çocukları hasta olduğunda şifa bulmaları umuduyla bu suyu kullanır ve burayı kendilerine bir adak yeri yaparlardı.
Ancak maalesef su kurumuş durumda. Koç Grubu'na ve doğayı sevdiklerini söyleyip reklam veren diğer sermaye şirketlerine soruyorum, doğanın nesini seviyorlar. Zalimler adeta doğadan intikam alıyor. Maden atıkları bölgeyi öyle bir mahvetmiş ki yeraltı suları yön değiştirmiş durumda ve bu büyük bir tehlike yaratıyor. Zamanla Koç Grubu buralardaki tarlaları topladı ve zorunlu kamulaştırma yasasıyla araziler ele geçirildi. Ayrıca Bakırtepe bölgesinde altın işletmeciliği de bulunuyor. Altını siyanürle ayrıştırdıkları için orada açık bir siyanür havuzu var. Ülkenin her tarafında madenler için tarlaları alıp o bölgeleri maden sahası yaparak ormanları ve tarım arazilerini yok etme derdindeler."
'Toprak satılır mı? Bak gençlerimiz gurbete çıktı'
Madenin sadece toprağı değil, köyün demografik yapısını ve gençlerin geleceğini de nasıl yok ettiğini anlatan yaşlı bir bölge sakini ise isyanını yöresel ifadelerinin gücüyle şöyle dile getiriyor:
"Maden çalıştırıyorlar güya. Çoluğumuza çocuğumuza korku verdiler, gençlerimiz iş bulamadı, aş bulamadı. Eskiden her şeyimiz vardı; nohut ekerdik, fasulyemiz, her şeyimiz vardı. Adamlar buraya geldi, tarlaları ve arazileri aldılar. O araziye kondular. Biz dedik ki arazi satılmaz. Toprak satılır mı, niye satalım? Gençlerimiz kendi başlarının çaresine bakıyor, eskiden her şeyi yapıyorlardı.
Ama insanlara korku verdiler.
Bakın bizim gençler hep gurbete çıktılar. İş yok, güç yok. Bizim meşhur Süt Pınarı suyumuz vardı. O Süt Pınarı'nı nasıl ettiler, nasıl götürdüler, nasıl yaptılar bilmiyorum.
Utanmıyorlar mı, hiç Allah'tan korkmuyorlar mı, bunların vicdanı yok mu? Bu nasıl adalet, bu nasıl maden? Geldiler buraya girdiler, hem toprağımızı aldılar, hem arazimize el koydular, hem çoluk çocuğumuzu mağdur ettiler. Sinirden doluyum, kelimeleri bir araya getiremiyorum."
Koç Holding'in ilk vukuatı değil
Bölge halkını yurtsuzlaştıran ve doğayı tahrip eden bu madencilik anlayışı, Koç Grubu'nun ilk vukuatı değil. Daha önceden de gündem olan haberlere göre, Koç Holding ve Fernas şirketler grubu ortaklığıyla Kırşehir'in merkez ve Boztepe ilçeleri sınırlarında devasa bir altın madeni projesine girişilmiş durumda. Hazırlanan projede, tarım arazilerinin ve meraların tam ortasına yıllık otuz dört milyon ton maden atığı bırakılması planlanıyor. Yüzde ellisi tarım alanlarından, yüzde otuzu ise meralardan oluşan elli sekiz bin dekarlık ruhsat sahasında siyanürlü altın çıkarılması için ÇED sürecine devam kararı verildiği biliniyor. Kuraklık tehdidi altındaki Ramsar alanı Seyfe Gölü'nü ve göldeki flamingoları doğrudan tehdit eden bu proje, Kangal'da olduğu gibi yerel halkın ve tarım alanlarının sermaye birikimine kurban edilmesinin güncel örneklerinden birini oluşturuyor.
Yüzüncü yılda yüz yıllık sömürü
Koç Holding bir yandan kuruluşunun yüzüncü yılını devasa reklam kampanyaları ve doğa dostu söylemlerle kutlarken, diğer yandan yüzyıl boyunca sömürdüğü ve en az yüz yıl daha kullanılamayacak, tarımın bitirildiği araziler bırakıyor geride. Kangal Pınargözü'nden Kırşehir Boztepe'ye memleketin dört bir yanına uzanan bu sömürü tablosu, maden patronlarının kar marjları uğruna coğrafyanın nasıl çürütüldüğünü ortaya koyuyor.
Özel şirketlerin doğayı ve yaşam alanlarını sadece bir posa haline getirdiği bu düzenin durdurulabilmesi için maden alanlarının devleştirilmesi gerekiyor. Madenler kamusal bir planlamayla kamulaştırılmadığı sürece bu ağır ekolojik yıkımın ve yoksullaştırmanın devam edeceği görülüyor.
soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.